İslâm ümmeti susuzluktan kavrulmuş o susuzluğu giderip ümmetin yüzünde tekrar umut çiçeklerini açacak, yıllardır darmadağın olmuş yaralar almış bu ümmetin yaralarını saracak, bu ümmeti toparlayacak bir İslâm neslinin hasretini çekiyor.

Üzerimizde bulunan bu zilleti kaldırıp artık İslâm’ın zırhını giyinip bu nesli yetiştirmenin zamanıdır. Bizler yerimizde oturup hiçbir şey yapmadan bu yeni ve aydınlık neslin gelmesini bekleyemeyiz. Peygamber Efendimizin (sav) yaptığı gibi toplumumuzu bir İslâmî eğitimden geçirip bu nesli oluşturmalıyız.

Allah’tan korkan, Resûlullah’a canını, malını, sevdiklerini feda edecek kadar bağlı olan bir nesil… Düşmanlar her yönden güçlü olsalar bile Allah’tan umudunu kesmeyen bir nesil… Gücünü, zekâsını Müslümanlara nasıl daha rahat bir hayat sunabilirim düşüncesiyle kullanan, merhameti, zorluklarla karşılaştığında Allah’a sığınmayı, Allah’tan yardım dilemeyi bilen bir nesil…

Allah’ı her daim anan, kalbinden ve aklından çıkarmayan, Allah’tan korkan, kalbine Kur’ân-ı Kerîm’i yerleştiren, hayatında onunla amel edip nefsini dünya sevgisinden, maldan mülkten arındırmak için mücadele eden bir nesil…

Ahiretini düşünüp ona göre yaşayan, kardeşliği önemseyen ve kardeşiyle İslâm davasına hizmet eden bir nesil… Tabi böyle bir neslin oluşması için öncelikle bu nesli yetiştirenlerin değişmesi gerekir, yani bizim İslâmiyet’i öyle bir şekilde yaşamamız gerekiyor ki, bizden sonraki nesil bizden dirilsin.

Tuba ANĞAY