Günlük hayatta bid’at kavramını çok duyarız. Özellikle İslâmî çevrelerde daha fazla bulunmuş olanlar, bu sözü daha sık işitmiş olabilirler. Bu yazımızda bid’at kavramını anlama ile birlikte, günlük hayatta karşılaştığımız, şahit olduğumuz veya toplumumuzda yaygın olduğunu bildiğimiz bid’at örneklerinden söz edeceğiz.
Bid’at kavramını tanımlamada çok derinlere inmeden asıl mevzu diye düşündüğüm, günlük yaşamda yaygın olan bid’atler konusuna geçeceğiz. “Bid’at, dinden olmayan bir şeyi ortaya atıp; onu, kulu Allah’a yaklaştıran bir uygulama gibi, dinin bir parçası haline getirmektir.”1 başka bir tanımlama: “Bid’at; dinde inanç, ibadet, hüküm ya da kanun açısından, önceden bir benzeri geçmeyecek şekilde ortaya atılan iştir.”2 Fıkıhta bid’at; her çeşidiyle Sünnete ve sahabe uygulamasına karşıt olan anlamında kullanılır.3
Yukarıdaki tanımlardan anlaşılıyor ki, dinin aslından olmayan bir şeyi dindenmiş gibi görmek, dinden saymak bid’atın ta kendisidir. Bir Müslümanın kendisini, dine bir şey ekleme veya dinden bir şey çıkarma tavrından uzak tutması lazım. Biliyoruz ki Allah, dinini kemale erdirmiştir. “İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.” (Mâide, 3)
Bid’at, günlük hayatta çeşitli şekillerde ve çeşitli amaç ve niyetlerle ortaya çıkmaktadır. Bazı bid’atler dini bozma amaçlı, bazıları bilinçsizce yapılır, bazıları da kişilerin arzularına ulaşma ve ulaşmaya çalıştıkları bu arzularını dindenmiş gibi gösterme çabalarının sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir.
Müslüman bir bireye düşen, Allah’ın, kulları için çizdiği yolda yürümek ve Allah’ın razı olacağı bir yaşam sergilemektir. Allah’ın bizler için çizmiş olduğu yola, Kur’ân-ı Kerîm’de işaret edilmiş olduğunu biliyoruz.
“İşte benim dosdoğru yolum budur, bunu izleyin, diğer yollara girmeyin yoksa bu sizi O’nun yolundan saptırır.” (En’âm, 153)
Yukarıda görüldüğü gibi Allah (c.c) bize dosdoğru yolu işaret ediyor ve gerekli uyarıyı yapıyor. O zaman başka yol arayışlarına ve başka uygulamalara da gerek yok. Bizi kulları olarak yaratan Rabbimiz, bize neyin yakışacağını çok iyi biliyor ve ona göre bize renk seçiyor:
“Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).” (Bakara, 138)
Allah’ın rengi ile boyanmak renklerin en güzelidir. Bid’at de tam, renk seçimi esnasında insanın önüne çıkıyor. Allah’ın renginin dışında kişiye bir renk seçimi sunuyor. Bu durumda bize düşen “Allah’ın rengi ile boyandım” sözünü dillendirmek ve tavrını sergilemektir.
Son olarak, bireysel bir şekilde nasıl Allah’ın boyasıyla boyanmamız gerektiğini, en çok onun renginin bize yakışacağını biliyorsak, aynı şekilde toplumumuzun da bu güzel renge ihtiyacı olduğunu bilmeliyiz. Dolayısıyla, İslâmî renk ve atmosfer oluşturmayan her mekân, giyim kuşam, gelenek görenek, tavır ve anlayıştan uzak durmalıyız.
En güzel renkle boyanmak ümidiyle…
Günümüzden Bazı Bid’at Örnekleri
▸ Aşure günü aşure pişirmeyi ibâdet saymak
▸ İslâmî olmayan kıyafetleri, İslâm’a uygun saymak
▸ Mevlid kutlamaları / okumaları
▸ Ev, iş yeri gibi mekânlara nazardan sakınma amaçlı nazar boncuğu, nal, hayvan başı, v.b. asmak
▸ Biri öldüğünde hoparlör ile bu haberi bütün şehre duyurmak
▸ Doğum günlerini kutlamak
▸ Bazı hayvanların uğursuz olabileceğine inanmak
▸ Taziyesi olan evlerin misafirler için yemek yapmaları
▸ Anneler Günü, Sevgililer Günü, Babalar Günü…
▸ Şifa bulma niyetiyle türbe ziyaret etmek
▸ Ölülerden medet ummak
▸ Gerçekle alakası olmayan, tamamen yalan olan bir haberi veya bilgiyi mesaj, mektup gibi araçlarla başkalarına göndermek ve onlardan da bunu çok sayıda başka kişilere yollamalarını istemek ve bunu dinden saymak

1) Gürler, Kadir, Bid’at Kavramı Üzerine, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, III (2003), S. 1. 2) Mecduddîn b. el-Esîr el-Cezerî, Câmiu’l-Usûl li Ehâdîsi’r-Resûl, Thk. Abdulkadir el-Arnavut, Beyrût, 1983, I, s. 189. 3) Beşer, Faruk, Bid’at Nedir ki Bu Kadar Çirkin Sayılıyor? Yeni Şafak.