Topladım tüm kusurlarımı, sığındım sana

Setreyle beni ayıpları örten el-Settâr

Emrini baş tacı ettim, büründüm ona

Kabul et kulluğumu, rızâ-yı ilâhiyyenle sar

Tesettür, kök olarak Arapça “setere”den türemiş olup örten manasına gelir. Dikkat edilirse Rabbimizin de ism-i azamlarından biri de el-Settâr’dır. Ayıpları örten, kusurları gizleyen, açığa çıkarmayan… Demek ki, tesettür ayıpları örten, kusurları gizleyen bir perde…

Cennette her türlü nimeti tadıyordu Hz. Âdem ve Havva annemiz, ta ki, şeytan ant içtiği sözünü yerine getirene kadar. Onlara vesvese verip de yasak ağaca dokununca ikisinin de ayıp yerleri birden açılıvermişti. Cennette beşer olarak onlardan başka kimsecikler yoktu. Peki, neden ayıp yerleri görününce birden yapraklara bürünmeye başladılar? Çünkü Rablerine olan utanma duygusu bu hareketi yapmalarına sebep olmuştu.

Hayâ, utanma duygusu, kusurların ortaya dökülmesi durumunda yüzün kızarması vs. durumlar fıtrattandır. Biz temiz bir fıtrat üzere yaratıldık. Allah’ın güzel gördüğü ve hoşlandığı meziyetler fıtratımıza yerleştirildi, öyle geldik dünyaya. Sonradan kişi bu meziyetleri korumayarak zayıflatabilir. Fakat bu gerçek asla değişmez. Bu dünyada Allah’ı unutmuş en azılı kâfir bile ahirette başına gelenleri anlayınca Rabbine karşı mahcup olur ve “Keşke toprak olsaydım da bugün bunları görmeseydim.” der.

Rabbimiz bu güzel duyguları fıtratımıza yerleştirdiği gibi bizim de hayatımıza yerleştirmemizi ister. Yani bunları korumamızı ister aslında. Bu da ancak tesettürle olacaktır. Aslında tesettür kelimesi hayatımızın her alanına yerleştirebileceğimiz çok geniş bir kavramdır. Örtmek manasına gelen tesettürü gözlerinde yaşadığın zaman gözlerin harama, ellerinde yaşadığın zaman ellerin hırsızlığa, zinaya, zulme; aklına, gönlüne uyguladığın zaman aklın, fikrin Allah’ın razı olmadığı her şeye kapalı olur, beri olur, uzak olur. Dilini örttüğün zaman dilin yalana, gıybete örtülü olur. Böylece gerçekten her taraftan kuşanmış ve Allah’ın el-Settâr ismine bürünmüş olursun. Bu tesettürün soyut halinden bir bakıştı ki, bence asıl tesettür bu olsa gerek.

Kıyafet Olarak Tesettür

Kişinin görünmemesi gereken yerlerin örtülmesi olur ki, her ne kadar hem erkekler için hem de kadınlar için geçerli olsa da tesettür denince akla ilk gelen kadın kardeşlerimiz olur. Rabbimiz ayeti kerimesinde “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler…” (Nur, 31) buyuruyor. Rabbimiz kadını temiz ve çok değerli yaratmıştır. Yukarıdaki ayeti kerime, bir kadının yabancı bir ortamda sakınması gereken tavrı gösteriyor. Yani vücudunu başkasının bakışından koruması, aksi halde iffet ve izzetine zarar verebilecek bir bakış söz veya davranışa uğrayabileceğini belirtiyor. Çünkü kadın zariftir. Çünkü kadın çekici ve güzel bir varlıktır. Çünkü kadın bir zarf gibidir. Korunduğu müddetçe sadece sahibi açar okur. Açılırsa elden ele dolaşır, herkes okur, değeri kalmaz.

Tesettür Sadece Başın Örtülmesi Değildir

Elbette ki, tesettür evvela başın setridir. Başla beraber aklın ve fikrin içinden geçen her türlü kötü emelleri de örtmesi gerekir. Mesela bir kadın başını örtüp vücudunu açıyorsa bu ne kadar ve nasıl tesettür olabilir? Veya bütün vücut örtülü, ama dar yahut rengârenk kıyafetlerle buradayım dercesine dikkatleri üzerinde toplayan bir giyiniş tarzı tesettür olur mu?

Gerçekten çok uygun yani bütün vücudunu ayete uygun biçimde örten bazı kardeşlerimizi görüp sevindiğimiz oluyor. Fakat gözlerinde bir ton sürme, kirpiklerindeki rimel ve can yakıcı bakışlara da şahit olduğumuzda bir de bunun için üzülüyor, tesettür ayetinin mahiyetini bir kez daha yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.

Şeytan ve avenelerinin amacı değişmez, fakat taktikleri değişir. Kadının fıtratını bozmak isteyen şer güçler artık kadına giyme demiyorlar. Ona giyin, ama açıl fikrini de empoze ediyorlar. Bir toplum Allah’ın emrini uygulamada kararlı olup o toplumu vazgeçiremeyince farklı şekillerle içini boşaltmaya çalışıyorlar. Zamanında tesettür için verilen büyük mücadeleden saliha kardeşlerimizi vazgeçiremeyince bu sefer daracık kıyafetleri tesettür diye üretmeye, rengârenk eşarpları da başörtüsü diye giydirmeye, hatta başörtüyü moda olarak sunmaya çalıştılar.

Oysaki tesettür bir zevk veya moda değil tamamen Allah’ın emridir. O iffeti izzeti koruyan bir perdedir. O ayıp ve kusurları gizleyen bir setredir. Tesettür, Allah’ın emri ve onun rızasına götüren bir vesiledir. Öyleyse nefsimizin hoşuna gittiği gibi değil Allah’ın razı olduğu şekilde örtünmemiz gerekir. Dileriz Rabbimiz de bunun dışındaki ayıp ve kusurlarımızı el-Settâr ism-i celiliyle örter ve dünyadaki rezilliklerden bizi muhafaza eder.