Ferit YAVUZ

Zalimlerin zulmünü anlatmaya, mazlumların başına gelenleri yazmaya, onlar için yas tutmaya bile zaman bırakmıyorlar! Daha birkaç ay önce Doğu Guta’daki dört yüz bin sivilin Esed/Hamaney/Nasrallat tarafından bombardımana tabi tutulması nedeniyle tam yedi yıl boyunca belki de dünyanın en muazzam direnişine imza atan muhalifler, katledilen sivillerin sayısı artmasın diye onları tahliye etmek zorunda bırakıldılar. Bu tahliyeden önce bir sığınakta elinde silah taşıyan ve etrafında korku içinde bekleyen kadın, çocuk, genç ve ihtiyarlara nasihat eden bir âlimin konuşmasının ilk bölümünü dergimizin geçen ayki sayısında vermiştik.

 Fakat birkaç haftadır Suriye’nin güneyindeki Dera’da yüzbinlerce mazlumun Ürdün sınırına göç ettirilmesi, Guta’daki bu zulmün diğer yerlerde de devam edeceğini bir kez daha gösterdi. Aynı katliamlar bundan önce Halep, Rakka ve Suriye’nin diğer şehirleri ile Irak’ın Musul şehrinde de yapılmıştı. ABD, israil ve Koalisyon güçlerinin, onlara yardım eden kanlı örgütlerin, Rusya, İran ve Esed rejiminin gerçek niyetlerinin, kendilerine direnen Müslümanları yok etmek ve kadim İslâm şehirlerini yerle bir etmek olduğu gün gibi ortaya çıkmıştır.

 Bizi üzen şey ise; kardeşleri bombalarla paramparça edilirken, çocuklar en gelişmiş silahlarla katledilirken, gencecik kızlar kirletilirken, Allah için mücadele eden yiğit Müslümanlar zindanlarda her türlü işkenceye maruz kalırken, bizim hiçbir şey olmamış gibi davranmamızdır. İşte Suriye’nin Deyrizor şehrinde yıkıntılar arasında bir bacımızın haykırışı;

 ‘Bismillahirrahmanirrahim… Ey Muhammed ümmeti! Ey ümmetin gençleri! Deyrizor sizi yardıma çağırıyor… Çocuklar yardıma çağırıyor… Burada enkaz altından üç saattir çıkaramadığımız on tane ölü çocuk cesedi var! Zalim Esed’in leş kargaları Deyrizor’da her canlıyı yok ediyor. Mertlik nerede? Ümmet nerede? Müslümanlar nerede? Bizler Ümmet-i Muhammed’in kızlarıyız! Ümmet-i Muhammed’in kadınları sizleri yardıma çağırıyor. Sizler neredesiniz?

Yiğit olan sizler misiniz? Dünyanın her bölgesinde bulunan ümmetin gençlerini yardıma çağırıyoruz. Ey Allah’ım, yardıma çağırıyoruz, belki yardımcılarımız olur… Arap yöneticileri dinlemeyin, hepsi birer kalas! Bizleri sattı hepsi! Bizler Ümmet-i Muhammed’in kızlarıyız… Sizleri yardıma çağırıyoruz.

 Bize yardım edecek insanlar istiyoruz. Bize silah bulacak ve yardım edecek insanlar istiyoruz. Yeter artık! Utanın kendinizden… Utanın ey Arap yöneticileri! Ümmetin kızlarının namusları kirletildi. Allah bize yeter, O bizim en güzel vekilimizdir. Kadınlar ve çocuklar sokaklarda katlediliyor. Gençler sokaklarda katlediliyor.

Şiiler geldi. İran devrim muhafızları geldi. Sizler neredesiniz…? Neredesiniz…? Ne bekliyorsunuz? Daha neyi bekliyorsunuz? Gelin görün bizleri, sokaklarda yatıyoruz! Gelin görün nasıl kirletildiğimizi… Daha ne zamana kadar sessiz kalacaksınız?

Buna hakkınız yok! Her gün yüzlerce ölü, yüzlerce yaralı… Hiçbir ilaç, sağlık ocağı yok! Vallahi’l-Azim, sizin Deyrizor için verecek hesabınız var! Allah’a yemin olsun ki hesap vereceksiniz! Vallahi Beşşâr Esed ve yandaşlarından önce cezalandırılacaksınız! Allah’a yemin olsun ki, isimleriniz yazıldı, tarihe kaydedildi. Bütün dünya aleyhinize şahitlik edecek! Allah bize yeter, O bizim en güzel vekilimizdir’

 Doğu Guta’daki sığınağın altında yapılan konuşmanın ikinci bölümünü veriyoruz;

‘Bu iş Allah’ın elindedir. Esed, Keferbatna’yı ve Hazze’yi almış olsa bile ne olacak yani? Sonunda önemli olan Allah Azze ve Celle’nin maiyetinin kimle olacağıdır. Buna güvenin, umutlarınızı buna bağlayın, Allah’a dua ile yönelin! Ümitsizliğe kapılmayın… Ümidi kıracak, hayâl kırıklığı yaşatacak sözlerden sakının!

Kardeşlerim! Şimdi yenilirseniz, sizden sonraki çocuklarınız yaptıklarınızı görecekler… Tarihe sözlerinizi yazdırın! Amel defterindeki sayfalarınızda Allah için yaptıklarınızı yazdırın. Sonuç ne olursa olsun!

 Ey Rabbimiz! Bizlere kısmet ettiğin her şeye razıyız… Allah’ım! Af ve afiyetin bizim için daha geniştir. Bizden razı olana kadar sana tövbe ediyoruz. Güç ve kuvvet, ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.

Allahu Ekber! Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allah’ın salat ve selâmı nebimiz Hz. Muhammed’in (a.s), Âli Beytinin ve tüm ashabının üzerine olsun!

Allah’ım! Senden başka tüm ümitler kesildi. Ya Allah! Senin kapından başka tüm kapılar kapandı. Ey istiğase edenlerin kurtarıcısı! Ey âlemlerin Rabbi! Ey celal ve ikram sahibi! Ey yer ve göklerde O’nu aciz bırakacak bir şeyin olmadığı… Ey yer ve göklerin hakimiyeti elinde olan! Ey Rabbimiz! Ey gizliyi işiten! Ey belâyı defeden! Ey zorda kalanların dualarına icabet eden! Ey mazlumların duasına icabet eden!

Allah’ım! Azabını ve gazabını Beşşâr’ın ve ordusunun üzerine indir! Beşşâr ve onun yardımcılarının üzerine indir… Beşşâr ve işbirlikçilerinin üzerine indir… Allah’ım, onları bizden geri çek, senden başka onları bizden geri çekecek yoktur. Dünyanın sebepleriyle onları geri püskürtmekten aciz kaldık! Onları sen geri püskürt Allah’ım!

 Allah’ım! Dünya sebeplerinin tümü koptu, seninle olan bağımız sapasağlam kaldı. Allah’ım umudumuzu kırma! Allah’ım sana tevekkül ettik! Sana dönüş yaptık ve dönüş de ancak sana olacaktır.

Allah’ım gençlerimizi muhafaza et! Ey Rabbimiz, zaferini onların elleriyle gerçekleştir. Ey Rabbimiz, sana dua edenleri ve senden yardım isteyenleri boş çevirme! Ey Rabbimiz, yedi yıllık çabayı boşa çıkarma! Ya Rab! Haşa sen akıttığımız kanımızı boşa çıkarmazsın. Haşa sen eşlerini ve çocuklarını kaybeden dul kadınların ve yetim çocukların dualarını geri çevirmezsin Allah’ım!

Ey Rabbimiz! Yetim çocukların gözyaşları ile bize yumuşak davran! Ey Rabbimiz! Çocuklarını yitiren kadınların gözyaşları ile bize rıfk et! Ey Rabbimiz! Gençlerin acılarıyla bize yumuşak davran! Yaralıların yaraları, şehitlerin kanları, beli bükülmüş yaşlıların, süt emen bebeklerin, çocuklarımızın gözyaşları, kadınlarımızın duaları ve erkeklerimizin direnişi ile bize yumuşak davran!

 Allah’ım, senden umudumuzu kırma! Ey Rabbimiz, bizleri yerimizden yurdumuzdan çıkarma! Allah’ım, kâfir kavimlere karşı bize yardım et! Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve canımızı ebrar (içi dışı tertemiz olan) kulların ile beraber al!

Kâfir kavimlere karşı bize yardım et! Mücrim kavimlere karşı bize yardım et! Haddi aşmış Rusya’ya karşı bize yardım et! Dünyanın her bir yerinden toplanıp gelenlere karşı (ABD, Avrupa devletleri vs) bize yardım et! Ey Allah’ım, dualarımızı bulutların üzerine çıkar. Dualarımızı Sana çıkar. Bizimle Senin aranda perde bırakma! Yardımını üzerimize indir.

Huzur ve güveni üzerimize indir. Yüreklerimize ve korkan her bir Müslümanın yüreğine sekinet indir. Ayıplarımızı ört! Korkularımıza karşı bize emniyet ver. İhtiyaçlarımızı gider. İşlerimizi yoluna sok! İhtiyaçlarımızı karşıla! Gençlerimizi ıslah eyle! Mücahitlerimize sebat ver! Düşmanlarımızı kır ve hezimete uğrat

Ya Rab! Ya Allah! Onların yüreklerine korku sal! Saflarını bölüp ayır! Onları emellerine ulaştırma! Topraklarımızda onların sancağını dalgalandırma! Amaçlarını bizde gerçekleştirme! Arkalarında olanlar için onları ibret eyle!

 Senden başka olan tüm ümitler koptu Allah’ım! Senin kapından başka tüm ümitler kapandı. Ey kullarına karşı çok merhametli olan Allah’ım! Huzur ve emniyeti biz kullarının üzerine indir. Çocukları ve kadınları korkuyla yıldırma! Hepimizin yüreğine sekinet indir Allah’ım!

Allah’ım, bizleri vatanımıza geri çevir ve bizleri orada emniyetli kıl! Düşmanımızı kır ve onları başarısız eyle! Tarih bizim hakkımızda ‘yurtlarından çıktılar’ demesin Allah’ım! Allah’ım, bize sebat ver, ayaklarımızı sabit kıl! Bize düşmanlık yapan herkese karşı bizlere yardım et! Allah’ım! Bize Senin kapından başka bir kapı kalmadı. Bize Senden başkası kalmadı…

 Ey gizli olanı işiten! Ey bize uzak olmayan, bize yakın olan Allah’ım! Seninle aramızda aracı yoktur. Seninle aramızda engel yoktur. Ey Allah’ım gençlerimize sebat ver. Mücahitlere sebat ver. Kıtal isteğini gençlerimizin nefsine geri ver. Allah’ım Dimeşk’i bize aç ve bizi memleketlerimize geri çevir.

Allah’ım bizleri yerimizden çıkarma! Kanımızın akmasına mâni ol! Ayıplarımızı ört! Korkularımızdan bizi emin kıl! Göz kırpana kadar dahi olsa da bizleri nefislerimizle baş başa bırakma! Bizleri kendi başımıza, kendi gücümüze bırakma, helak oluruz. Allah’ım güç ve kuvvetimiz ancak sendendir. Allah’ım sana yöneldik! Senin kapını çaldık! Yükümüzü senin kapında indirdik! Sadık bir kalple senden istedik!

Mazlum kulların olarak senden istedik! İcabetinden şüphe etmeksizin senden istedik! Allah’ım bizleri boş çevirme! Ne kapından kovulmuş olarak ne ümidinden mahrum bırakılarak ne de yardımından uzaklaştırılarak… Ey celal ve ikram sahibi Allah’ım! Allah’ın salat ve selâm, nebimiz Hz. Muhammed’in (a.s), onun beytinin ve tüm ashabının üzerine olsun! Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.’