Dünya, geçtiğimiz günlerde Haziran 2012 seçimlerinde Mısır’ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursî’nin mahkeme salonunda hayatını kaybettiği haberiyle yer ile yeksan oldu.

Batı zihniyeti, getirmiş olduğu bu demokrasi yalanına, çelişen tutumlarıyla, tabiri caizse “Kendi Putunu Yeme” gibi silikleşen bir hegemonya tahakkümü ile uçuruma yuvarlandığını ilan etti.

Gerçekten de şu an Batı kültürü ve uygarlığı, insanlık tarihinde ilk kez, kimi zaman sanal, kimi zaman gerçek görünümler alarak da olsa, tüm dünya üzerinde zorbaca yaygınlaşmayı, sömürüyü, hegemonya kurmayı, zihni çökertmeler ile tahrifatı başarabilmiş tek kültür ve uygarlıktır.

İslâm karşıtları, İnsanlığın binlerce yıllık medeniyet birikimlerini önce talan ettiler, yerle bir ederek tarihten sildiler. Sonra da buna “medeniyetin barbarlığa karşı mücadelesi” dediler. İnsanlık, tarihte hiç bu kadar alçalmamış, barbarlaşmamıştı!

Özelde Mısır’da, genelde İslâm dünyasında yaşananlar, Müslümanların küresel sisteme direnmeye devam etmelerinin insanlığın çiğnenen, ayaklar altına alınan onurunu kurtarma mücadelesi olduğu gerçeğini asla unutmamalılar! Zira merhum Aliya: “Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.” diyerek aslında yapılan bu izzetvari mücadelenin başarıya ulaştığını belirtmektedir.

Nitekim Muhammed Mursî, bu mücadeledeki izzetli duruşu ile aslında sadakatin ve hakkın, düzmece otoriteler karşında, ne kadar da üstün olduğunu sembolize ederek, Allah’ın ayette belirtmiş olduğu; “Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab, 23) ayetinde ki “Müminlerden öyle adamlar vardır ki” hitabına mazhariyetini tescil etmiştir.

Muhammed Mursî, kuklalaşmış paradigmalara karşı vermiş olduğu mücadele ve ardından gelen mübarek şehadeti ile, zihinlerde bulunan bazı kavramların netleşmesine ve berraklaşmasına vesile oldu. Zira bu mücadele ile Muhammed Mursî bundan sonra zihinlerimizde “Direnişin vücuda bürünmüş hali” olarak yer alacak ve insanlık için bu mücadele bir kandil niteliğinde olup tortulaşmış kalpleri aydınlatacaktır.

İslâm toplumunun iç ve dış dünyasını besleyegelen, belirleyegelen, anlamlı kılan, iman üzere kurulu bir hayat anlayışı, Muhammed Mursî ve arkadaşlarının bu zorlu mücadele karşısında en büyük yapı taşı konumunda olup, zafere ulaşma(sında)/mızda ancak bizim hayatımıza zenginlik katabilecek bir anlam ifa ve ifade ediyor.

Köhnemiş batı toplumlarında, “zulüm” kurumunun ve faaliyetinin gözlemlenmesinin en önemli nedenlerinden biri, şu an yeryüzünde bulunan İslâm Ümmetinin kendi kodlarını, dinamiklerini yenileyerek sürdürebilen, iman kavramı ile yoğrulmuş ve mücadelesini, canını verme pahasına sürdüren Muhammed Mursî ve emsallerinin yer aldığı tek kültürün İslâm Kültüründe olmasıdır.

Yüce Allah bu mücadeleyi daim kılsın, Şehit Muhammed Mursî ve şehadete yürüyen kudemamızın verdiği izzetli duruşu, İslâm âleminin uyanışına, silkelenmesine, yeniden kendi benliğine dönmesine vesile kılsın.

Allah şehadetini kabul buyursun Güzel Adam Muhammed Mursî…

Fatih AKYOLCU