Kur’ân ayı Ramazan geldi, geliyor. “Ramazan ayı ki, o ayda insanlara yol gösterici, hakkı batıldan ayırmanın açık delilleri olarak (Bakara, 185) mübarek bir gecede (Duhân, 3) ve “Biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik.” (Kadir, 1)

Öncelikle ümmet adına helallik istiyorum. On dört asır önce “Bir de insan, yiyeceklerin (kaynağı)na bir baksın!” (Abese, 24) emrini indirdin. Ey muallim Cebrail (a.s)! Vahyini unutan bu ümmete hakkını ne zaman helal edeceksin?

“Bazı kimseler vardır ki, dünya hayatına ait sözleri senin hoşuna gider. Üstelik o, pek azılı bir düşman olduğu halde kalbindekine, sözünün özüne uygunluğuna Allah’ı da şâhit tutar. Dönüp gidince veya bir işin başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ürünleri ve nesilleri yok etmek için koşturur durur. Oysa Allah, bozgunculuğu asla sevmez.” (Bakara, 204-205)

Peygamberimiz (sav): “Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kur’ân’ı terk etmişti ” der (Furkân, 30). Kendimize hiç şu soruyu sorduk mu? En son ne zaman yediğimiz yemeğin bileşenlerinde haram lokma var mı yok mu diye merak edip baktık? Çünkü “İnsanoğlunun tükettiği şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacağı bir çağ geldi ki, hiçbir duası kabul edilmeyen bir ümmete dönüştürüldük. Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?” (Furkan, 77) ilahi emrini yeniden diriltmek adına Dünya Müslümanlarını ve bütün insanlığı uyandıracak dualara ihtiyacımız var.

Doğal, tertemiz ve helal ürünün kazancı için güzel insanlar istiyorsak, Allah’ın haram kılmadığı ürünlerden tüketme bilincini diri tutmalıyız. Yani bu iki kavramı dünyamıza, beyin ve kalp cebimize koymalıyız.

Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler (Nahl, 116).” Gıda terörüne bir kere maruz kalan bir insan, sonrasında her türlü gıda terörüne yem olmaktadır. Yani sağlıklı, olgun, hamiyetli, vatanperver, dindar bir nesil inşa etmek istiyorsak helal kazançla işe başlayıp yiyip içtiklerimizin helal mi haram mı olduğu sorgusuyla yolumuza devam etmeliyiz.

Yediğimiz lokmalarımızın helale doğru yakınlaşması, bir asırdır unutulmaya yüz tutmuştur. İslâm ülkelerindeki algı hipnozuna girmiş Müslümanlar, “Gün Kutlama Gönüllüleri olarak gayrimüslim adetleriyle uyuşturulmuş bilinçsiz tüketicilerin içine kadar girmiş, Kara Cuma ve sevgililer günü gibi inancımızla örtüşmeyen günlerle israf etmeyi kutlar hale gelmiştir. İnsanımız, o malum günlerde özellikle AVM’lere gidiyor, hediyeler alıyor, mağdur ve mazlum insanımızı unutarak Yahudi ve Hristiyan topluluklarından daha çok alışveriş çılgınlığı yapıyor.

Katkılı Hazır Gıdalar Sağlığımıza Saldırıyor mu?

Emperyalist güçlerin beslenme propagandası altında, “ucuzluk, doyuruculuk ve lezzet” adıyla dillendirilen hipnoz üçgenine sıkıştırılmış yaşantısında Müslüman ümmete uyandırılmamak üzere helali aramaya fırsat verilmediği bir gerçektir.

Mesela, E441 rumuzu ile bizim gıda maddelerinin üretiminde de kullanılan jelatin (kollagen, gelatin) isimli katkı maddesi hayvansal kökenlidir. Türkiye’de Gıda Sanayii sektörü yılda 10 Bin ton toz jelatini tüketmektedir. Bu miktarın %25 yerli (koyun, keçi ve sığır kemik ve derilerinden) üretilmekte olup kalan %75’lik kısmı ithal (kökeni belli olmayan) jelatin gıda üretim bandına girmektedir.

İlaç firmalarınca pazarlanan bazı ilaçlarda kullanılan kapsüller, aynı jelatinden üretilmiştir. Yine margarinlerden, unlu gıda maddelerine varıncaya kadar katkı maddesi olarak kullanılan E471, E472a-f rumuzlu Mono ve Digliseritler, hayvani ve bitkisel yağ asitlerinden üretilmektedir. Ancak ithalatta bu ayrıntı incelenmeyip etiket ve ambalajlarında da detay verilmemektedir. E921 “Cystein” rumuzlu katkı maddesi, insan veya domuz kılından üretilmektedir. Tıpta ilaç, gıda da unlu mamül ve ekmekte katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

Tarladan Çatala sloganıyla sağlıkta ve gıda endüstrisinde bitinden piresine ve yarasadan yengeç ayaklarına, pankreastan kursağa, kandan domuzun her eczasına varıncaya kadar akla hayale gelmedik helal ve hijyen olmayan binlerce katkı terörlü gıda maddeleri üretilmektedir. Her gün bunların kullanıldığı terör yuvası olmuş gıda maddeleri hücrelerimize kadar girmektedir.

Hayatımızın helalleşmesine önemli katkı sağlayacak ve hep birlikte Allah’ın ipine sarılarak “2013 yılı Ramazan ayının 17. Günü”ünden itibaren Dünya Helal Gününün anlam ve önemiyle ilgili ortak bir uyanışın sesine şahit oluyoruz. Farklı milletleri arasında bulunduran, üye kuruluşlarını dünya çapında temsil edip helal sertifikasyon ve akreditasyon sürecini standartlaştırmak adına 21 yıl önce Endonezya Jakarta’da kurulmuş olan Dünya Helal Konseyi, 2013 yılı Ramazan orucunun 17. Gününü ‘Dünya Helal Günü’ ilan etmiştir. Dünyada ve ülkemizde haber olarak yayınlandığı günden itibaren 7 yıldır Helalleşme mayası tutarak yoğun ilgi ile karşılanmıştır.

Helal lokma bilinci mi? Evet. Hayatımızın her günü 17 Ramazan olsun!

Dünya Helal Günü olan bugünü 8. yılında da uluslararası gündem yapmalıyız. Geliniz hiç olmazsa bugün helal ve temiz standardından geçerli not almış ürünlerden satın alarak ailecek evlerimizde ya da ümmetle bir kaynaşmanın huzuru içinde toplu iftarlarla orucumuzu açalım. İnsanoğlu, beden binasının inşası ise yiyip içtiklerimizle doğrudan ilgilidir.

Yüreklerde Sükûnet

“Kendilerine savaş açılan (mümin)lere, zulme uğradıklarından dolayı, (artık savaş için) izin verildi. Şüphesiz ki, Allah, onlara yardım etmeye elbette kâdirdir.” (Hac, 39) “Yakında o topluluk bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.” (Kamer, 45) “Hani siz (Bedir’de) Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: “Hiç şüpheniz olmasın ki, ben size birbiri ardınca gelen binlerce melekle yardımcıyım” diye duanızı kabul buyurmuştu. Allah bunu ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla güvene kavuşsun diye yapmıştı. Yardım (zafer) ancak Allah katındandır. Şüphesiz ki, Allah mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfâl, 8-10)

Hicretin 2. yılı ve 17 Ramazan’da (14 Mart 624) Bedir’e ulaşan iki ordu, Cuma sabahı karşılaştı. İkindiye doğru Medine İslâm Devletinin ilk zaferi olan Bedir’de 313 mücahitle (2 at ve 70 deve) İslâm Ordusu 14 şehit, 950 kişilik müşrik Mekke ordusu (700 deve, 100 at) başta Ebû Cehil olmak üzere 70 kayıp 70 esir vererek mağlup olmuştur.

İlk ganimet olarak Bedir kuyusunda sahabeden Sa’d b. Ebû Vakkâs, müşriklerden Saîd b. Âsî’yi katlederek kılıcını alıp Resûlullah’a gelmiş, bu kılıcın kendisine verilmesini istemiştir. “Eğer Allah’a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiriyle karşılaştığı (Bedir) günü kulumuza indirdiğimize inanmışsanız bilin ki, ganimet olarak aldığımız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Resûlüne, O’nun hısımlarına, yetimlere, yoksullara ve (karşılıksız kalmış) yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.” (Enfâl, 41) ve ganimetler pay edilmiştir.

Dünya Helal Günü

İslâm, ilk gazvesi olan Bedir savaşında helal konusundaki önemli bir ayet olan Enfâl (Ganimet) suresinin 69. ayeti miladi 624’te Ramazan’ın 17. günü nazil olmuştur. “Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve tertemiz olarak yiyin ve Allah’tan korkun! Şüphesiz ki, Allah, gafûrdur (çok bağışlayandır), rahîmdir (çok merhamet edendir).”

Dünya coğrafyasındaki 8 milyara ulaşan insanlığın İslâm’ın her meselesinde olduğu gibi, fıtratla alakalandırarak sadece Müslümanlara emrettiği değil, bütün insanlığın selameti için yaratanın yarattıklarına sunduğu helal ve tertemiz kavramı, sağlıklı yaşam reçetesi olmalıdır. İftar ve sahur vaktinde oruç (vahiyle buluşma) hazırlığıyla günde beş defa Rabbinin huzuruna varmak için namaza hazırlanan insan, Allah’ın emrettiğini yapacak ve yasak ettiklerinden kaçınacaktır.

İslâm’ı yaşama gayreti içerisinde helal yaşam konusunda oluşturulan farkındalık sürdürülmelidir. Uluslararası yapılan helalleşmeye destek olmalı ve daha da önemlisi Müslüman, kendi hayatında bu meseleye dikkat etmelidir.

Lüks otellerden uzakta farkındalık oluşturmak üzere Adana tarihî Ulucami önünde her yıl olduğu gibi bu yıl da (10 Mayıs 2020) Dünya Helal Günü etkinliği çerçevesinde “Helal sana tertemiz, tertemiz sana helal” diyerek Adana Sivil İnsiyatif Meclisi (ASİM) öncülüğünde mütevazi “hurma-su-simit-çorba” menüsüyle “Yer Sofrasında Ümmet İftarı” düzenlemeyi planlayacaktır. Uluslararası platformlarda bir dizi etkinliği planlayan GİMDES gibi sivil toplum örgütlerinin yetkilileri, sosyal medya üzerinden de sadece Ramazan ayına sıkıştırılmamış olan helal gıdanın tüm insanlık âlemi için nabzını tutacaktır.

Doğal, helal ve temiz beslenmeyi bırakıp sağlığı hiçe sayan devletler, her türlü baş belası virüslerle mücadele etmeyi sürdüreceklerdir. Onların bu hastalıklarından tamamıyla kurtulup Allah’a isyandan vazgeçmelerini en kısa zamanda bekliyoruz. Bu tür etkinliklerin, insanlığın yeniden dirilişine, helal ve tertemiz ürünlerle yaşamayı alışkanlık haline getirmesine vesile olmasını diliyoruz. Rabbimiz, helalleşmemizi kabul buyursun!

Önceki İçerikEl Âlem mi, El-Âlim mi?
Sonraki İçerikHerkes Hiç Kimseyi Anlamıyor mu?