Öyle bir toplumda yaşıyoruz ki gençler bir boşluk içinde savrulup duruyorlar. Akılları ve zihinleri, heva ve hevesleri onları neyle meşgul etmek istiyorsa o meşguliyetler içinde gençliklerini tüketip durmaktadırlar.
Geçmişten günümüze kadar gelen topluluklarda insanlığın medeniyet içerisinde en zirve makama taşıyan hep genç kesim olmuştur.
Hz. Muhammed (s.a.v) yaşadığı asırda İslami bir hayat nizamı kurmadan önce İslami bir gençlik üzere toplumu inşa etmeyi yeğlemiştir.
Efendimiz, alâkadar olduğu gençlerin öncelikle karakter ve kabiliyetlerini tespit etmiştir. Daha sonra onlarla kendi gönlü arasında, âdeta bir cereyan hattı gibi samimî ve derin bir muhabbet bağı tesis etmiş, mecâzî bir ifâde ile onların rûhuna girecek bir damar bulmuştur. Bu sâyede onları nebevî terbiyesi ile yetiştirip İslâm dünyasının yıldız şahsiyetleri hâline getirmiştir. Sağlam temeller üzere yetiştirilen gençlik bulunduğu devrin en değerli hazinesi olduğunu Efendimiz (s.a.v) bize en güzel biçimde göstermiştir.
Bulunduğumuz asır bu gençliğin çeşitli merhalelerle baş başa kaldığı, çeşitli sorun ve sıkıntılara maruz kaldığı ama tüm bunlara rağmen ben varım ve var olmaya devam edeceğim diyen bir gençliğin asrıdır.
Tarih boyunca İslam aleminin yaralarına merhem olan bu gençliğin beslendiği en büyük kaynak elbette Allah’a ve Resulüne olan bağlılıklarıdır.
Bu dinin, dert edinen gençlere ihtiyacı var. Yeri geldiğinde uykusundan fedakarlık edecek yeri geldiğinde zamanından fedakarlık edecek ama ne olursa olsun hiçbir zaman Allah’ın razı olmayacağı işlerle meşgul olmayacak o işlere tenezzül bile etmeyecek. Aksi takdirde bu gençlik elimizden kayıp gidecektir.
Osman Nuri Topbaş şu sözlerinde ince bir noktaya vurgu yapmak da:
“Bir milletin istikbâlini önceden görebilmek, kerâmet değildir. Bunun için o milletin gençlerinin enerjilerini nerelerde tükettiğine bakmak kâfîdir. Zira her devrin gençliği, aldığı terbiye neticesinde enerjisini harcayacak bir hayat tarzını benimser. Gençliğin hayat tarzı ise, o milletin istikbâlini gösteren berrak bir ayna gibidir. Eğer bir millette gençler güçlerini hayır, mâneviyat ve fazîlet yolunda hizmet ve gayrete sarf ediyorsa, o millet istikbâl vaad ediyor demektir.”
İşte bu gençlik bizim arzuladığımız gençliktir. İnanıyorum ki Allah bu dini bu gençlerle kalkındıracak ve arzuladığımız İslam medeniyeti bu gençlerin vesilesiyle kurulacaktır.

FATİH AKYOLCU

Önceki İçerikKurt ve Lâmba
Sonraki İçerikRamazan Ayının Bereketi Misafirler