Millet İradesine Sahip Çıktı

0
133

Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

Ülkemiz sadece kendi halkını değil, bütün bir İslam coğrafyasını etkileyecek çok önemli bir badireyi, Rabbimizin inayeti, yöneticilerin basireti, halkımızın feraseti sonucu ortak yazılan bir destan ile şimdilik aşmış görünüyor.

15 Temmuz gecesi cunta tarafından, halkın seç- tiği bir yönetimi silah zoruyla devirip, kendi insanının üzerinden acımasızca tank yürütmeleri ve sınır tanımadan katliam yapmaya varan alçakça bir zorbalıkla halk iradesine ipotek koyma teşebbüsü hem halk düşmanlığıdır, hem de bölgeyi yeniden dizayn etmeye yönelik emperyalist projelere uşaklık yapmaktır. Bu darbe teşebbüsü, aynı zamanda büyük bir ahlaksızlıktır. Çünkü maaşları da halkın vergileriyle ödenen bir kısım askeri personelin, kendilerine halkın güvenliği için teslim edilmiş, halkın vergileriyle alınarak ellerine verilmiş silahları halka doğrultmalarından daha büyük bir ahlaksızlık olamaz.

Emperyalist Batılıların bölgemizde hep despot rejimlerden yana ve halk iradesinin yönetimleri belirlemesine de bu derece düşman olmasının temel sebebi, halk iradesine dayanmayan kişilere, belli ailelere ya da devşirdikleri birtakım yapılara teslim edilmiş despot rejimleri, kontrol edip yönlendirmelerinin, çıkarlarına hizmet ettirip kullanmalarının, bu amaçla talimat vermelerinin son derece kolay olmasıdır. Çünkü halka dayanmayan bu tür yönetimlerin iktidarda kalmalarının tek güvencesi bu emperyalist devletlerin desteğidir. Diktatörler ve darbeciler egemen olduğunda, hep yerli halklara zulmedip, emperyalistlerin süfli çıkarlarına ve hegemonyalarına hizmet ederler. Ama halk iradesine dayanan, gücünü bu emperyalistlerden değil de halktan alan yöneticiler gelirse, bütün bu çıkarlarının, emperyalist hedef ve projelerinin akamete uğrayacağından korkarlar. İşte bu sebeplerle halkların kaderleri üzerinde söz sahibi olmasını ve yöneticilerini serbest iradeleriyle belirlemelerini engellemeye çalışır, bu hususa büyük önem verir, sürekli engeller çıkarırlar ve darbelerle halkın seçtiklerini devirmeye çalışırlar. İhvan’a yönelik Mısır’da gerçekleştirilen darbe hep emperyalistlerin alçakça desteğiyle gerçekleşmiş ve hegemonyalarını sürdürmüştür.

Suriye’de hakeza halkın özgürlük ve insanca yaşam mücadelesine karşı başta diktatör Esad rejiminin ve arkasındaki birçok emperyalist devletin desteği bahsettiğimiz bu gerçeği bir kez daha teyid etmektedir.

Onlar, yeryüzünün herhangi bir coğrafyasında halkın iradesiyle seçilmiş, bağımsız politikalar üreterek ekonomik, askeri vb. alanlarda kalkınma sağlayacak örnek bir yönetimin başarısına tahammül edemezler.

İslam ümmeti olarak kazanımlarımızı kaybetmeme adına bu emperyalistlere karşı verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdürmemiz gerekiyor.

Nemrutlara karşı, İbrahim’in, Firavuna karşı Musa’nın yanında tavır alınmadan, fil ordularına karşı Kâbe’nin yanında olmadan, zalimler ve onlara destek verenler “hemmalete-l hatab” (odun taşıyıcılar) “asfin me’kul” (yenilmiş ekin) olmayacaklardır.

Muharrem GÜNEŞ | Genel Yayın Yönetmeni