Mescid-i Aksa ve dolayısıyla Kudüs seçilmiş bir alandır. Filistin, Kudüs, Mescid-i Aksa bizim için çok değerlidir. Çünkü Filistin’i değerli kılan Kudüs’tür. Kudüs’ü değerli kılan Mescid-i Aksa’dır. Mescid-i Aksa’yı da tıpkı Mescid-i Haram gibi, Mescid-i Nebevi gibi değerli kılan ise Yüce Allah’tır (c.c). Bu inkâr edilemez gerçek, ayet ve hadislerle sabittir.

Örneğin Allah (c.c) İsra suresinin ilk ayetinde, “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Hz. Muhammed’i) (s.a.s.) bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra, 1) diye buyuruyor.

Yine Yüce Rabbimiz (cc) bölgenin kutsal, bereketli ve mukaddes olduğunu; Araf suresi 137. ayette “Toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yer”, Maide 21. ayette “Mukaddes Topraklar”, Yunus 93. ayette “Güzel bir yer (Kudüs)”, Enbiya 71. ayette “Mübarek kıldığımız”, Enbiya 81. ayette “İçinde bereketler yarattığımız yer”, Mü’minûn 50. ayette “Akan suyu olan ve barınmaya müsait yüksek bir tepe” gibi birçok ayette de bizlere bildirmektedir. Dolayısıyla bölgenin kutsallığı, mukaddesliği ayetlerle sabittir. Ayrıca bölgenin önemiyle ilgili kırkın üstünde de hadis vardır. Peygamber efendimiz (s.a.s.) birçok hadiste sürekli buranın kutsallığından, mübarek olduğundan, bereketli olduğundan bahsetmiş ve Müslümanları sürekli buraya yönlendirmiştir. Dolayısıyla Peygamber efendimizin (s.a.s.) bize vasiyetidir.

Bundan dolayı Kudüs ve Mescid-i Aksa tüm Müslümanlar için önemli bir meseledir. Kudüs ve Mescid-i Aksa tüm Müslümanlar için akidevi, imani bir meseledir. Çünkü burayı kutsal kılan Allah’tır (cc). Hiç kimsenin bu hükmü çiğneme, değiştirme, reddetme gibi bir yetkisi yoktur, olamaz. Allah’ın (cc) hükmü kesindir. Kıyamete kadar da öyle olacaktır.
Bizim Filistin ile, Kudüs ile, Mescid-i Aksa ile olan bağımız herhangi bir akrabalıktan, ırktan değil, imani ve ibadi bağlılıktan kaynaklanmaktadır. Ayet ve hadislerin dışında Mescid- Aksa’yı bizim için değerli kılan birçok neden vardır. Bunların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

Mescid-i Aksa mukaddes topraklardır.
Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir.
Yeryüzündeki ikinci mesciddir. (İlki Mescid-i Haram yani Ka’be’dir. Ondan 40 yıl sonra Mescid-i Aksa yapılmıştır.)
Üçüncü kutsal mescidimizdir. (3. Haremimizdir.)
Tarih boyunca tevhid inancının diyarı olmuştur.
Peygamberler diyarıdır. (Tarih boyunca birçok peygamber ya burada yaşamış ya burada mücadele etmiş ya da buraya uğramıştır.)
Her karışında illaki bir peygamberin secde izi vardır.
İsra ve Mirac’ın mekânıdır.
Yer ile göğün, madde ile mananın buluştuğu yerdir.
Burada kılınan namaz, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi dışındaki diğer yerlerde kılınan namazlardan beş yüz, bazı rivayetlerde bin kat daha üstündür.
Peygamberimizin (s.a.s.) tüm peygamberlere imamlık yaptığı yerdir.
İbadet için yolculuk yapılabilecek üç mescidden biridir.
Mahşer ve menşer yeridir. (Haşir ve neşir topraklarıdır.)
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sürekli Müslümanları yönlendirdiği yerdir.
Ümmetin cihad topraklarıdır.
Her karışında şehitlerin kanı vardır. (Bu kan yeri geldiğinde peygamberlerin olmuş, yeri geldiğinde çocukların, kadınların, yaşlıların kanı olmuştur. Sadece haçlı seferlerinde 170 bin şehitten bahsediliyor.)

Dolayısıyla Kâbe, Mescid-i Nebevi bizim için ne ise Mescid-i Aksa da bizim için odur. Mescid-i Aksa bir ırk, bir kavim, bir millet meselesi değildir. Bir sınır, bir coğrafya meselesi hiç değildir. Mescid-i Aksa bir iman, bir akide meselesidir ve iman sahibi herkesin davasıdır, öyle de olmalıdır.

Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa, bu üç mekânı da kutsal yapan Yüce Allah’tır (cc). Şunu iyi biliyoruz ki: Yüce Allah (cc), bazı zamanları diğer zamanlardan, bazı ayları diğer aylardan, bazı günleri diğer günlerden, bazı geceleri diğer gecelerden, bazı insanları diğer insanlardan ve bazı mekânları diğer mekânlardan üstün kılmıştır.
Ayrıca buraları kutsal yapan oradaki mescitler, binalar, taşlar vb. değil, o mekânlardır. Bu mescitlerin bir benzerini, hatta daha iyisini farklı bir yerde yapsak, örneğin; Kâbe’ye benzer bir binayı veya sarı kubbeli Kubbetüs-sahra’yı başka bir yerde yapsak orası kutsal olur mu? Tabi ki hayır.

Ayrıca bu kutsal mekânlardan biri el değiştirirse, gayrı Müslim bir milletin eline geçerse kutsallığını da kaybeder mi? Mesela; Mekke İngilizlerin, ABD’nin veya İsrail’in eline geçerse Mescid-i Haram dolayısıyla Mekke kutsallığını kaybeder mi? Tabi ki bu soruların cevabı da “Hayır,” olacaktır.

Dolayısıyla Beytülmakdis’in ve bundan dolayı Kudüs’ün şu an Siyonistlerin elinde olması oranın kutsallığından bir şey eksiltmez ve tevhid inancının mirasçılarının olduğunun yani Müslümanların olduğunun gerçeğini de değiştirmez.

Kudüs, Mekke ve Medine ile kardeş şehirdir. Mekke ve Medine gibi kutsal bir şehirdir. Hz. Ömer, (r.a) Mescid-i Haram ne kadar önemli ise Mescid-i Aksa da o kadar önemlidir, birini terk eden diğerini de terk etmiş demektir, diyor. İsra ve Mirac olayında Hz. Peygamber (s.a.s.) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya getiriliyor, burada diğer peygamberlere imam yaptırılıyor ve buradan miraca çıkarılıyor. Allah (cc) dileseydi tüm bunları en kutsal mekânımız olan Mescid-i Haramda yani Mekke’de de yaptırabilirdi fakat; öyle yapmamış. Adeta bu iki şehir, bu iki mescid arasında bir irtibat, bir kardeşlik bağı kuruyor ve Mescid-i Aksa’nın ne kadar değerli ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor.

Tüm bu saydıklarımız ve daha sayamadığımız birçok özellikten dolayı Mescid-i Aksa, Kudüs ve dolayısıyla Filistin biz Müslümanların kutsal topraklarıdır. Günümüzde Siyonist çapulcuların elinde olması, işgallerinde olması bu gerçeği değiştirmez.
Beytülmakdis ve Kudüs Müslümanların kutsalı, onuru, izzeti ve şerefidir. Bundan dolayı her Müslüman’ın bu kutsala, onura, izzete ve şerefe sahip çıkması gerekmektedir.