DAVET MEKTEBİ YAZIM İLKELERİ

Kıymetli yazarımız,

Davet Mektebi Dergimize yazılarınızı göndermeden önce yazınızda aşağıdaki hususları tek tek gözden geçiriniz:

  1. Yazınızı sisteme göndermeden önce en az üç defa sakin bir ortamda okuyunuz. Acele edip sisteme yüklemeye/göndermeye çalışmayınız. Tekraren okuyunuz. Göreceksiniz birçok hatayı kendiniz bile fark edip düzelteceksiniz.
  2. İmlâ ve noktalama açısından kontrol edilmek üzere mutlaka birilerine yazınızı okuyunuz, okutunuz. Uyarılarını dikkate alınız. Bu nazarla bakıp gerekli düzeltmeleri yapınız.
  3. Yazınız 1200 kelimeyi geçmemelidir. Şayet yazınız 1200 kelimeyi geçiyorsa yazınızı yeniden kontrol ederek, yazınıza göre daha az önem arz eden, mükerrer kısımları yazınızdan çıkarınız.
  4. Yazınıza uygun bir başlık ekleyiniz. Başlığınız beş kelimeyi geçmemeli, çarpıcı, dikkat çekici olmalıdır. Yazınız içinde küçük alt başlıklar kullanabilirsiniz. Tüm başlıklarda sadece ilk harfler büyük, diğer harfler ise küçük olmalıdır.
  5. Yazınızı 11 punto, yazı stili Times New Roman, satır aralığı tek, paragraf aralığı önce 0 nk, sonra 6 nk olacak şekilde düzenleyiniz. Dipnotlardaki yazıları ise 8 punto, yazı stili Times New Roman, satır aralığı tek, paragraf aralığı önce ve sonra 0 nk. olacak şekilde düzenleyiniz.
  6. Yazınızın içindeki alıntılardan sonra kaynakça vermeyiniz. Alıntıları parantez içine alarak (1) (2) (3) … şeklinde numaralandırınız.
  7. Kullandığınız kaynakları yazının en sonunda Kaynakça başlığı altında 1) 2) 3) … şeklinde numaralayarak veriniz. Kaynakçadaki eser isimlerini 8 punto, yazı stili Times New Roman, satır aralığı tek, paragraf aralığı önce ve sonra 0 nk. olacak şekilde düzenleyiniz.
  8. Yazınızın içinde yaptığınız direkt alıntıları italik olarak gösteriniz.
  9. Yazınızın GİRİŞ, ANALİZ ve SONUÇ kısımlarının olmasına dikkat ediniz. Sonucu başa, Girişi Sonuca almayınız.
  10. Şayet şiir gönderecekseniz şiirlerinizi her mısraın ilk harfi büyük olacak şekilde yazınız. Şiirinizi tekrar tekrar okuyunuz. Hoşunuza gitmeyen kısımları hemen çıkarınız. Bu haliyle şiirinizi yeniden okuyunuz, inceleyiniz, başkalarına okutunuz.
  11. Yazınız için kullanacağınız tabloları dikkatlice hazırlayınız. Tablolarda gereksiz bilgilere yer vermeyiniz. Tabloların rahatça anlaşılabilecek şekilde olmasına özen gösteriniz.
  12. Yazılarınız için başlığa bir dipnot ekleyiniz. Bu dipnotta yazınızda kullanılmasını istediğiniz tasarım önerilerini detaylıca açıklayınız. Yazımın tasarımında mümkünse şöyle bir fotoğraf olsun, kenarında şöyle bir çizgi, altında şu resim gibi.
  13. Başlığın altındaki satırda adınızı ve soyadınızı yazınız. Soyadınıza bir dipnot ekleyiniz. Burada sizi ve mesleğinizi tanıtıcı Doç. Dr. Çukurova Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü gibi açıklamalar ekleyiniz.
  14. Öykülerde konuşma ifadelerini “” işareti içinde gösteriniz.
  15. Yazılarınızı WORD dosyası olarak gönderiniz.
  16. İmlâ kurallarına uymayan, başlıksız ve yazarı olmayan, karışık bir düzenle yazılmış, mantıksal hatalar barındıran yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.
  17. Başka bir yerde yayınlanmış, internetten kopyalanmış, çalıntı ve intihal nitelikteki yazılar yayınlanmaz.
  18. Gönderilen yazılar iade edilmez, kabul ya da reddedilebilir veya daha sonra yayınlanmak üzere derginin yazı havuzunda bekletilebilir. Yazıların sorumluluğu yazara aittir.
  19. Yazılarınızı/çalışmalarınızı her ayın en geç 13’üne kadar gönderiniz.

Yakın ilginiz ve Davet Mektebine yaptığınız kıymetli katkılarınız için teşekkür ederiz.

Davet Mektebi Yazı İşleri

KAYNAKÇASI OLAN ÖRNEK BİR METİN

Ahlâk ve Müslüman Üzerine

Dr. Adnan OKTAY

Etik ile ahlâk kelimesi çoğu zaman aynı anlamdaymış gibi kullanılmaktadır. Oysaki bu kavramlar, bazı manaları itibariyle birbiriyle örtüşürken bazen de çelişmektedir. Öyleyse bu kelimelerin kullanıldığı bağlam önemlidir (1).

Âgâh Sırrı Levend, bir makalesinde ahlâktan bahsederken mekârimü’l-ahlâk, ahlâk-ı hasene, ahlâk-ı hamîde gibi kavramları kullanmıştır. Bu kavramlar yanında adaletten ayrılmamak, başkalarının hakkını tanımak, haramdan uzak durmak, yumuşak başlı, alçak gönüllü, temiz yürekli, cömert, hoşgörülü ve sabırlı olmak, zavallı olanlara acımak, düşkünlerin elinden tutmak, kötü söz söylememek, tevekkül etmek, kadere iman etmek gibi huylardan (ya da değerlerden) bahsetmiştir (2).

Klasik eserler incelendiğinde ahlâk kavramının artık bir ilmin adı (ilm-i ahlâk) olarak da kullanıldığı görülecektir. Bu durum kavrama verilen ehemmiyeti göstermektedir. Bu eserlerde ahlâk genellikle nazarî ve amelî olarak farklı boyutlarda incelenmiştir (3). Klasik ahlâkî eserler arasında İbni Mukaffâ’nın Risâle li’l-ahlâk’ı, İbni Sînâ’nın Risâle fî ilmi’l-ahlâk’ı, İbnü Miskeveyh’in Tehzîbü’l-ahlâk ve Tathîrü’l-ahlâk’ı, Mâverdî’nin Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn’i, Gazâlî’nin Kitâbu Eyyuhe’l-veled’i, Kınalı-zâde’nin Ahlâk-ı Alâ’î’sini en başta zikretmek mümkündür.

Öte taraftan Ebûbekir er-Râzî ile beraber ahlâk kavramına tıbb-ı rûhânî adının verilmesi, bu kavramın en basit manada sağlıklı bir bireyde olması gereken üstün nitelikler olarak değerlendirilmiştir (4). Yani sahip olduğu güzel bir ahlâk ferdi benzerlerinden üstün bir seviyeye çıkaracaktır.

Tanzimat’la beraber ahlâk eğitimi müstakil derslerle verilmiştir. Sultan II. Abdülhamit döneminde ahlâklı bir neslin yetiştirilmesinin din ve ahlâk dersleriyle mümkün olacağı sonucuna varılmıştır. II. Meşrutiyet sonrasında ise ahlâk eğitiminde Batı ahlâkı ve pozitif akıl esas alınmıştır (5).

Bugün dünyadaki mevcut haksızlıklar karşısında ahlâkla ilgili görüşlerin gelmiş olduğu nokta, ahlâkın bireysel bir tercih olduğu yönünde olmuştur. Herkes kendi bireysel tercihleri çerçevesinde bir ahlâkî temellendirmeyi esas almış, böylece toplumda bütün bireylerce kabul edilebilecek bir ahlâk anlayışına duyulan ihtiyaç zorunlu bir hale getirmiştir (6). Her ne kadar bu bir zorunluluk gibi dursa da aslında bu bir seçeneksizlik olarak da değerlendirilebilir.

İslâm ahlâk düşüncesini 15. asra kadar işleyen Mâcid Fahrî, ahlâkı nassî ahlâk (Kur’ânî ahlâk), kelamî ahlâk, felsefî ahlâk, dînî ahlâk olmak üzere dört bölümde incelemiştir. Fahrî, Kur’ân ve sünnetten teorik bir ahlâk anlayışının çıkarılamayacağını belirtmiştir. Bu durum yazarın Müslümanlardaki ahlâkla ilgili bazı hususları dikkatten kaçırdığını göstermektedir (7).

Kaynakça

1) Tepe, Harun. (1998). Bir Felsefe Dalı Olarak Etik: “Etik” Kavramı Tarihçesi ve Günümüzde Etik. Doğu Batı Düşünce Dergisi, Ağustos-Eylül-Ekim, ISSN:1303-7242. Ankara: Doğu Batı Yayınları, S. 4. s. 11-27. s.12. 2) Levend, Âgâh Sırrı. (Tarih Yok). Ümmet Çağında Ahlâk Kitaplarımız. S. 89-115. s.89. 3) Age. s.89. 4) Demirkol, Murat. (2014). İslâm Ahlâk Felsefesinde Erdem Kavramı. International Journal of Science Culture and Sport, July, Special Issue 1, ISSN :2148-1148. DOI: 10.14486/IJSCS96. s. 266-283. s.268. 5) Yazıbaşı, Muhammed Ali. (2014). Klasik Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’e Osmanlı’da Ahlâk Eğitim ve Öğretimi. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, c. 3, S. 4, s. 761-780. s.774-776. 6) Baş, Osman. (2005). Çilingir, Lokman. (2003). Ahlâk Felsefesine Giriş. Ankara: Elis Yayınları (Kitap tanıtımı). İslâm Araştırmaları Dergisi. S. 13, s. 137-140. s.138. 7) Yıldırım, Tamer. (2005). Fahri, Mâcid. (2004). İslâm Ahlâk Teorileri (Ethical Theories in Islâm). İstanbul: Litera Yayınları, (Kitap tanıtımı). İslâm Araştırmaları Dergisi. S. 14, s. 159-163. s.160.

Sosyal Medya Hesaplarımız

3,338BeğenenlerBeğen
480TakipçilerTakip Et
19,383TakipçilerTakip Et
- Advertisement -

Davet Mektebine Yazı Gönder!