“Ey Allah’ım ! Keder ve üzüntüden sana sığınırım, acizlik ve tembellikten sana sığınırım, korku ve cimrilikten sana sığınırım, borca batmaktan ve insanların haksızlıklarından sana sığınırım.”
Kıymetli Kardeşlerim,
Davet Mektebi dergimiz, Son Kale: Aile kapak konusu ile elinizdedir. Toplumun çekirdeğini aile oluşturur. İslâm’da aile, ümmeti meydana getiren yapının en temel birimidir. Bir bina için temel ne kadar önemli ise, ümmet için de aile o kadar önemlidir.
Batı dünyasında uzunca bir süredir işaretleri görülen ve başını Fransa Cumhurbaşkanının çektiği bazı Batılı siyasetçi ve devlet adamları, terörle özdeşleştirmeye çalıştıkları İslâm dünyasına ve Müslümanlara karşı akla ziyan ithamlarda bulunmaya çalışmaktadır. Bunların medeniyetle, barış ve özgürlükle, hak ve hukukla barışık olmadıkları açıktır. Diğer yandan bu hakaretlere karşı demokratik haklarını kullanarak protesto eylemleri düzenleyen Müslümanların gözaltına alınması ve sivil toplum kuruluşlarının birbiri ardınca kapatılması, mihrapların polis botlarıyla çiğnenmesi tam bir gözü dönmüşlük halidir. Halkı Müslüman olan İslâm ülkelerindeki hükümetlerin bazılarının bu hakaretlere karşı sessiz kaldığını gözlemledik. Bilinmelidir ki sessiz kalmak zulme ortak olmaktır. Avrupa’daki bu hukuksuz uygulamaları makul gösteren açıklamalar ise çok daha esef vericidir.
Deprem, insanoğlunun bir kaderidir. Önce Elâzığ ve sonrasında İzmir depremi, bütün depremler gibi sadece iki ilimizi sallamadı, diğer bütün depremlerde olduğu gibi sadece çürük temeller ve eksik malzemeyle inşa edilmiş binaların varlığını ortaya çıkarmadı. Üç kuruş daha fazla para kazanmak için malzemeden çalan zihniyetin varlığını da ortaya çıkardı. Demek ki mevcut yasalar hâlâ bu zihniyetin cezalandırılması için yeterli gelmiyor. Soruna acilen çözüm bulunmalıdır.
İzmir depreminde enkazın altından 91 saat sonra canlı olarak çıkan o minicik canı koruyan kalkan aslında her gün ve her an bizim üzerimizde değil mi? Hepimizin yaşadığı her an, aldığımız her nefes, hayatta kaldığımız her dakika o koruma kalkanı sayesinde mümkün olmuyor mu?
Bütün dünyayı saran ve yaklaşık bir yıldır devam eden bir virüs ile mücadele devam etmektedir. Dünya genelinde yayınlanan istatistiklere göre günlük vaka sayıları her gün bir önceki güne göre biraz daha artmaktadır. İnsanoğlu elindeki mevcut teknolojik imkanları da kullanarak bu virüsün yayılımını önlemek için büyük bir çaba içindedir. Bir taraftan bu araştırmalar devam ederken, bir taraftan da maalesef ölümler de artmaktadır. İşte gazeteci büyüğümüz Ahmet KEKEÇ de koronadan hayatını kaybetti ve basın dünyasını yetim bıraktı. Rabbim rahmet etsin, kederli ailesine sabır diliyoruz.
Değerli kardeşlerim,
Davet Mektebi’nin önümüzdeki Ocak sayısının dosya konusu Gökteki Yıldızlar: Ashâb-ı Kirâm olarak belirlenmiştir. Sahâbe-i Kirâm efendilerimiz, Resûl-i Ekrem efendimize (sav) hakkıyla vâris ve vekil oldular. Hangisinin ardından gidilse doğru yola, saâdet ve selâmete çıkılmış olur. Sahâbilerin hepsi istisnasız Resulullah efendimizin sohbetiyle müşerref oldular. “Ne mutlu beni görüp iman edene! Ne mutlu beni göreni görene!” (Ahmed bin Hanbel), “Ashâb’ım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayeti bulmuş olursunuz.” (Beyhâkî), “Ashâb’ımın her biri kıyamet günü vefat ettiği belde halkı için önder ve nûr olarak diriltilecektir.” (Tirmizî) Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Davet Mektebi