Ramazan ayının rahmeti ve bereketinin hayatımıza kattığı güzelliklerden biri de iftar davetleridir. Misafir ağırlama veya misafirliğe gitme, iftar davetleri bu ayın kendine has özelliğidir. Ramazan ayının gelmesiyle tatlı bir telaş başlar evlerde… Bazen davet listesi günler öncesinden hazırlanır. Müsait olanlara haber verilir , davet edilen yerler belirlenir ve ailece gidilecek bir etkinlik gerçekleşmiş olur. Bu ay içerisinde, bazı nedenlerden dolayı evinde iftar yemeği veremeyenleri de bir hüzün kaplar . Davet eden de davet edilende de bir mutluluk ve sevinç vardır.
Misafir Allah’ın rahmeti, lütfu ve ikramıdır. Bir evin misafiri varsa o evde bereket ve rahmette vardır. Evin hanımları bazen bu yoğun misafir trafiğinden, işlerin ağır ve yoğun olmasından şikâyet ederler ama bunun kendileri için rahmet ve ikram olarak görürlerse, şikayetleri teşekküre dönüşür. Ramazan ayında misafir yoğunluğunu yaşayan aile üyeleri aslında uygulamalı bir eğitimden de geçmiş olurlar. Misafir ağırlamak insanın ruhsal sağlığı açısından da önemlidir. İnsan yaratılış itibariyle sosyal bir varlıktır. Yalnız yaşamak fıtrata uygun değildir. İnsanın ruhsal sağlığı ve kişiliği aile, akraba ve dostlarıyla birlikte olgunlaşır. Paylaşmayı ve cömert olmayı öğrenir. Misafir seven insanlar hoşgörülü, anlayışlı ve sosyal yönleri daha fazla gelişmiş kişilerdir.
Misafir ağırlama ve misafire ikram bütün Peygamberlerin örnek hayatlarında vardır ve onlardan insanlığa miras olarak kalmıştır. Hz. İbrahim (as) misafirperverliği ile meşhurdur. Kur’an bize onun misafire ikram ettiğinden, misafirlerini ağırlama şeklini Zâriyat suresinde anlatır. Bu kıssa İslam ahlakının günlük hayata yansıyan güzel bir örneğidir.
“Ey Muhammed! İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? Hani onlar İbrahim’in yanına varmışlar ve “selam olsun sana” demişlerdi. O da “size de selam olsun” demiş. Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler diye düşünmüştü. Hissettirmeden ailesinin yanına gidip pişirilmiş semiz bir buzağı getirdi. Onu önlerine koydu “yemez misiniz” dedi.”(Zâriyat 24-27)
Hz İbrahim, Allah dostu anlamına gelen Halilullâh ismini misafirlerine gösterdiği ilgiden almıştır. Bazı rivayetlerde Hz. İbrahim’in (a.s) misafir olmadan sofraya oturmadığı, yola çıkıp misafir beklediği anlatılır. Peygamber Efendimiz ‘de (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır. “Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin. “
Kur’an ve hadislerde dikkat çeken konulardan biride misafire sunulacak olan ikramların ev sahibinde oluşturduğu manevi güzellikle ilgilidir. Farkında olmadan değişir insan… Malının azalacağını düşünürken fazlalaştığını fark eder. Günahların affına vesile olacağı müjdesiyle daha güzel ikramlarda bulunur. Hadiste belirtilen “ancak şerli kişiler misafir kabul etmez “ uyarısıyla daha dikkatli olur ve misafirin önemini anlar. İslam bizlere, misafir olduğumuzda veya ev sahibi olduğumuzda uymamız gereken bazı adap kurallarını emreder.
Birinci ve en önemli olan kural maneviyata hitap etmektir .Ev sahibi misafir ağırlayacağı kimselere yemeklerden önce saygı, sevgi, huzur ve güler yüz sunar. Misafirin gelişini nimet ve ganimet bilmelidir. Misafire hizmet ve hürmetin sevabını düşünür. İkinci olarak, misafir rahat ettirilmelidir. Evde olan huzursuzluk veya evin düzensizliği misafir için sıkıntı olabilir. Bunu misafire hissettirmeden sorunu gidermeye çalışmak, misafirin kendini bir yük gibi hissetmesini de engeller. Üçüncü olarak da, ikram edilecek yiyeceklerin sunumu gecikmeden yapılmalı. Yiyeceklerin en iyisi seçilerek hazırlanmalıdır. Evde bulunan ikramların en iyisi ve temizi olarak anlamamız gerekir. Misafire ikram edelim derken israfa kaçmamak, aile bütçesini zorlamak da doğru olmaz. İmkânlar dâhilinde en güzelini sunmak ev sahibinin görevlerindendir. Hazırlanan ikramlardan ev halkına ayırarak onların da gönlü hoş tutulmuş olur. Misafirin oturacağı yer rahat ve uygun olmalıdır. Ev sahibi olarak misafir rahat ettirilmeye çalışılmalıdır. Özellikle çocuklara karşı daha şefkatli ve merhametli olmak onların kalbini kırmadan oynamalarına müsaade etmek gerekir. Ev sahibi Misafirine güler yüzle kapıya kadar eşlik eder ve gelişiyle duyduğu memnuniyeti söyleyerek evinden yolcu eder.
Misafir olarak gidilen evde de şunlara dikkat etmek gerekir. Misafir olarak gitmek istenildiği zaman ilk olarak, haber verilmesi gerekir. Günümüzde iletişim araçları vasıtasıyla bu daha kolay olmaktadır. Habersiz aniden gidildiği zamanlarda ev sahibine sıkıntı verilmiş olur. Gidilen evde ev sahibinin gösterdiği yere oturulur. Evin diğer odaları izinsiz gezilmez ve evin eşyaları, temizliği incelenmez. Yemek ve istirahat zamanlarında gitmemek, davet edilmediği yerlere habersiz gitmemek ve ev sahibine haber vermeden yanında başka birini götürmemek de uyulması geren güzel hususlardır. Hazırlanan yemek ve ikramlar için teşekkür ve dua edilir. Misafir davetleri çocuklar için güzel ve eğlenceli bir eğitim olur. Ailece gidilen misafirlikten çok şey öğrenilir. Oturup – kalkmaktan, konuşmaktan ve sofrada nasıl davranması gerektiğinden gibi birçok adap kuralını görerek öğrenir. Misafirin gelmesi veya misafirliğe gidildikten sonra misafir ve ev sahibi hakkında konuşmamak da uyulması gereken kurallardandır.
Ramazan ayında iftar davetleri aile üzerinde tatlı ve hoş anılar da bırakır. Bu davetler neticesinde arkadaşlıklar kurulur ve arkadaşlıklar dostluğa dönüşür. Aile üzerindeki önemli bir etkisi de bu hazırlıkların birlikte yapılmasıdır. Aile üyeleri yükü paylaşarak birbirine yardımcı olurlar. Yemek hazırlanmasına, evin temizliğine ve alışverişe gitme gibi yardımları olur. Misafir ağırlama günümüzde azalmış olsa da Ramazan ayının bereketiyle yeniden hareketlenir. Misafir ağırlamayı eziyete dönüştürmemek gerekir. Gücünün üzerinde bir hazırlık yapmak kişiyi yorar ve bıkkınlık verir. Maddi ve manevi anlamda sıkıntı oluşmayacak şekilde ağırlamak daha faydalı olur. Aslında davetler yediğini paylaştığın, gösteriş ve şatafattan uzak samimiyetle yaptıklarındır. Günümüz de ise neredeyse güç gösterisine dönüşmekte… Bu ikramların çok yapılıyor olmasından dolayı kimse misafir almak istemiyor. Rahmet ayı olan Ramazan ayının rahmetinden faydalanmak en güzeli olacaktır. Bolluk ve bereketin arttığı bu ay, bu kaygılardan dolayı heder edilmemelidir. Müslüman zorlaştıran değil kolaylaştıran olmalıdır. Kişinin kendi gücünü aşan ikramlardan sakınması, gücü nispetinde evinde olanlardan misafire ikram etmesi daha uygun ve daha faydalı olur. Rabbim kendi rızası için misafir ağırlamayı nasip etsin ve misafiri sevdirsin…
Selam ve dua ile…

Önceki İçerikDert Edinen Bir Gençlik
Sonraki İçerikİslamafobik bir propaganda: Prison Break beşinci sezon