“Muhakkak ki, sizden biri namaz kılarken (aslında) Rabbiyle özel olarak konuşmaktadır.”1 “Dinin başı İslâm, direği ise namazdır.”2Cennetin anahtarı namazdır…”3

İslâm’da tevhitten sonra ikinci emir olarak namaz gelir, çünkü namaz dinin direği, müminin miracı ve cennetin anahtarıdır. Allah (c.c) katında en sevimli ve en hayırlı amel namazdır. Namaz beş vakit Allah’ı hatırlamaktır. Allah’ı birlemenin yani tevhit akidesinin kalbe yerleşmesinin adıdır namaz…

Namaz Allah’a karşı huşumuzu ve ona olan saygımızı belirler. Namaz bize her daim Rabbimizin yüceliğini hatırlatıp, bizim Allah katındaki konumumuzu düzenler. Allah’ı tesbih ve tazim eylemek, ona hamd, şükür ve senada bulunmak, ondan yardım dilemek ve dualarımızın kabulünü istemek, günahlarımız için tövbe etmek… Hepsi namazın birer parçası ve aynı zamanda temel unsurlarıdır.

Hâlid Ebû Şâdî ‘Sanki İlk Defa Namaz Kılıyorum’ adlı eserinde namazın önemi ve yüceliğiyle ilgili çok önemli tespitlerde bulunmuştur. Bunlardan bazılarını burada zikretmeden geçmeyelim:

“Namazın sırrı, ruhunu ve özünü varlığının her zerresiyle Allah’a yöneltmendir. Nasıl ki, yüzünü kıbleden başka bir tarafa çevirmen caiz değilse aynı şekilde kalbini namazda Rabbinden başkasına çevirmen de yakışık olmaz.

Namaz kilitli bir sandıktır ve sadece Allah’a yönelme ve gayrısından yüz çevirme anahtarıyla açılır… Huzurunda durduğun hükümdara O’nun layık olduklarıyla övgüde bulunarak, gafleti kalbinden atmış ve nefsini gaflet ehlinden olmaktan uzaklaştırmış olursun. Rabbinle senin aranda gafletten daha şiddetli bir perde yoktur.

Kıraate başlayacağın zaman öncesinde kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Çünkü namaz şeytanla savaştır ve şeytana bu makamdan daha büyük, daha çok öfke veren ve daha zor gelen bir makam bulunmaz.

Kulluk hallerinin en üstünü secdedir. Sana secdenin emredilmesindeki hikmeti düşün. Allah sana, O’nun huzurunda huşu duyman ve ezilip büzülmen için secde emrini verdi. Böylelikle içine, kibir duygusu veya yücelik dürtüsü sirayet etmişse seni kulluğun aslına ve sükûnet derecelerinin en yücesine geri getirmiş oluyor.”4

Orucun meyvesi nefsi temizlemek, zekâtın meyvesi malı temizlemek, haccın meyvesi bağışlanmayı gerektirmek, cihadın meyvesi canı Allah’a teslim etmektir. Nitekim Allah bu canı kullarından satın almış ve mükâfatını cennet yapmıştır. Namazın da meyvesi Allah’a yönelmektir. Allah’a doğru gerçekleşen bu yöneliş Rabbin de kuluna yönelmesini sağlar. Bu ne kadar da muhteşem bir şey… Varlığın ve yokluğun Rabbi, kâinatta bir zerreye dahi tekabül etmeyen kuluna yöneliyor ve adeta onunla konuşuyor… İşte Allah’a huşu ile yönelmek namazın kula fayda sağlamasının en temel anahtarıdır. Bu anahtarı yakalayan Rabbin sonsuz rahmet kapılarını aralayabilir. Anahtarı elde etmek istiyorsan namazında huşûyla kılmaya dikkat etmelisin…

Şuurla ve huşuyla kılınan bir namazın, müminin üzerinde çok önemli etkileri olacaktır. Böyle bir namaz, mümini ruhen yüceltecek onu maddi-manevi kir ve paslardan arındıracak, kibir, gurur ve bencillikten uzaklaştıracaktır. Müminin kalbini pekiştirip maddi ve manevi açıdan kuvvet kazanmasına vesile olacaktır.

Mümini dünya zindanlarından kurtarıp sonsuz nimetlere doğru yol almasını sağlayacaktır. Özgürlüğün tadını alan mümin namaz ile yatacak, namaz ile kalkacak, namaz ile yürüyecek, namaz ile yaşayacak ve namaz ile ölecektir. Tüm bunları ise âlemlerin Rabbi olan Allah için yapacaktır…

“Ey Muhammed! De ki: Şüphesiz benim namazım da diğer ibadetlerim de yaşamam da ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’âm, 162) Dünyanın esaretinden kurtulup özgürlüğü arzulayanlara sesleniyorum… Namaz ile özgür olmaya ne dersiniz…

Kaynakça

1) Buhârî, Salât, 36. 2) Tirmizî, Îmân, 8. 3) Tirmizî, Tahâret, 1. 4) Hâlid Ebû Şâdî, Sanki İlk Defa Namaz Kılıyorum.