Maneviyatın, duygu ve hislerin kaynağı kalptir. Kalp ayrıca iman ve itaatin merkezi; ruhun mekânı ve insanın aslıdır. Allah Resûlü (s.a.v.) de bu hususta “İnsanda bir organ vardır; eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur, eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O kalptir.”1 buyurarak kalbin sıhhati konusunda bizleri uyarmıştır.
Kalbi, sıhhati açısından değerlendirdiğimizde şu türlere ayırabiliriz:2
1. Sağlıklı kalp: Kıyamet günü sahibini kurtaracak olan, mutmain olmuş selim kalptir. O kalp ki Rabbimizin “O gün ki ne mal fayda verir ne de oğullar! Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”3 ayetiyle belirttiği kalptir.
2. Hastalıklı kalp: Yaşayan fakat hastalık taşıyan kalptir. Münafıkların taşıdığı vasıflar itibariyle sahip olduğu, ikiyüzlülük eden kimselerin kalbi olan kararsız kalp bu gruba girmektedir.
3. Ölü kalp: Kendisinde hayat belirtisi olmayan, ölmüş kalptir. Rabbini tanımayan, ibadet etmeyen, inkârda aşırı giden kalptir.
Bu üç kalp türünün delili olarak şu ayet gösterilmiştir: “Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.”4
Nefis ise kalp ve Yaratıcı arasında bir engel olup kulun sınandığı noktadır. İnsanı günah işlemeye sevk eden bir unsur olduğundan irade ve ilimle ile terbiye edilmeye muhtaçtır. Nefsin türleri ise şunlardır: 5
1. Nefs-i Mutmainne (huzura ermiş nefis): Fecr suresinde “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”6 şeklinde tavsif edilen nefistir.
2. Nefs-i Emmare (kötülüğe çağıran nefis): Devamlı kötülüğe çağıran nefistir. Bu nefsin özelliklerini taşıyan kişi sürekli arzularının peşinden gider.
3. Nefs-i Levvâme (kendini paylayan nefis): Kaçırdığı fırsatlardan üzüntü duyan, kötülüklerinden pişman olan nefistir.
Kalbimizde siyah noktaları artıran, bizi fıtrattan uzaklaştıran her türlü unsuru, manevi hastalık olarak tanımlayabiliriz. Kalp ve nefsi tanıdıktan sonra hayatımızı olumsuz etkileyen manevi hastalıkların belirtilerini maddeler halinde inceleyecek olursak şunları sunabiliriz:
– Dünyalıkların elinden çıkmasına kahrolma,
– Elindekinden daha iyisini elde edememeye üzülme,
– Uygunsuz davranış ve çirkin hareketlerin açtığı yaralardan acı duymama,
– İbadetlerdeki aksaklıklara karşı duyarsızlık ve huşu eksikliği,
– Hakikatleri görememe, kalbin katılaşması,
– Yaratılanlara karşı merhamette azalma,
– Cehalet, kuşku, nefsani arzularda artış,
– Dua edememe, dua etmeye engellerin çıkması.
Bu manevi hastalıkların sebepleri de şu davranışlar olarak gösterilebilir:
– İnsanların arasına fazla karışmak,
– İnsanın sonu gelmez istekleri,
– İnsanın nefsinin istekleri karşısında gösterdiği iradesizlik,
– Allah’tan başkasının yardımına fazlasıyla güvenmek,
– Çok yemek,
– Çok uyumak,
– Gereksiz bakmalar,
– Faydasız konuşmalar,
– İbadetlere gereken önemin verilmemesi.
İşte bunların sonucu olarak önce bireyde sonra da toplumda ahlaki bozulmalar gerçekleşir. Bu süreçte akıl, nefis ve kalp üçlüsünün uyumu bozulur. Bunun çözümü ise aklı ilimle pekiştirme, kalbi ibadetle temizleme, nefsi iradeyle eğitmedir.
Yukarıda belirtilerini ve sebeplerini saydığımız manevi hastalıklar; dünya sevgisi, kibir, haset, yeis, suizan, riya, korkaklık, tembellik vb. hastalıklardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisine manevi hastalıklarla ilgili başvuranlara çeşitli reçeteler sunmuştur. Örneğin, dünya sevgisi için ölümü sıkça hatırlamayı; suizan için araştırıp ardına düşmemeyi, haset için tövbe etmeyi ve kendinden daha aşağı durumdaki insanlara bakmayı öğütlemiştir.
Belirttiğimiz hastalıkların tamamı için tedavi yolları olarak genel anlamda Kur’ân ve sünnet ışığında şu maddeleri sıralayabiliriz:
– Helal gıda ile beslenmek,
– Kur’ân-ı Kerim’i tefekkürle okumak,
– İbadetleri huşu ile eda etmek,
– Allah’ı çokça zikretmek,
– Geceleri ihya etmek,
– Nefis muhasebesi yapmak,
– Salih ve sadıklarla beraber olmak.
Bu hususta kendimizi sorgulamak amacıyla Peygamber Efendimiz’in şu hadisini kendimize düstur edinebiliriz: “Bir gün Allah Resûlü. ‘Kalbe nur girince genişler, rahatlar.’ deyince sahabe: ‘Ya Resûlullah bunun alameti nedir?’ diye sorarlar. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.): ‘Ahirete yöneliş, aldatma yurdundan uzaklaşma, ölüm gelmeden ölüm için hazırlık.”7 Sonuç olarak manevi hastalıklara şifa kaynağı Kur’ân ve Sünnet üzere yaşamaktır. Allah şu kısa hayat yolculuğunda bize Kur’ân ve Sünnet ışığında yürümeyi nasip etsin. Bizi nefsin ve şeytanın tuzaklarından muhafaza buyursun. Âmin…

1) Müslim 1599. Hadis.
2) İbn Kayyim el-Cevziyye.
3) Şu’arâ Suresi, 88-89.
4) Hac Suresi- 52-54. ayetler
5) İbn Kayyım el-Cevziyy
6) Fecr Suresi- 27-28. ayetler e
7) Tirmizi.