Uyandı Çanakkale bir vahşetin tehdidiyle,
Yiğitler meydan okumada tüm ihtişâmiyle.

Onuru için Mehmetçik, Allah’a söz vererek,
Ayak bastı Çanakkale’ye “Bismillah” diyerek.

Uğrunda bu vatanın ne ağır şeydi sınanmak,
Çanakkale’de bir çift söz; Ölmek yada kazanmak…

Bir direniş abidesiydi şu renksiz manzara,
Bakmak bile durgunluk veriyordu akıllara.

Aylardan mart, takvimlerin çaresiz kalışıydı.
Zamanın ötesinde mahşerin bir provasıydı.

Bir destan ve bir tarih yazılıyordu her saat,
Aciz kalıyordu hep sindirmek için kainat.

İmtihanı çok ağırdı miras kalan bu yurdun,
Öyle kareydi ki yurduna dönmüştü aç kurdun.

Şahidiydi gökyüzü, bu kızılca kıyametin,
Tevhid için neferlerde, o müthiş ferasetin.

Bir fırtına ki dalgalandırıyordu denizi,
Her batan gemiyle soluyordu denizin benzi.

Sabah akşam kırmızı rengi seçiyordu her yer,
Bir de bakıyordun ki etten örülü cepheler.

Esiyorken dört bir yandan ölüm kokan rüzgarlar,
Yükseliyordu cephe cephe tevhidi nidalar…

Aldığı her nefeste verdiği binlerce ahit,
Yürümek için şehadete o nesl-i mücahit.

Şüheda eliyle diri tutmak için dinini,
Kudret-i ilahi onların satın aldı bedenini.

Tarihimizde yoktu kabullenmek esareti,
Nasip etmişken Rabbimiz, böyle bir cesareti.

Şehadete susamış erler ki libası kandan,
Yürüyorlardı ölüme, güler gibi yılmadan.
Dökülen kurşun yağmurlarının çıkardığı ses,
Yankılanan her sesin kestiği binlerce nefes…

Saplanan o köhne esrarın döktüğü her damla,
Suluyordu Çanakkale’yi şehadet kanıyla,

Her saniyenin kıskacında atılan her adım,
Her adımda vadiler, şehit dolu tıklım tıklım..

O dar mekanı saran o boğucu dumanı,
Dağıtıyordu arslan neferin kat kat imanı.

Seyyidlerin şanıyla doğdu islamın güneşi,
İman yüklü bir mermiyle söndü küfrün ateşi.

Uğrunda and içilmiş yürümek için zafere,
Şahitlik etti, topraktaki sulanan her zerre.

Kenetlendiler dağıtmak için bu mel’aneti,
Hiç önemi yoktu ırkın, herkes birer ümmetti.

Gökleri imandan miğfer, duvarları ettendi..
Mürekkebi kandı yurdun, sayfaları kefendi.

Uhud sahnesini andırıyordu Çanakkale..
Şühedâ dolu iken yıkılır mıydı bu kale?

Çanakkale! Yıkılmaz kalesiydi istiklâlin…
Çanakkale! Çizilen kaderiydi istikbâlin…

Anadolu’dan yükseliyordu dualar bir bir…
Hangi annenin duasındaydı zafer? Kim bilir?

Tarihe geçiyordu bir söz; “Çanakkale geçilmez”
Geçilmedi ya… Bu millet bir daha da eğilmez.

Al sancağın kaderiydi dökülen her damla kan;
Dalgalanmasaydı eğer diner miydi bu tufan?

Sana gökler meftundu gökler! Ayyıldızlı sancak!
Seni bu vatan sığdırabilirdi, bu vatan ancak!

Zülfikar ÖZTÜRK

Önceki İçerikİslam Toplumu,Bir Diş Öyküsü
Sonraki İçerikİmanla Beraber Ümitliyiz