Cezayir Seçimleri
Cezayir’de, iki meclisli parlamentonun alt meclisi niteliğindeki, 407 sandalyeli Ulusal Halk Meclisi’nin yeni üyelerinin belirlenmesi için 12 Haziran 2021 tarihinde seçimler yapıldı.
Ulusal Kurtuluş Cephesi 105 sandalye kazanarak seçimlerden yine birinci çıktı. Ama kazandığı sandalye sayısı hükümet kurmak için gerekli 204 sandalyeden çok azdı.
Siyasi partiler içinde ikinci sırada 64 sandalye kazanan, İslamî eğilimli Toplumsal Barış Hareketi yer aldı.
Üçüncülüğü 57 sandalye kazanan Demokratik Ulusal Birlik Partisi aldı.
Dördüncü sırada 48 sandalye kazanan Gelecek Cephesi Partisi yer aldı. Beşinci sırada yer alan parti 40 sandalye kazanan Toplumsal Yapı Partisi oldu.
78 sandalyeyi ise bağımsızlar kazandı. Bu sayıyla bağımsızlar, Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden sonra en kalabalık listeyi oluşturdular. Ancak bir parti çatısı altında toplanmadıklarından ayrı bir grup sayılmıyorlar.
Diğer sandalyeleri küçük partiler paylaştı.
Seçime katılım %30.2 oranında kaldı. Bu da bazı muhalif partilerin seçimlerin boykot edilmesi çağrısının yankı bulduğunu ve halkın henüz ülkede seçimlere yeterince güvenmediğini ortaya koydu.
Mısır’da 12 İdamın Onaylanması
Mısır’daki cunta Yargıtay’ı, Müslüman Kardeşler cemaatinin ileri gelenlerinden oluşan 12 kişi hakkında idam cezasını onayladı. Haklarında verilen idam cezaları onaylananların arasında Müslüman Kardeşler’in yasaklı Hürriyet ve Adalet Partisi’nin Genel Sekreteri Muhammed Biltaci ve bu cemaatin liderlerinden Savfet Hicazi gibi önemli isimler de vardı.
Yapılan açıklamaya göre Yargıtay daha önce haklarında idam cezası verilmiş 75 kişinin davasını gözden geçirdi ve bunlardan 45 kişi hakkında hükmünü kesinleştirdi. Bunlardan 12 kişinin idamını onayladı. 32 kişinin idamını müebbet hapse çevirdi. Yine Müslüman Kardeşler’in önemli liderlerinden Isam El-Aryan’ın da vefat etmesi sebebiyle davası düştü. 30 kişi hakkında ise gıyaben yargılama devam ediyor.
Yargıtay’ın bu kararının hukuk çerçevesinde değil cunta rejiminin dikte etmesi doğrultusunda verildiği biliniyor.
Cunta yargısının idam ve müebbet hapis kararları bütün dünyada tepkilere neden oldu. Türkiye’de de Sisi cuntasının tutumunu protesto ve idam kararlarının infaz edilmesinin engellenmesini talep eden muhtelif gösteriler düzenlendi.
İran’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
İran’da, 18 Haziran 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Ancak bu kez seçimlerde İmam Ali Hamaney’in desteklediği adayın yani İbrahim Reisi’nin kazanmasının kesinleştirilmesi için önceden bütün tedbirler alındı. Bu amaçla, cumhurbaşkanlığına adaylık başvurularını değerlendirerek aday olabilecekleri tespit eden Anayasayı Koruyucular Kurulu, İbrahim Reisi’ye rakip olabileceklerin tümünü eledi. Adaylıkları reddedilenler arasında eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri gibi önemli isimler de vardı. Çünkü 2017’de yapılan seçimlerde de Ali Hamaney, İbrahim Reisi’yi desteklediğini belli etmesine rağmen onun izhar ettiği tavır halkın oylarını çekmek için yeterli olmamış ve Reisi, Hasan Ruhani’yle girdiği yarışı kaybetmişti. O yüzden bu kez Yargı Erki Başkanı Reisi’ye rakip olabileceklerinden endişe edilenlerin tümü elendi. Böylece seçimlerin sonuçları baştan belirlenmiş oldu ve bu kez İmam’ın adayı İbrahim Reisi seçimlerden yapay bir “zaferle (!)” çıktı.
Suriye’de Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Suriye’de de on yıldan beri kendi halkıyla savaş halinde Baas diktatörü Beşşar Esed, 26 Mayıs 2021 tarihinde güya cumhurbaşkanlığı seçimi yaptırdı. Halkının üçte birinin ülkesini terk etmeye zorlandığı, üçte birinin de ülke sınırları içinde yer değiştirerek Baas diktasının hüküm sürdüğü bölgelerden diğer bölgelere geçtiği Suriye’de bu şartlarda seçim yapılması zaten çok komikti. Kaldı ki diktatörün seçimlerinin de zaten dürüst olması ve halkın özgür iradeyle bir tercih yapması mümkün değildi. Zaten Beşşar Esed’in yanında aday gösterilenler de yine onun adamlarıydı ve onlar Esed’e rakip olmaları için değil formalite icabı aday yapılmışlardı. Kazanma ümitleri olmadığı gibi öyle bir hedefleri de yoktu.
Rejimin açıklamasında, seçimlerde 16 milyona yakın oy kullanıldığı iddia edildi. Oysa 26 milyon civarında olduğu tahmin edilen Suriye nüfusunun dediğimiz gibi üçte ikisi zaten seçimin icra edildiği bölgelerin dışında yaşamaktadır. Dolayısıyla bu bölgedeki nüfusun sekiz milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. İddiaya göre sandıklardan bu sayının iki katı kadar oy çıkmıştı ki bu son derece saçmaydı. Silahların gölgesinde yaptırılan göstermelik seçimde zaten Beşşar Esed’den başka birinin kazanması ihtimali yoktu. Ama buna rağmen yine de Türkiye’de Esed sözcülüğünü yapmaktan hâlâ utanmayanlar onun halkı tarafından desteklendiği saçmalığını tekrar etmekten çekinmediler.
İsrail’de Yeni Hükümet
Siyonist işgal rejimi son iki yıl içinde, hükümet krizinden çıkamaması sebebiyle dört kez erken genel seçim gerçekleştirdi. Son seçimlerden sonra hükümeti kurma görevi önce seçimlerden birinci olarak çıkan Likud Partisi’nin lideri Benyamin Netanyahu’ya verildi. Ancak o, hükümeti kurma konusunda başarılı olamadığı için görevi iade etti. Bunun üzerine cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini ikinci sırada yer alan Gelecek Var Partisi’nin lideri Yair Lapid’e verdi. O da uzun süren pazarlıklarından bir sonuç çıkaramadı. Ancak Netanyahu’nun ayağını kaydırmak isteyen partiler bu kez hükümet kurulamaması durumunda tekrar genel seçime gidilmesi gerekeceğini ve bu kez Netanyahu’nun beklediği şekilde sandalye sayısını biraz artırıp hükümeti kurmak için yeterli sayıyı elde edebileceğini düşündükleri için, ona karşı bir koalisyon oluşturma konusunda anlaştılar.
Koalisyona ortak olan partilerin içinde en aşırı laik sol zihniyette olanından en aşırı sağcı fanatiğine, feministinden eşcinseline kadar çok farklı çizgilerdeki siyasi akımların yer alması bütün bunları bir araya getiren tek ortak yönlerinin Netanyahu karşıtı olmaları olduğunu gözler önüne seriyordu.
Koalisyon hükümetinde, hükümeti kuran Yair Lapid ile aşırı siyonist Yamina Partisi’nin genel başkanı Naftali Bennett’in dönüşümlü başbakanlık yapmaları kararlaştırıldı. Ancak Lapid’in sandalye sayısının daha fazla olmasına rağmen başbakanlıkta ilk sıranın Bennett’e verilmesi kabul edildi. Çünkü o, ortaklığı kabul etmek için bunu şart koştu.
Ne yazık ki siyonistlerin kendi içlerindeki krizi çözme hesaplarına, İsrail parlamentosu Knesset’te dört sandalye elde eden Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi de dışarıdan destek verdi.
Kurulan koalisyon hükümeti sadece bir farkla 59’a karşı 60 oyla güvenoyu alabildi. Bir kişi ise oylamaya katılmadı. Fakat katılmayan kişinin koalisyon partilerinin tarafından olduğu anlaşılıyordu. Çünkü koalisyona katılan partilerin ve grupların parlamentodaki toplam sandalye sayısı 61’i buluyordu.
Siyonistlerin Bayrak Yürüyüşü
Siyonist işgal güçlerinin Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bazı Filistinlilerin evlerine el koymak istemesi ve bunun için işgalcilerin sivilleri olarak bilinen fanatik yahudi yerleşimcileri de devreye sokarak, haklarına sahip çıkmak isteyen Filistinlilere saldırması 10 Mayıs 2021 tarihinde işgal rejimiyle Filistin direnişi arasında bir savaş çıkmasına sebep olmuştu. İşgal rejimi bu savaşta gücünü son raddesine kadar kullanmasına rağmen Filistin direnişinin kararlı mücadelesini kıramayınca ve savaşın devam etmesinin kendisi için de ağıra oturacağını fark edince ateşkese razı olarak bir bakıma yenilgiyi kabul etmiş oldu.
Kudüs’ün 1967’de işgalci siyonistler tarafından ele geçirilmesinin yıl dönümü münasebetiyle fanatik yahudi gruplar tarafından organize edilen Bayrak Yürüyüşü’nün bu yıl da 10 Haziran’da gerçekleştirileceği açıklandı. Ancak Filistin halkı tepki gösterdi ve yürüyüşün Eski Kudüs kısmına doğru devam etmesine izin vermeyeceklerini duyurdu. Bu durum karşısında, işgal hükümeti yürüyüşü belirsiz bir tarihe ertelediğini açıkladı. Ancak fanatik yahudi grupların ısrar etmesi üzerine polis himayesi altında 15 Haziran tarihinde gerçekleştirilmesine izin verileceğini açıkladı.
İşgal rejimi Filistin halkının kararlı duruşu karşısında Bayrak Yürüyüşü’nün güzergâhında bazı değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Bununla birlikte Filistinlilere engel olma ve fanatik yahudileri himaye amacıyla Kudüs’ün her tarafını adeta polis karargâhına çevirdi. Bu yüzden işgalcilere tepki gösteren Filistinlilerle işgal polisi arasında yer yer çatışmalar meydana geldi ve onlarca Filistinli yaralandı, birçok kişi de gözaltına alındı. Ama işgalcilerin tüm tehditlerine rağmen Filistin halkı fanatik siyonistlere karşı Kudüs’ü ve Mescidi Aksa’yı himaye konusunda kararlı bir tavır içinde olduğunu, bu konuda taviz vermeyeceğini ortaya koydu.
Afganistan’da Hakimiyet Mücadelesi
Afganistan’da ABD işgal güçlerinin çekilmeye başlamasıyla birlikte Kabil hükümetiyle Taliban arasındaki hakimiyet mücadelesi de kızışmaya başladı. Hakimiyet mücadelesi bir yandan masa başında, diplomatik pazarlıklarla yürütülürken bir yandan da cephede alan genişletme siyasetiyle sürüyor. ABD güçlerinin çekilmeye başlamasından sonra Taliban, Kabil hükümetinin kontrolündeki bazı önemli noktaları ele geçirdi. Ancak daha sonra Kabil hükümeti karşı atağa geçerek bazı yerleri geri almayı başardı. Fakat bir yandan da Katar’ın başkenti Doha’da siyasi pazarlıklar da devam ediyor ve Taliban görüşmelerden çekilme niyetinde olmadığını duyurdu.
Bu arada bu ülkedeki askerlerini çekme işlemini sürdüren ABD de Kabil hükümetini tümüyle yalnız bırakmamak ve onun bileğini biraz güçlendirmek için Afganistan’a yakın ülkelerden birine üs kurma arayışı içinde olduğunu ve bu üsten daha sonra Taliban hedeflerine hava saldırıları düzenleyerek Kabil hükümetine destek verebileceğini belli etti.
Kanada’da Müslüman Aileye Araçlı Saldırı
6 Haziran 2021 tarihinde Kanada’nın Ontario eyaletinde 20 yaşındaki Nathanial Veltman adlı bir canavar kullandığı minibüsü kaldırımdaki yayaların üzerine kasten sürerek aynı aileden biri 15 yaşında genç kız olan 4 kişinin ölümüne ve 9 yaşındaki bir erkek çocuğun da yaralanmasına neden oldu. Saldırının tamamen İslam karşıtlığından ve Müslüman düşmanlığından kaynaklandığı dile getirildi.
Saldırgan, o insanları hiç tanımıyordu ve onlarla herhangi bir hasımlığının olması söz konusu değildi. Sırf Müslüman kıyafetli olmalarından dolayı nefret ve kin duyguları onu harekete geçirmiş ve böylesine vahşice bir saldırı gerçekleştirerek, bir Müslüman ailenin dört ferdini birden korkunç bir şekilde katletmişti.
Ne yazık ki son yıllarda Batı’da “İslamofobi” olarak adlandırılan Müslüman düşmanlığı gittikçe yayılmakta ve her geçen gün daha da tehlikeli olmaktadır. Bunda Batı medyasının Müslümanları hedef gösteren antipropaganda faaliyetinin büyük bir rolü olduğu biliniyor.

Yazar
1962 Artvin Yusufeli doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini kendi memleketinde tamamladıktan sonra Ankara Ünv. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Marmara Ünv. İlahiyat Fakültesi’nde Hadis dalında yüksek lisans yapan Ahmet Varol, 1984’ten bu yana basın alanında çalışmaktadır. Bu alanda çalışmaya ilk olarak İslam mecmuasının Dış Haberler sorumlusu olarak görev yapmakla başladı. Daha sonra Altınoluk dergisine geçerek bu derginin “İslam Dünyası” bölümünü hazırladı. Bu dergide çalıştığı sırada Erkam Yayınları’nın da editörlüğünü yaptı. Aynı dönemde haftalık olarak yayınlanan Vahdet gazetesinin de Dış Haberler bölümünü hazırlıyor ve bu gazeteye İslam dünyasıyla ilgili yazılar yazıyordu. Ekim 1996 – Ekim 2000 arasında dört yıl süreyle, aylık olarak 48 sayı yayınlanan Vahdet dergisinin Yazı İşleri müdürlüğünü yaptı. Şimdiye kadar birçok periyodik yayın organında İslam dünyası ve genelde dış politikayla ilgili yazıları neşredilen Ahmet Varol’un, Yeni Akit gazetesinde dış politikayla ilgili haftada üç gün yazısı yayınlanmaktadır. Aylık Ribat, Vuslat ve Davet Mektebi dergilerinde de düzenli şekilde yazıları yayınlanıyor. Bunların dışında değişik İslami yayın organlarında farklı zamanlarda İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili yazıları ve Özel FM adlı radyoda da “Dünya Döndükçe” başlıklı periyodik programı yayınlanıyor.
Yazara Yaz
×
1962 Artvin Yusufeli doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini kendi memleketinde tamamladıktan sonra Ankara Ünv. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Marmara Ünv. İlahiyat Fakültesi’nde Hadis dalında yüksek lisans yapan Ahmet Varol, 1984’ten bu yana basın alanında çalışmaktadır. Bu alanda çalışmaya ilk olarak İslam mecmuasının Dış Haberler sorumlusu olarak görev yapmakla başladı. Daha sonra Altınoluk dergisine geçerek bu derginin “İslam Dünyası” bölümünü hazırladı. Bu dergide çalıştığı sırada Erkam Yayınları’nın da editörlüğünü yaptı. Aynı dönemde haftalık olarak yayınlanan Vahdet gazetesinin de Dış Haberler bölümünü hazırlıyor ve bu gazeteye İslam dünyasıyla ilgili yazılar yazıyordu. Ekim 1996 – Ekim 2000 arasında dört yıl süreyle, aylık olarak 48 sayı yayınlanan Vahdet dergisinin Yazı İşleri müdürlüğünü yaptı. Şimdiye kadar birçok periyodik yayın organında İslam dünyası ve genelde dış politikayla ilgili yazıları neşredilen Ahmet Varol’un, Yeni Akit gazetesinde dış politikayla ilgili haftada üç gün yazısı yayınlanmaktadır. Aylık Ribat, Vuslat ve Davet Mektebi dergilerinde de düzenli şekilde yazıları yayınlanıyor. Bunların dışında değişik İslami yayın organlarında farklı zamanlarda İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili yazıları ve Özel FM adlı radyoda da “Dünya Döndükçe” başlıklı periyodik programı yayınlanıyor.
Önceki İçerikFilistin’de “Kudüs Kılıcı” Operasyonuna Giden Süreç
Sonraki İçerikÜmide Seyahat: Kudüs