Dicle nehri ile can bulan ve aynı zamanda o nehir ile de sular altında kalacak olan kadim şehir Hasankeyf… Batman il merkezinin 37 km güneyindeki kent, nehir kenarındaki sarp ve dik kayalıklar üzerine kurulmuştur. İsminden de anlaşılacağı üzere insanlar tarafından oyulmuş yüzlerce mağara nedeniyle Arapça ve Süryanicede “Mağaralar şehri, kalesi” anlamına gelen “Hısn-ı Keyfâ” olarak adlandırılmıştır. Şehir, İslâm fethinden önce “Cepha”, İslâm’dan sonra “Hısn-ı Kefyâ” veya sadece “Hısn”, Osmanlı Devleti zamanında ise “Hasankeyf” şeklinde isimlendirilmiştir.

Şehrin ilk olarak kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu belli değildir. İlçe merkezine yaklaşık olarak 1.5 km doğusundaki höyük, bölgedeki yaşamın günümüzden yaklaşık olarak 12.000 yıl öncesinde başladığını göstermektedir. Höyükte 2009 yılından itibaren yapılmaya başlanan kazılarda Demir Çağı, Helenistik Dönem ve Akeramik Neolitik Döneme kadar inilmiştir. Hasankeyf Höyük, Yukarı Dicle Havzasındaki en erken yerleşimlerden birisi olması nedeniyle oldukça önemli yerlerden birisidir.

Roma döneminde askeri bir garnizondan ileri geçemeyen şehir, Hz. Ömer döneminde Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler ve Büyük Selçukluların egemenliğine girmiştir.

Sökmen İbni Artuk’un 1102 yılında Hasankeyf’i ele geçirmesiyle birlikte ihtişamlı günler yaşanmaya başlanmıştır. 1232 yılına kadar Artukluların elinde kalan şehir, büyük bir iskân görmüştür. Surlarla çevrili şehirde gerek müslim gerekse gayrimüslimler için ibadethaneler, ticaret mekânları, muhtelif işlikler, muhtelif türbeler, mezarlıklar, dükkânlar, kişilerin sosyal statü ve devletteki konumlarına göre inşa edilen saray ve köşkler inşa edilmiştir. Artukluların güçlenmesi ile birlikte başkent, Hasankeyf’te surların dışına taşmıştır. Nehrin karşı tarafında ve nehir kenarında Artuklu Hamamı, İçkale’de Roma garnizonu üzerine yapılan büyük saray en önemlisi de Dicle nehri üzerine boydan boya uzanan bir köprünün inşa edilmiş olmasıdır. Fahreddin Kara Arslan tarafından yaptırılan köprü, ticaretin canlılığını arttırmış, diğer yönlere yapılacak askeri seferlerde ordunun hızlıca hareket etmesini kolaylaştırmıştır.

Eyyubi hükümdarı Melik Kamil’in 1232 yılında şehri ele geçirmesi ile birlikte bölgedeki Artuklu egemenliği de son bulmuştur. Melik Kamil’in oğlu Melik Salih, Hasankeyf’teki ilk Eyyubi hükümdarıdır. Eyyubilerin Hasankeyf kolu, Artuklu kültür ve medeniyeti üzerine kendi anlayışlarını oturtmuştur. 1260 yılında tüm bölgeyi kasıp kavuran Moğol istilasından Hasankeyf de nasibini almış ve şehir, büyük bir yağma, talan ve tahribat görmüştür. Bu süreçte Eyyubiler Moğollara tabi olmuşlar ve bu şekilde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Sonrasında Eyyubiler eskisi kadar olmasa da yeniden görkemli günlerine dönmeye başlamıştır. Daha sonra 1461-82 yılları arasında Akkoyunluların egemenliğine giren Hasankeyf, 1517 yılında Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girmiştir.

Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapan şehirde her bir medeniyete ait unsurlar az da olsa görülmektedir. Şehre ismini veren mağaraların 4500 civarında olduğu sanılmaktadır. İnsan eliyle yontulan bu mağaralar, 1970’li yıllara kadar iskân görmüştür. Çökme ve kaya parçalarının düşmesi nedeniyle mağara evlerde yaşam engellenmiş ve halkın yeni yapılan konutlarda oturması sağlanmıştır.

İçkale, Dicle nehrinin kenarında 135 m yüksekliğindeki yekpare bir kaya kütlesi üzerine kurulmuştur. Bu kısım yukarı şehir olarak adlandırılmakta olup 1970 yılına kadar kullanılmıştır. Roma döneminde askeri bir garnizon olması nedeniyle kentte sadece Roma kapısı, garnizon binası ile kazılarda ortaya çıkarılan mozaik parçalarından başka çok fazla Roma kalıntısı bulunmamaktadır.

Artuklulardan günümüze fazla bir şey ulaşmamıştır. Artuklu çağına ait eserler başta Ortaçağın en büyük ve en geniş kemer açıklıklı Hasankeyf Köprüsü, Mardinike ve Koç Camileri, Zeynel Bey Külliyesindeki iki medrese ve han, nehir kenarındaki Artuklu Hamamı, ve köşklerdir.

Hasankeyf’in günümüzdeki mevcudiyeti Eyyubiler dönemine aittir. Hem İçkale hem de dış kalede eserler bırakan Eyyubilerden günümüze ulaşan eserler ise Şehabiye Medresesi, Sultan Süleyman Cami ve türbeleri, er-Rızk Camii, Kızlar Camii, Yamaç Külliyesi, Küçük Saray, İçkale’ye çıkışı sağlayan yoldaki üç adet kapı, İmam Abdullah Zaviyesi ve türbesi ve köşkler ile İçkale’ye çıkan su sistemidir.

Kısa bir süre de olsa Hasankeyf’e egemen olan Akkoyunlular da değerli eserler bırakmıştır. Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’in türbesi, İmam Abdullah türbesinin tamiri, 12 mihraplı kaya oyma mescit Akkoyunlu eserlerindendir. Anadolu’da başka bir benzeri olmayan Zeynel Bey Türbesi Hasankeyf’in simgesidir. Osmanlılar ise mevcut imar ve iskânı tamir etmenin yanı sıra aşağı şehirde iki cami, çarşı ve bedesten inşa etmiştir.

Hasankeyf Ören Yeri, 1986 yılından Mardin Müzesi başkanlığında Prof. Dr. M. Oluş Arık tarafından kazılmaya başlanmıştır. Kazı çalışması, 2009 yılına kadar aralıklarla sürmüştür. Hasankeyf Kazıları 2009 yılından günümüze kadar Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam tarafından kazılmaktadır.

Ilısu Projesi, DSİ tarafından 1954 yılında başlatılmıştır. Ancak barajın yapılması ve buna bağlı taşınmalar oldukça geç bir zamanda başlamıştır. Hasankeyf’te aşağı şehir, tamamen Ilısu Baraj gölü altında kalacaktır. Bu bağlamda Hasankeyf’te oturan halk, ilçenin tam karşısında yeniden inşa edilen yeni Hasankeyf’e taşınacaktır.

Su altında kalacak olan tüm kültür varlıklarından taşınabilenlerden Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, İmam Abdullah Türbesi, Orta Kapı, Er-Rızk Camii’nin minare, portal ve harim kuzey cephesi, Kızlar Camii, Süleyman Han Camii’nin minare, portal, çeşme ve alçı bezemeleri, Koç Camii’nin alçı bezemeleri teknolojinin sağladığı son tekniklerle taşınmıştır. Taşınma imkânı olmayan yapılar ise yerinde korunma yoluna gidilerek sağlamlaştırılarak gelecek nesillere aktarılmıştır.

Yukarı şehir olarak adlandırılan İçkale su altında kalmayacaktır. Ancak kalenin oturduğu yekpare kayalığın baraj suyundan zarar görmemesi için gerekli koruma duvarları yapılmaya devam etmektedir (1).

Dr. Zekâi ERDAL

Kaynakça:

1)Daha geniş bilgi için http://www.hasankeyfkazıları.org.tr/hasankeyf/, kazı sonuçları bildirilerine bakınız.