Cemal Kaşıkçı Cinayeti

Suudi Arabistan vatandaşı, ancak veliaht prensin politikasına muhalif tutumundan dolayı ülkesi dışında yaşamak zorunda kalan gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018 Salı günü, evlilik işlemleri için gerekli resmî evrakları almak amacıyla gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu binasında, Suudi Arabistan’ın gönderdiği on beş kişilik bir tim tarafından öldürüldü. Suudi Arabistan yönetimi başlangıçta cinayeti kabul etmedi ve Cemal Kaşıkçı’nın istediği evrakları aldıktan sonra konsolosluk binasından çıktığını iddia etti. Ancak bütün deliller onun konsolosluk binası içinde kaybolduğunu ortaya koyuyordu. Türkiye’nin olayın üzerine gitmesi ve cinayetle ilgili önemli bulgulara ulaşması üzerine Suudi Arabistan yönetimi Kaşıkçı’nın bina içinde hayatını kaybettiğini itiraf etti. Ancak olayın Suudi Arabistanlı görevlilerle Kaşıkçı arasında meydana gelen bir kavgadan kaynaklandığı iddia etti. Fakat deliller Suud yönetiminin bu yöndeki açıklamalarının da ikna edici olmadığını cinayetin planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini gösteriyordu. Bu cinayetin Suud yönetimini ciddi şekilde sıkıntıya sokacağı ve bazı önemli dengeleri sarsacağı anlaşılıyor. Cinayetin Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satışı için önemli anlaşmalar imzalayan ve bu ülkeyi sağmal inek gibi sağmaya çalışan Trump yönetimini de birçok yönden sıkıntıya soktu.

 

Siyonistlerin Gazze’ye Yönelik Tehditleri

Gazze’ye on iki yıldan beri uygulanan abluka sebebiyle, her yıl Toprak Günü olarak kutlanan 30 Mart tarihinde bu yıl aynı zamanda Büyük Dönüş Yürüyüşü olarak isimlendirilen etkinlikler başlatıldı. Büyük Dönüş Yürüyüşü eylemlerini organize eden heyet bu eylemlerin, siyonist işgal güçleriyle çatışma amacı taşımadığını tamamen sivil amaçlı olduğunu ve hem Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması talebinin dile getirilmesini hem de Filistinlilerin yurda dönüş haklarından vaçgeçmeyeceklerinin vurgulanmasını amaçladığını bildirdi. Ancak siyonist işgal rejimi gösterilere karadan ve havadan saldırılarla müdahale etti. Bu saldırılara da Filistinli gençler yakıcı uçurtmaları ve balonları Gazze çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerine göndererek karşılık verdiler. Bu uçurtmalar ve balonlar karşısında zorlanan işgal rejimi Mısır yönetimini devreye sokarak ateşkes sağlanmasını istedi. Filistinliler de gösterilerin ve eylemlerin sonlandırılması için Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılmasını şart koştuklarını bildirdiler. Gerek işgal rejiminin bu konuda ayak sürümesi ve gerekse Mahmud Abbas’ın Gazze halkını direnişi bırakmaya zorlamak için yaptırımları daha da şiddetlendirmesi sebebiyle ateşkes konusunda ittifak sağlanamadı. Ekim ayı ortalarında da işgal rejiminin başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Liberman’ın, Gazze’ye yönelik saldırı başlatacakları yönünde tehditlerde bulunması ve bölgenin çevresine tanklar ve askerler yığmaları dikkat çekti. Bunun tam da Cemal Kaşıkçı olayının dünya gündemini meşgul ettiği döneme denk getirilmesi ise düşündürücüydü. Aynı günlerde Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ile işgal rejimi Genelkurmay Başkanının ABD’de bir araya gelmesi de dikkat çeken bir gelişmeydi. Görüldüğü kadarıyla bir yandan işgal rejimi Cemal Kaşıkçı olayının oluşturduğu sisli havadan yararlanmak istiyor, bir yandan da Suud yönetimi bu olay sebebiyle dünyanının ilgisini başka yöne çekmek, gündemi değiştirmek istiyordu. İşgal yönetiminin Cemal Kaşıkçı olayı konusunda Suudi Arabistan’ın açıklamalarına güvendiğini dile getirmesi de bu açıdan düşündürücüydü.

İşgal Rejiminin Filistin’de Han El-Ahmer Köyünü Yıkma Çabaları

Han el-Ahmer yani Kızıl Han Köyü, Kudüs’ün kırsal kesiminde yer alan ve daha çok Nakab bölgesi bedevilerinin yaşadığı bir beldedir. Siyonist işgal rejimi Kudüs çevresine inşa ettiği yahudi yerleşim merkezleri arasında bağlantılar kurmak amacıyla burada yaşayan Filistinlilerin bütün evlerini, barakalarını ve ahırlarını yıkma kararı verdi. Filistinliler yıkım işleminin önüne geçmek amacıyla bir yandan işgalcilerin yıkım güçlerine karşı mücadele verirken bir yandan da mahkemelere başvurarak hukuk mücadelesi verdiler. İşgal mahkemesi yıkım işlemini geçici bir süre için durdurarak Ağustos ayına ertelemişti. Ancak işgalmahkemesi daha sonra yıkım kararını onaylayarak söz konusu köyde ikamet edenFilistinlilerden evlerini terk etmelerini istedi. Filistinliler mahkemenin kararına direnerek evlerini terk etmediler. Ayrıca Filistin’in değiş bölgelerinden ve muhtelif dünya ülkelerindenaktivistler köy ahalisine destek verdiler. Bu aktivistler işgal güçlerinin önünde insan engeli oluşturarak yıkım işlemini engellemeye çalıştılar. İşgal yönetimi ise yıkım konusunda kararlı olduğunu ortaya koymak amacıyla bu aktivistlere yoğun baskı yaptı, şiddetli şekilde saldırılar düzenledi ve bazılarını gözaltına aldı. Ancak bütün baskılar Han el-Ahmer köyü ahalisine destek verenleri yıldıramadı.

 

Filistin İslâmî Cihad Hareketi’ne Yeni Lider

Filistin İslâmî Cihad Hareketi’nin kurucusu Dr. Fethi Şikaki’nin 26 Ekim 1995’te Malta’da Mossad ajanları tarafından şehit edilmesinden sonra bu hareketin liderliğine seçilen Ramazan Abdullah Şallah’ın sağlık durumundan dolayı görevi sürdürmekte zorluk çekmesi sebebiyle örgütte görev değişikliği gerçekleştirildi. Örgüt içinde yapılan seçimle yeni liderliğe Şallah’ın yardımcısı Ziyad en-Nehale getirildi. Filistin İslâmî Cihad Hareketi’nin kuruluşundan beri bu hareketin içinde yer almış olan en-Nehale gayretli ve mütevazi kişiliğiyle tanınan bir zat.

 

Bosna Hersek Seçimleri

Bosna-Hersek’te Dayton Anlaşması gereği devletin zirvesinde üç üyeden oluşan bir Cumhurbaşkanlığı Konseyi yer alıyor. Bu konseyin üyelerinin biri Boşnak Müslümanlardan biri Hırvatlardan biri de Sırplardan seçiliyor. Her bir etnik unsur kendi adaylarını belirliyor ve halk bu adaylar arasında seçim yapıyor. 7 Ekim 2018 tarihinde gerek cumhurbaşkanlığı konseyinin üyelerinin gerekse ulusal ve yerel parlamentoların üyelerinin belirlenmesi için seçim yapıldı. Seçimlerden önce konseyde Müslüman Boşnakları temsilen, Aliya İzzetbegoviç’in oğlu Bakir İzzetbegoviç yer alıyordu. Bu seçimlerde onun partisi olan Demokratik Eylem Partisi (SDA) adına cumhurbaşkanlığı konseyi üyeliğine Şefik Caferoviç aday oldu. Boşnak adaylar arasında seçimi yine SDA adayı yani Caferoviç kazandı. Hırvat adaylardan Zeljko Komsic, Sırp adaylardan ise ırkçı görüşleriyle tanınan ve Sırpların yaşadığı bölgenin Bosna-Hersek’ten bağımsız olmasını isteyen Milorad Dodik seçimi kazandı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Seçimleri

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin parlamento seçimleri normalde 1 Kasım 2017 tarihinde yapılacaktı. Ancak bağımsızlık referandumu bu seçimlerin vaktinde yapılmasını engelledi ve seçimler ertelendi. 30 Eylül 2018 tarihinde gerçekleştirildi. Seçimlerde Kürdistan Demokrat Partisi birinci oldu ve özerk yönetim parlamentosunda 45 sandalye kazandı. İkinci sırada yer alan Kürdistan Yurtsever Birliği 19, üçüncü sırada yer alan Değişim Hareketi (Goran) 13, dördüncü sırada yer alan Yeni Nesil Hareketi 9, beşinci sırada yer alan İslâmî Cemaat 7, altıncı sırada yer alan Islah Grubu ise 6 sandalye kazandı. Bazı siyasi partiler seçimlerde hile yapıldığını iddia ederek itirazda bulundular.

 

BM Genel Kurulu Toplantısı

BM Genel Kurulu’nda tüm üye ülkeler temsil ediliyor. Ancak Genel Kurul’un kararları bağlayıcı sayılmıyor. Sadece 15 üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nin kararları bağlayıcı sayılıyor. Güvenlik Konseyi’nin de on üyesi ikişer yıllığına geçici olarak seçiliyor, beş üyesi ise daimi. ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’dan oluşan bu beş daimi üyenin aynı zamanda veto hakkı olduğundan onlardan birinin itiraz ettiği karar Güvenlik Konseyi’nde kabul edilemiyor. Genel Kurul’da temsil edilen üyelerin liderleri senede bir kez bir araya gelerek toplantı düzenliyorlar. Bu yıl 73.sü düzenlenen Genel Kurul toplantısı ise 25 Eylül 2018 tarihinde Genel Sekreter Antonio Guterres’in konuşmasıyla başlayarak dokuz iş günü devam etti.

 

İran’ın Ahvaz Şehrinde Askeri Törene Saldırı

İran’ın, Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Huzistan eyaletinin Ahvaz kentinde, İran-Irak Savaşı’nın başlamasının yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamalar esnasında askerigeçit törenine saldırı düzenlendi. Saldırıyı önce bölgedeki Arap nüfus adına bağımsızlıksavaşı veren Ahvaziye örgütü sahiplendi. Ancak IŞİD örgütü de üstlendi ve bu örgüt saldırıylailgili bazı video görüntüleri de yayınladı. Ahvaz bölgesinde yaşayan Araplara İran’ın baskıuygulaması sebebiyle bölgede ayrılıkçı bir hareket yer alıyor.

Çin’de Uygur Müslümanların Çocuklarının Yetimhanelere Yerleştirilmesi

Çin’deki dikta rejimi Uygur Müslümanların bir kısmını zorunlu eğitim verdiği iddiasıyla toplama kamplarına götürdü. Onların bu kamplara toplanmasının eğitimden ziyade işkence amacı taşıdığı insan hakları raporlarında dile getirildi. Bundan daha kötüsü ise anne ve babaları toplama kamplarına götürülen çocukların akrabalarına bırakılmayıp yetimhanelere götürülmeleriydi. Çin rejiminin bu çocukları yetimhanelere toplamaktaki amacı ise onları bir beyin yıkamasına tabi tutarak onlara henüz devletin resmî ideolojisi olarak kabul edilen komünizmi ve komünizmin temel felsefesini oluşturan ateizmi şırınga etmekti.

 

Hindistan’daki Arakanlı Müslümanların Myanmar’a İadesi

Myanmar’daki zulüm rejiminin insanlık dışı muamelelerine ve tehcir uygulamasına maruz kalan Arakanlı Müslümanların çoğunluğu Bangladeş’e iltica etti. Ancak onlardan başka ülkelere iltica edenler de var. Bu ülkelerden biri de Hindistan. Fakat Hindistan yönetimi onlardan yedi kişiyi geçtiğimiz Ekim ayının başında Myanmar rejimine iade etti. Hindistan’ın, Myanmar rejiminin onlara işkence edeceğini bile bile Müslümanları bu rejime teslim etmesine BM ve muhtelif insan hakları kuruluşları tepki gösterdi. Hindistan’ın bu Müslümanları Myanmar’a iade etmesi Hindistan’a iltica etmiş olan diğer Müslümanlarda da endişeye yol açtı. Hindistan’a iltica etmiş olan Arakanlı Müslümanlar Hindistan hükümetinin kendilerini Myanmar’a teslim etmesinin kendileri için ölümden daha kötü olacağını dile getirdiler.

 

Eski Mısır Diktatörü Abdünnasır’ın Damadı Mossad Ajanı mıydı?

Mısır’ın eski diktatörü ve Arap ulusçuluğunun siyasi lideri olarak kabul edilen Cemal Abdünnasır’ın damadı Eşref Mervan’ın siyonist işgal rejiminin istihbarat örgütü Mossad’ın ajanı olduğuna dair yeni belgeler ortaya çıkarıldı.

Ahmet Varol
1962 Artvin Yusufeli doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini kendi memleketinde tamamladıktan sonra Ankara Ünv. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Marmara Ünv. İlahiyat Fakültesi’nde Hadis dalında yüksek lisans yapan Ahmet Varol, 1984’ten bu yana basın alanında çalışmaktadır. Bu alanda çalışmaya ilk olarak İslam mecmuasının Dış Haberler sorumlusu olarak görev yapmakla başladı. Daha sonra Altınoluk dergisine geçerek bu derginin “İslam Dünyası” bölümünü hazırladı. Bu dergide çalıştığı sırada Erkam Yayınları’nın da editörlüğünü yaptı. Aynı dönemde haftalık olarak yayınlanan Vahdet gazetesinin de Dış Haberler bölümünü hazırlıyor ve bu gazeteye İslam dünyasıyla ilgili yazılar yazıyordu. Ekim 1996 – Ekim 2000 arasında dört yıl süreyle, aylık olarak 48 sayı yayınlanan Vahdet dergisinin Yazı İşleri müdürlüğünü yaptı. Şimdiye kadar birçok periyodik yayın organında İslam dünyası ve genelde dış politikayla ilgili yazıları neşredilen Ahmet Varol’un, Yeni Akit gazetesinde dış politikayla ilgili haftada üç gün yazısı yayınlanmaktadır. Aylık Ribat, Vuslat ve Davet Mektebi dergilerinde de düzenli şekilde yazıları yayınlanıyor. Bunların dışında değişik İslami yayın organlarında farklı zamanlarda İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili yazıları ve Özel FM adlı radyoda da “Dünya Döndükçe” başlıklı periyodik programı yayınlanıyor.
Yazara Yaz
×
1962 Artvin Yusufeli doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini kendi memleketinde tamamladıktan sonra Ankara Ünv. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Marmara Ünv. İlahiyat Fakültesi’nde Hadis dalında yüksek lisans yapan Ahmet Varol, 1984’ten bu yana basın alanında çalışmaktadır. Bu alanda çalışmaya ilk olarak İslam mecmuasının Dış Haberler sorumlusu olarak görev yapmakla başladı. Daha sonra Altınoluk dergisine geçerek bu derginin “İslam Dünyası” bölümünü hazırladı. Bu dergide çalıştığı sırada Erkam Yayınları’nın da editörlüğünü yaptı. Aynı dönemde haftalık olarak yayınlanan Vahdet gazetesinin de Dış Haberler bölümünü hazırlıyor ve bu gazeteye İslam dünyasıyla ilgili yazılar yazıyordu. Ekim 1996 – Ekim 2000 arasında dört yıl süreyle, aylık olarak 48 sayı yayınlanan Vahdet dergisinin Yazı İşleri müdürlüğünü yaptı. Şimdiye kadar birçok periyodik yayın organında İslam dünyası ve genelde dış politikayla ilgili yazıları neşredilen Ahmet Varol’un, Yeni Akit gazetesinde dış politikayla ilgili haftada üç gün yazısı yayınlanmaktadır. Aylık Ribat, Vuslat ve Davet Mektebi dergilerinde de düzenli şekilde yazıları yayınlanıyor. Bunların dışında değişik İslami yayın organlarında farklı zamanlarda İslam dünyasındaki gelişmelerle ilgili yazıları ve Özel FM adlı radyoda da “Dünya Döndükçe” başlıklı periyodik programı yayınlanıyor.