Hangi Tefsirlerden Nasıl Yararlanılır?

4

Meal okurken nelere dikkat etmeliyiz?
Allahın gönderdiği son kitap olan Kuran’ı anlamak her müslümanın görevidir. Bunu kendisi okuyarak anlama imkânına sahip değilse meal, tefsir vb. yollarla anlamaya çalışmalıdır.
Meal nedir?
Arapça bir kelime olan meal, ‘bir şeyi aslına döndürmek’ anlamına gelen ‘e-v-l’ kelimesinden türeyen mimli bir mastardır. Evvel kelimesi ile aynı kökten gelir. Kuran çevirileri için kullanılan meal kelimesi, ‘tercüme’ yerine kullanılmıştır.
Kuranın tercüme edilmesinin imkânsız olduğu iddiası ile Kuran çevirilerine tercüme demek yerine meal kelimesi tercih edilmiştir. Tercüme, bir konuşmayı veya yazıyı başka bir dile çevirmektir. Meal ise Kuranı Kerim’i Arapçadan bir dünya diline çevirmektir. Aralarında yakın bir anlam olmakla birlikte Türkçe’de Kuran çevirilerine meal demek daha yaygın bir kullanımdır. Her ne kadar mealler de birer tercüme örneği olsa da meal kelimesini kullanmak daha bir şöhretlidir. Meal-tercüme meselesinde çok boğulmadan konumuza girmekte fayda olacaktır.
Kuranı anlamanın iki yolu vardır.
Birincisi: Kuran’ı anlamak için gerekli olan ilimleri öğrenmek. (Arapça, tefsir ilimleri, hadis ilimleri vb.)
İkincisi: Meal, tefsir gibi eserlerden hareketle anlamaya çalışmak.
Bu iki seçenekten en zoru hangisidir diye sorsak sanırım birçok kişi ilk seçeneği söyler. Zira Arapça öğrenmek, Kuran ilimlerine vakıf olmak, siyer bilgisine sahip olmak, İslam tarihini bilmek, Peygamberler tarihini bilmek ve diğer ilimleri bilmek zordur ya da uzun zaman alır. Bundan dolayı Kuran’ı anlamak için en zor yol birincisidir diyenler daha fazla olacaktır.
Hâlbuki Kuran’ı anlamak için en zoru birinci seçenek değildir. Meal ve tefsirlerden Kuran’ı anlamaya çalışmak birincisine göre daha zordur. Neden mi? İşte cevabı:
Günümüzde Kuran’ı Türkçe okumak/anlamak için yapılan meal sayısı iki yüzü geçmiştir. Bu mealleri yapanların neredeyse tamamı en iyi anlamı kendilerinin verdiğini iddia etmektedir. Hâlbuki neredeyse birçoğu diğerine anlam bakımından uzaktır. Ama Arapça haliyle tek bir Kuran vardır.
Her meal işiyle uğaşan kendi ‘iddiasına’ göre çeviri yapmıştır. On dokuz mucizesine inanan Edip Yüksel kendi teorisine göre ayetleri yorumlamıştır. Mucizeleri Allahın kanunlarına aykırı gören İslamoğlu Kuran’da mucize olarak anlatılan birçok ayeti akılcı bir yöntemle çevirmiştir. Hadisleri kabul etmeyen Yaşar Nuri Öztürk Kuran’da geçen hadis kelimeleri ile adeta oyun oynamıştır. Ama Arapça haliyle Kuran, bu tür iddialardan uzaktır.
Mealler, meal yapılan dilin gücünü taşır. Dilin gücü zamanla zayıfladıkça mealde kullanılan dil de git gide eskimektedir. Elmalılı Hamdi Yazır’ın meali onlarca sadeleştirme görmüş ve hala görmeye devam ediyor. Hâlbuki Kuran’ın kendi dili on dört asırdır hiç değişmedi.
Meallerde kullanılan deyimler, benzetmeler ve örneklemeler birbirinden farklılık arz ediyor. Bunun da sebebi her meal yazarının sahip olduğu dil kültürü ve dile olan hâkimiyetidir. Bir mealde köle ifadesi başka bir mealde hizmetçi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ayetin Arapçasını bilmeyen kişi çok rahat bir şekilde meal yapanın yaptığı yorumu Allah’ın ayeti zannedebilir.
Meal yapanların Arapça dil bilgisi de meal yapmada bayağı etkilidir. Cümlenin öğelerini ayırt edemeyecek derecede olan birçok kişinin meali vardır. Dil ile ilgili belagat, nahiv, sarf gibi ilimlerde yetersiz olan bilgiler ister istemez mealde etkisini gösterecektir.
Meallerde bir ayet ile ilgili sebeb-i nüzul gibi Kuran ilimlerinin olması ayeti daha açık ve anlaşılır yapabilecekken birçok mealde anlaşılırlığı görmek zordur.
Son yapılan meallerin büyük çoğunluğu daha önce yapılan meallerden iktibas veya kırpmadır. Hatta nokta ve virgülüne kadar aynı şekilde olan ama farklı isimlerle basılan mealler görmekteyiz.
Benim cemaatimin, yayın evimin ve ideolojimin bir meali olmalı düşüncesi de (güdümlü) meal çalışması ortaya çıkarmaktadır. Kuran’ı o dile kazandırmaktan çok, kendi cemaatini ve ideolojisini Kuran ile ispatlama gayreti vardır. Rabıtayı kabul eden bir anlayış Kuran’da geçen Rabıta kelimesini kendi düşüncesine göre çevirmekte, yine vesile kelimesini veya veli-evliya kelimesini kendi inancına göre çevirmektedir.
Meal yapan kişinin mezhebine göre de meal değişebilmektedir. Hanefi bir hoca efendinin yapacağı mealde ahkâm ile ilgili ayetlerde Hanefi mezhebini, Şafii mezhebinde olan bir hoca efendinin yapacağı mealde Şafi ahkâmını görmek mümkündür. Hâlbuki Kuran’ın Arapça metninde bu anlayışın ikisi de görülmemektedir.
Meallerde heyet çalışması olmakla birlikte Türkiye’de heyet tarafından yapılan meallerde bile benzerı sıkıntıları görmek mümkündür.
Tüm bunlara rağmen Meal okumalı mıyız?
Evet, okumalıyız. Meal okumak yanlış değildir. Meallerdeki tüm olumsuzluklara rağmen meal okunmalıdır. Ama meal okurken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlara dikkat edilerek meal okunursa Allahın kelamı daha doğru anlaşılmış olur.
Meal Okurken Dikkat Edilmesi
Gereken Hususlar
Meal, Allah’ın sözü değildir. Allah’ın sözü Arapça olarak nazil olmuştur. Bunu unutmamak gerekir.
Mealde beşeri zaaflar olabilir. Çeviri hatası, anlama hatası, baskı hatası, yanlış anlaşılmaya müsait kelime ve cümleler vb. hatalar mealde bulunabilir.
Meal ile hak iddia edilemez. Mealler Kuran’ın anlaşılması içindir. Ama Kuran’ın kendisi değildir. Bundan dolayı birisine meal okuyarak itiraz edilmez. Mesela ‘Allah’ın sözü varken hangi söze/hadise inanıyorsunuz?’ diye yapılan mealde ‘Hadis’ kelimesi geçmekte diyerek bunu okuyan kişi, hadisleri okumayın, onlara inanmayın gibi bir zanna kapılmaktadır.
Meallerden hüküm çıkarılamaz. Zira meal yapan kişi zaten kendi inancı, mezhebi, itikadî düşüncesi, felsefi görüşüne göre çeviri yapmıştır. Bundan hüküm çıkarmaya çalışan kişi de ayrıca kendi düşüncesi, mezhebi vs. katarak yorumlayacaktır.
Mealleri mümkünse karşılaştırmalı okumak gerekir. Bazı ayetler için gerekli olmasa da bazı ayetlerde mutlaka mukayese ile okuma yapmak gerekir.
Meal yapan hocayı tanımakta fayda vardır. Kim olduğu, ilmi yeterliliği, itikadî düşüncesi, tezleri, iddiaları vb. özelliklerini bilmek meal okurken bize fayda sağlar.
Meali Allah’ın kitabını anlamak için okumalıyız. Her zaman zihnimizde mealden hüküm çıkarılmamalı fikrini canlı tutmalıyız.
Meallerden herhangi bir tartışma konusu çıkarmamalıyız. Zira bizim okuduğumuz mealde verilen anlam ile başka mealde verilen anlam farklılık gösterebilir.
Bazı ayetlerin birden fazla anlama gelme ihtimali vardır. Çeviri yapan kişi bu anlamlardan birini benimsemiş, başka biri de diğer anlamı benimsemiş olabilir. Buna dikkat etmeliyiz.
Meal okurken itikad, amel, ibadet, ahlak, siyer, tarih ve bilimle ilgili ayetleri okuduğumuzda bu ilimlerden ne kadar haberdar isek manayı da o kadar anlarız. Bunun için de ansiklopedi, itikat, fıkıh, siyer, tarih bilgisi gerekmektedir. Kuran’da var olan bu türden kavramları bu bilgilerle anlamaya çalışmalıyız.
Anlamadığımız ya da anlamakta güçlük çektiğimiz yerler için bir âlime/hocaya danışmalıyız. Sadece kendimiz o mealden yola çıkarak hüküm çıkarmamalıyız.
Meal okurken zihnimize takılan yerlere işaretler koymalı ve bazı yerleri not almalıyız.
Meal okurken ayetlerin bize hitap ettiğini unutmamalıyız. Bu ayetlerden yola çıkarak kimseyi fasıklık, günahkâr ve kâfir olarak nitelememeliyiz.
Tefsir kitaplarından mutlaka istifade etmeliyiz. Birçok tefsir uzun çalışmaların ve araştırmaların ürünüdür.
Meal okuma alışkanlığı elde etmeliyiz. (Mukayeseli bir biçimde ve ilim geleneğinin ışığında olan bir alışkanlıkla okumalıyız.)
Namazlarda okuduğumuz ve ezbere bildiğimiz surelerin meal ve tefsirlerini mutlaka ara sıra gözden geçirmeliyiz.
‘Mealcilik akımı’ndan uzak durmalıyız.
Mealler üzerinde yapılan testlerle kendimizi ara sıra test etmekte de fayda vardır.
Hangi Meallerden İstifade Edebilirim?
Elmalılı Hamdi Yazır
Hasan Basri Çantay
Mahmut Kısa
Suat Yıldırım
Hasan Tahsin Feyizli
Mahmut Usta Osmanoğlu
Diyanet Kuran yolu meali

Murat PADAK

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER