“Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac, 28)

‘Hac, dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanların katıldığı bir kongredir. Ataları İbrahim’in (a.s) döneminden bu yana zamanın derinliklerine kök salmış asıllarını bulurlar bu kongrede. Orada topluca bağlandıkları ekseni bulurlar. Hep birlikte yöneldikleri, topluca buluştukları şu kıbledir eksenleri… Altında toplandıkları sancaklarını bulurlar. Tek ve değişmez inanç sancağıdır bu.’1

Müslümanlar dini ve tarihi geçmişlerini hatırlarlar. Kâbe’nin örtüsü altında toplandıklarında bu mahşeri kalabalık din, dil, ırk ve servet ayrımı yapmaksızın herkesin tek bir amaç için dünyaya geldiğini kanıtlar adeta. Evet, insan dünyaya sadece kendini yaratana kulluk etmeye gelmiştir.

Orada kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığı gibi tek eman sahibi de Allah’tır. O (c.c), bu ayı Müslümanlar için emniyetli kılmıştır. Hac öyle bir kongre ki çatısı altında toplanan Müslümanlara her daim geçmişi hatırlatır ve imanlarını diri tutar.

Safa ve Merve’de Koşarken

Hz. Hacer ve Hz. İsmail’i (a.s) düşlersin çölde susuzluktan kavrulurlarken… Hz. Hacer’in çaresizliği gelir gözünün önüne, ancak Allah’tan ümit kesilmez. O ümidini kesmedi ve Rabbi ona suyu yoktan var etti. Şimdi de sen tövbe etmek için buraya gelir ve bilirsin ki, suyu yoktan var eden senin tövbeni de kabul eder. Her adımda bunu düşünüp yoktan var olan bu suyun hala kesilmeden devam ettiğini de görünce, tövbenin kabul edileceğini düşünür, Rabbinin büyüklüğünü över ve adını yüceltirsin.

Kurban Kesme Zamanı

Hz. İbrahim’in (a.s), Hz. İsmail’i (a.s) kesme anı gözler önüne gelir. Kesmeyen bıçağı ve Rabbinin gökten koç indirmesini düşlersin. O bıçağın sahibinin yaptığı gibi sen de şükürler içinde kurbanını kesersin, bu senin için de teslim olmanın mükafatıdır.

Arafat’ta

Hz. Âdem (a.s) ve Hz. Havva’nın orada bir araya geldiğini hatırlarsın. Cehennemden insanlığı aldatarak çıkan şeytanı hatırlar ve ona olan düşmanlığın artar, bu da Allah’a daha çok bağlanmana vesile olur.

Şeytan Taşlamada

Şeytanın Hz. İbrahim’i (a.s) Allah’ın emrini yerine getirmekten alıkoymaya çalıştığını, o ve askerlerinin hala aynı görevi sürdürdüğünü düşünürsün. Şeytana karşı düşmanlığın daha da artar ve Allah’ın emirlerine daha da sarılırsın.

Mina, Müzdelife ve Tavafta

Buram buram Resûlullah’ın (sav) kokusu vardır. Müzdelife ve Arafat’ta saatlerce kafasını kaldırmadan aynı iki kelimeyi tekrarladığını hatırlarsın. Ümmetim! ümmetim!

Zira O (sav) şöyle buyurmuştur: “Her Peygamberin hususi bir duası vardır ki onunla ümmetiyle ilgili olarak dua etmiş ve duası kabul edilmiştir, ben ise duamı kıyamet gününde ümmetim için şefaat kıldım (ümmetim için erteledim. Şefaat etmeye ayırdım)”2

İşte son Peygamberin hususi duası, ümmetine şefaatçi olmaktı. Allah da onun duasını kabul etti. Bunu da insanlığa tam olarak hatırlatan şey ise dünyadayken ahiretin bir provası olan Mekke’deki kutlu kongreye katılmaktır. Nasıl ki kıyamette her ümmet Peygamberinin arkasında toplanacaksa, bu ümmette şimdiden toplanma denemeleri yaparak kıyamette olacakları hatırlamaktadır. Ve bu kalabalığı ilk gördüğün an aklına hemen kıyamet, hesap, sorgu ve şefaat gelmesi, ahiret gününe inancını sağlamlaştırır. Bu kongrenin son başkanı insanlığa veda etmeden ‘din nasihattir’ tavsiyesi üzerine tavsiyede bulunmuştur. Ve hiç akıllardan çıkmayan veda haccındaki nasihatler, kulaklarda çınlamaya başlar:

‘kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir.’ nasihati kulaklarda çınladığında etraftaki binlerce insanın takva elbisesini giymek için yarıştığına şahit olursun.

Hira Dağını Ziyaret

Cebrail’in (a.s) Resûlullah’a (sav) ilk ayetler olan Alak suresinin ilk beş ayetini indirdiğini hatırlar ve Kur’ân’ın yüceliğine, Allah’ın kitabı olduğuna inancın daha da artar. İşte her şey kalbe giren “Le ilahe illallah” sözü ile başlar. Bu kongreye katılmanın tek şartı budur. Tüm insanlar bu söze sığınır ve bu sözün sahibi olan Allah’ın yeryüzündeki evinin örtüsü altında toplanır.

“Orada ruhlar arınır parlak ve güzel hayaller gibi canlanan hatıralar bu evin çevresinde uçuşur, müminler kendinden geçer ve huzura kavuşur.”3

Kısacası bu kongrenin Müslümanlara faydalarından ilki, imanın altı şartını pekiştirip imanın artmasını sağlamaktır. Devamında ise insanların Hz. Adem’den geldiğini ve kardeş olduklarını, her şeyi yaratan; mal, mülk ve kâinatın sahibi olan Allah’a ibadet etmek için yaratıldıklarını ve üstünlüğün ancak takva ile olduğunu da hatırlatır. Bu kongrenin mesajını üstlenen katılımcıların görevi bu mesajı herkese yaymaktır. Asıl meşakkat bu büyük kongreden sonraki mesajı insanlara iletmek için eve dönüş yolunda başlar…

Kaynakça

1) Fizilâli’l-Kur’ân, Seyyid Kutub, Hac, 28. Ayetin tefsiri. 2) Buhârî, Da’avât, 1. 3) Fizilâli’l-Kur’ân, Seyyid Kutub, Hac, 28. Ayetin tefsiri.