İslami Olan Cemaat

265

islami-olan-cemaat-onizleme“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet olsun. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.” (Ali İmran, 104)
Cemaat lügat anlamı : “Toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem’ mastarından türeyen Arapça bir kelimedir. İstilahta ise” İnsan topluluğu, bir fikir ve inanç etrafında toplanmış kimselerdir. İslâm cemaati anlamlarındadır. Cemaat “birleşme, bütünleşme, bir araya gelip kenetlenmiş topluluk” anlamlarına gelir. Yani cemaatte ayrılık değil bütünlük esastır. Bu yüzden İslami kaynaklarda cemaat kelimesi aynı zamanda ümmet anlamında kullanılır. Kelam âlimleri, çoğunlukla “Ehl-i sünnet” için de cemaat tabirini kullanırlar.

Ne var ki günümüzde cemaatleşmeden ziyade fırkalaşma dikkat çekmektedir. Burada olması gerekenle olan arasında bir tenakuz bulunmasından dolayı sıkıntı yaşanmaktadır. Yani problem cemaatleşmede değil fırkalaşmadadır.

En geniş anlamıyla ‘cemaat’; İslâm ümmeti topluluğunu ifade eden bir kavramdır. Dünyadaki bütün Müslümanlar bu anlamda bir bütün halinde ‘cemaat’ tirler. Bu cemaatin ana özelliği, aynı Din’e, yani Tevhid Dinine inanmaları, aynı kıbleye yönelmeleridir. Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, bütün Müslümanlar İslâm cemaatinin birer üyesidirler.

İslam bireyci bir din değil, tam tersine ümmetçi bir dindir. Tüm Müslümanları bir vücut olarak değerlendirmekte ve onları bir bütün olarak kabul etmektedir.

“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet bulunsun.”

islami-olan-cemaat-1Evet, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan bir cemaatin bulunması kaçınılmazdır. Bizzat Kur’an ayetinin ifadesiyle yeryüzünde, hayra çağıran iyiliği emreden kötülüğü nehyeden bir otoritenin bulunması da kaçınılmazdır. Çünkü ayette hayra “Davet” olayı söz konusu edildiği gibi iyiliği “Emr” ve kötülüğü “Nehy” etmek de söz konusu edilmiştir. Bilindiği gibi “Davet” otorite olmadan da yerine getirilebildiği halde, “Emir” ve “Nehiy” ancak bir otorite ile mümkündür.

Birliklerini bir araya getirip Allah’ın ipi ve yolunda kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlayan bir otorite… Hayra “Davet” ve şerden “Nehy” üzerine kurulu bir otorite… İnsan hayatında Allah’ın metodunun gerçekleşmesi için birbirinden ayrılmayan bu iki esas üzerine kurulu bir otorite… Evet, yeryüzünde Allah’ın hayat için indirdiği metodunun gerçekleşmesi ve insanlar tarafından bilinmesi hayra “Davet”i ve iyiliği “Emr” edip, kötü- lüğü “Nehy” eden ve kendisine itaat edilen bir otoriteyi gerektirir. (Seyyid Kutub-Fi Zilal’il Kur’an)

Cemaat; rastgele, tesadüfen veya şartların bir araya getirdiği insanlar değildir. Cemaatin üyeleri de yaptıklarını bilmeyen, hangi şartlar altında bir araya geldiğinden habersiz ve şuursuz kimseler değillerdir. Cemaat, şuurlu bir birlikteliktir. Kuru kalabalık, cansız varlıklar yani kitle (cemadât) değildir.

Kitle, şartların bir araya topladığı kalabalıktır. Yolu ve hedefi belli değildir. Asgari müşterekleri bile ortada yoktur. Belki bir çıkarın, belki etkili bir rüzgârın, belki gözü açık bir propagandacının bir araya topladığı bir sürüdür. Sürüyü akıllı ve gözü açık çobanlar istediği gibi sürükleyip götürürler.

islami-olan-cemaat-4İslâm toplumunda herkes birbirinin kardeşidir. Tıpkı namazda saf tuttukları ve beraber oldukları gibi, kendi aralarından seçtikleri ehl-i hal ve’l akd (imam, emir sahibi, velîyyul emr) yetkilisinin başkanlığı altında dünya ve din işlerini yürütürler.

Allah’ın dinini yaşamaya çalışırlar. Onların önderleri kendileri gibidir, hiç bir üstünlüğü yoktur ve onların içlerinden seçilmişlerdir.

Müslümanlar bulundukları yerde, az da olsalar cemaat anlayışını yaşatmakla görevlidirler. Bazı mü’minler, bir amacı ya da bir hedefi gerçekleştirmek üzere bir araya gelebilirler, bir grup çalışması yapabilirler. Vakıf, dernek, teşkilat çatısı altında örgütlenebilirler. Bu şekilde oluşan cemaatler, kendi aralarında bazı prensipleri uygulasalar bile, diğer Müslüman cemaatlerle İslâm kardeşliği çerçevesinde ilişki kurarlar, ayrılık gütmezler, onlara sırtlarını dönmezler.

Bir cemaatin İslâmî olup olmaması, onun İslâmî prensiplere ne kadar uyduğuna bağlıdır. ‘En iyi cemaat biziz’ iddiası geçersizdir. Ya da “En güzel cemaat biziz” diyebilirsiniz. Unutmayın ki, “Tek güzel” siz değilsiniz!

Belli bir amacı ve çalışmayı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen cemaatler, tefrikaya sebep olmamalı, Müslümanları bölüp parçalamamalıdır. Dinde ayrılık güdenlerin ve kendi cemaatinin veya grubunun görüşlerini, prensiplerini din haline getirenlerin son derece hatalı oldukları açıktır. Kaldı ki İslâm sürekli bir şekilde Müslümanların kardeşliğini vurgulamakta, onları ‘vahdet’e dâvet etmektedir.

islami-olan-cemaat-3Tevhid itikadını benimsemiş mü’minler cemaatli olmak fakat cemaatçi olmamak zorundadırlar. Müslümanlar, yaşadıkları yerlerde azınlık da olsalar cemaat olmaya çalışmalılar. Bunu yapmazlarsa ve cemaat şuurunu diri tutmazlarsa; cemaat olmanın avantajlarını ve nimetlerini kaçırırlar. ‘Cemadat’, yani şuursuz, sıradan sürü haline gelirler. Sürüleri güden çobanlar de her zaman bulunur.

Cemaat Olmanın Önemi ve Zorunluluğu:

Cemaat bir vucubiyet, cemaatsizlik bir vebaldir. Bu işin keyfiyeti kişinin kendi isteğine bırakılmamış “olmazsa da olur” değil, aksine “olmazsa olmazımızdır”. İnsanın ihtirasları, çıkarcı, bireyci, bencil, dünyacı, karanlıklardan kurtulup gün yüzüne çıkması cemaat ortamlarının rahmet ve bereket ikliminde mümkün oluyor… Kişi cemaat potasında olgunlaştıkça toplumsal duyarlılığı gelişiyor…

Cemaat kişisel kabiliyetleri, kazanımları sosyalleştirmek için vardır… Hem kendi kalmak, hem de cemaat atmosferinde zenginleşmek, derinleşmek, durulaşmak fırsatı yakalanmış oluyor…

Tevhid akidesi ve hareketli organik ameliyle kişiye anlam ve değer yükleniyor… Hayatın fani çabalarını ebedileştirmenin yolu da buradan ge- çiyor… Cemaat her tür bereketin adıdır… Velayetin, vahdetin, uhuvvetin, rahmetin taşıyıcısıdır… İslam’ı pratize etmenin zeminidir… Müminleri bir arada tutan tutkal, bir duvar misali kaynaştıran harçtır…

Modern dönemlerde İslami misyon ve mesajı sürdürebilme imkanı cemaat formunda kendini gösteriyor… Modernite ile gelen köklü yıkıma karşı duracak tek potansiyel güç İslam’dır… Cemaat tüm zamanların bir zaruretidir.

İslâm cemaat dinidir. İslâm’ın ilke ve prensipleri en güzel şekilde cemaatle beraber yerine getirilir.

İslâm, Müslümanların şuurlu cemaatler olmasını emretmiştir. Peygamberimiz Medine’de bu örnek cemaati kurmuş ve nasıl olacağını göstermiştir. Böyle bir cemaat mü’min için koruyucu bir elbise, kale gibidir.

islami-olan-cemaat-2Cemaat olan mu’minler birbirlerini daha iyi tanırlar, birbirlerini sever sayarlar, destek olurlar, yardımda bulunurlar. Birbirlerinin durumlarından haberleri olur, birbirlerinin eksik taraflarını tamamlarlar. Tıpkı bir vücut gibi birbirlerinin acı- sıyla kederlenirler.

İslâmî cemaat, Kur’an anlayışı ve Peygamberin yolu üzerine kurulur. Onların arasında kardeşlik, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, fedakârlık ve saygı vardır. Onların arasında soy, sınıf, kabile, meslek, bölge üstünlüğü gibi şeyler yoktur.

İşte bunun aşılabilmesi için başta, en geniş cemaatin ümmet düşüncesinin yeniden yeşermesi gerekir. Eğer ümmetin herhangi bir kesimini dışlayan faaliyet söz konusu ise bu bir cemaat değil, fırkalaşmadır. Ama ümmetin tümünü kuşatmayı esas alan, fakat bu arada bir teşkilat disiplini içinde belli bir kesimini aktif olarak değerlendiren faaliyet söz konusu ise bu olması gereken müsbet manada bir cemaatleşmedir.

İlk olarak şunu iyice bilmemiz gerekir ki İslam, kendi kendini temsil eder. Herhangi bir grup veya oluşum İslam`ın kendisi değildir. Bir grup veya oluşum İslam`ı ne kadar özümsemişse o kadarı- nı dışa yansıtabilir. Eğer bir yanlışlık varsa o İslam`ın özünde değil, söz konusu oluşumda veya onu yönlendiren kişilerdedir. Dolayısıyla onların hatalarından yola çıkarak İslam`dan soğumak, uzaklaşmak yanlıştır.

İkinci olarak, hiçbir mümin kendisini Müminlerin maruz kaldığı sıkıntılardan soyutlayamaz. Mutlaka onların sıkıntılarıyla ilgilenmesi, dertleriyle dertlenmesi ve sevinçleriyle sevinmesi gerekir. Şahısların veya grupların hatalarından kaynaklanan sıkıntıları bahane gösterip buna ilgisiz kalamaz. Bilakis söz konusu yanlışlıkların düzeltilmesi için davet çalışmasına daha hız vermesi gerekir.

Üçüncü olarak, büyük ümmetin oluşması önünde eğer engel teşkil ediyorsa grup ve lider taassubundan mutlaka kurtulmamız gerekir. Bu taassup bazen Müslümanları itikadi sapmalara kadar götürüp bir birine düşürmekte ve güçsüz düşürüp düş- mana yem etmektedir. Bu ise harici bir düşmana hacet bırakmayacak kadar büyük bir felakettir.

islami-olan-cemaat-5Bir kimse belli bir gruba veya lidere sıkı sıkıya bağlı olabilir. Ancak mensubu bulunduğu grup ya da lider, Kur`an ölçülerine göre bir hata yaptığında o hatanın düzeltilmesi için çalışacağı yerine Kur`an`ın ölçülerini esnetme, bu ölçüleri kendi grubu ya da liderinin anlayışına yahut fiiline göre yorumlama yoluna giderse yanlış yapar. Asıl yapacağı şey, görülen yanlışların nedenini sormak, akla ve İslamî hükümlere zarar verecek davranışlardan sakınmaktır. Ne yazık ki günümüzde cemaat olarak tanımlanan birçok İslamî çevre bu tür taassup ve saplantılardan bir türlü kurtulamamaktadır.

Artık Müslümanların bu kısır döngülerden bir an evvel kurtulmaları gerekir. Bizim davet çalış- malarımız daha çok kızdırıcı değil sevdirici, nefret ettirici değil beğendirici, itici değil yakınlaştırıcı, ayrıştırıcı değil birleştirici olmalıdır. Bugün Müslümanların en çok muhtaç oldukları şey bir birlerine karşı sevgi ve muhabbetin, yardımlaşma ve dayanışma duygularının yeşermesidir.

Bazı cemaatların idareye gelme pahasına gerekirse hedeflerinden de bazı tavizler verdikleri malumdur. Böyle bir durum İslam cemaati için asla söz konusu bile olamaz. İslam’ın her türlü ayrıcalıklardan uzak bir vahdet dini olduğu ve İslam’da asıl olanın bu vahdet içerisinde safların ve sözlerin birliği gerçeğini çok iyi bilmelidir.

Abdullah Aydın TEVLİOĞLU

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER