Gençler olarak hepimiz iyi bir kul ve insanlara faydalı birer birey olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu gayretimizi sürdürmek ve bu yolda yürümemiz için nefislerimizi eğitmemiz gerekiyor. Nefis nedir ve nasıl bir tabiata sahiptir? İlk önce bunun cevabını bulup ona göre hareket etmemiz gerekiyor.

Nefis denilen şey insanın kendi içindeki manevi varlığıdır, kendisidir.1 Fakat kendi hâline bırakıldığında ve terbiye edilmediğinde ise bir hükümdar misali bizleri kendi boyunduruğu altına alır. İşte o zaman sürekli kötülüğü emreder ve iyilikten alıkoyar. Bazen onunla mücadele ettiğimizde yapmış olduğu kötülüklerden ötürü kendini kınar, pişman olur. Terbiye edildiğinde dostane davranır ve hayır yolunda yardımcımız olur. Kardeşlerim kısaca nefsimizin tabiatı budur. Onun için uyanık olmamız, nefsin terbiyesi için ciddi bir çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Nefsî Hastalıklar
Nefsimiz de vücudumuz gibi hastalanabilir ve bulaşıcı olan manevi hastalıklara yakalanabilir. O hasta olduğunda bazı belirtiler gösterir: Hakkı işitmekten, Allah’a (c.c) giden yolu görmekten, hakkı söylemek ve anmaktan mahrum olmak; yalan, riya, kibir, haset, şehvet, dedikodu, kendini beğenme, cimrilik, dünya sevgisi ve şöhret bu belirtilerden bazılarıdır. Nefis hasta olduğunda öyle bir hâle gelir ki Allah’ın (c.c) bizden istediği şeyleri yapmak istemez.2 Bu hastalıklar, kalbimiz ile Rabbimizin vahyi arasına girer ve bizi Rabbimizden uzak tutar. Bunun neticesinde bizler de ibadetlerden haz almamaya başlarız.

Nefsî Hastalıkların Tedavisi
“Kim de bir gün Rabbinin huzuruna çıkıp hesap vereceği korkusuyla yaşamış ve nefsini kötü arzulara uymaktan dizginlemişse İşte cennet, onun varacağı yerin tâ kendisidir.” (Nâziyât, 40-41)

Kardeşlerim! Nefis tedavisinde ilk önce yapmamız gereken şey: “Rabbimizin her şeyden büyük olduğunu, her şeyi O’nun idare ettiğini, bizi gördüğünü ve hepimizin O’na muhtaç olduğunu, isyanda bulunduğu varlığın yüce Allah olduğunu nefsimize kabul ettirmemiz gerekiyor.”3 Bunu nefsimize kabul ettirecek olan en büyük ilaç ise ibadetlerdir.

Namaz: Namaz kılmak, insanı âlemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c) karşı kibirlenmekten korur. Nefse O’nun emirleri istikametinde olmayı hatırlatır. Namaz antibiyotik gibi bütün kötülüklerin kökünü kurutur. Yeter ki tam ve eksiksiz kılınabilsin. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz namaz her türlü çirkinlik ve kötülükten meneder.” (Ankebut, 45) Öyle bir namaz ki tam ve eksiksiz olacak. Yani huşu ile kılınacak. Namazı huşu ile kılmamız için de namazdan önce âhireti düşünüp o atmosferde namaza başlayacağız. Namazda, yalnız okuduğumuz surelerin anlamlarını düşüneceğiz. Ona göre de saygı ile korkacağız ve ümit edeceğiz. Bir de namazda Allah Teala’nın (c.c) baktığı yerin dışımızdan ziyade, kalbimiz olduğunu unutmamamız gerekiyor. “(Günahlardan) temizlenen kimse, gerçekten kurtuluşa ermiştir! Rabbinin ismini zikredip namaz kılan da!” (A’lâ, 14-15)

Kur’an-ı Kerim: Günah denizinde boğulan nefsimizi kurtarmak için Rabbimizin bizlere gönderdiği can simididir. Nefsimizi terbiye için Kur’an’dan en iyi şekilde istifade etmemiz gerekir. Bu ise, kalp huzuru ile ve anlayarak okumak, bir beşer sözü değil de âlemlerin Rabbi olan Allah’ın (c.c) sözünü okuduğumuzun bilincinde olmak ve Kur’an’ı kendi ağzımızdan değil de Allah Teâlâ’dan işitiyormuş gibi okumak ile olur.4

Oruç: Nefis temizliğinde bizlere en çok yardımcı olan ibadettir. Sabırlı olmamızın yanında karnımızı, gözümüzü, dilimizi, ellerimizi, ayaklarımızı ve diğer uzuvlarımızı günah işlemekten koruyan bir kalkandır. Biz gençlerin bu kalkanı ihmal etmemesi gerekiyor.
Tövbe: Yoldan her çıktığımızda nefsimizin yönünü düzeltir. Nefsi hatadan kurtarır. Bunun içindir ki Yüce Allah (c.c) tövbe sahibinin kötülüklerini iyiliğe dönüştürür.
Muhasebe: Her gün yaptığımız nefis muhasebesi ve murakabe de nefsimizi temizler ve onu yeniler.

Ölümü Hatırlamak: Ne zaman nefsimiz Allah’ın (c.c) kapısından uzaklaşsa yahut büyüklenerek kibir gösterse veya gaflete düşse, ölümü hatırlamak nefsi kulluğa geri döndürür.

Sâlihlerle Beraber Olmak: Gördüğümüzde bizlere Allah’ı (c.c) hatırlatan, konuştuklarında ilmimizi artıran, yaptıkları ameller ile bizi ahirete yönlendiren arkadaşlarımızın olması gerekiyor. Biliyorsunuz ki kişi arkadaşının dini üzerinedir. Bu sebepten kiminle arkadaş olduğumuza dikkat edeceğiz. Kötü arkadaşlardan kötü huyların bizlere bulaşabileceğini unutmayacağız.

İnfâkta Bulunmak: Nefsimiz cimriliğe düşkün olduğu için onu infâk, sadaka ve zekât ile terbiye edebiliriz.

Bir Virdimiz Olsun: İmanımızı sürekli canlı tutacak, günlük ve haftalık yapacağımız; zikir, dua, kitap okuma, nafile oruç ve teheccüd namazı gibi nefsimize karşı imanımızı kuvvetlendirecek gıdalarımız olsun.

Aklımıza Gelen Her Şeyi Yapmayacağız: Bu konu da Hz. Ebubekir’in (r.a.) şu sözü aklımızda olmalı: “Zihninize gelen her düşünceden kendini hesaba çek…” Eğer kötü bir düşünce aklımıza gelirse hemen Rabbimize sığınmalı ve ondan yardım istemeliyiz.
Az Konuşmak, Az Yemek ve Az Uyumak: Bu üçü nefsimizi terbiyede bizim işimizi çok kolaylaştıracak.

Tehlikeli Sularda Yüzmeyeceğiz: Sürekli aynı delikten ısırılmak bir mümine yakışmaz. Önceki hatalarımıza sebep olan durumlardan kaçınacağız. Cenab-ı Hak, ibadete dört elle sarıldıktan ve bu manevi zevki tattıktan sonra insana istikrâr ve istikâmet ihsan eder, artık zikir ve ibadet ve onlara devam etmek insanda bir karakter hâline gelir.5 “Nefsini tezkiye eden kurtulmuş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems, 9-10) “Şüphesiz nefisle cihat zor, sıkıntılı ve meşakkatlidir. Ahireti isteyen kişi bunu özellikle de yolun başında apaçık hisseder. Ancak çalışmak, gayret etmek, tekrar tekrar yapmak, sabretmek ve Yüce Allah’tan (c.c) yardım istemekle zorluklar kolay ve güçlükler basit hale gelir.”6
“Ey Allahım! Senin rahmetini umuyorum, beni göz açıp kapayıncaya kadar (da olsa) nefsimle baş başa bırakma. Halimi tümüyle düzelt, Senden başka ilâh yoktur.”

Kaynakça
1) Mahmut Esat Coşan 2) Ebu’l-Hasan en-Nedvi, Gerçek Tasavvuf 3) Ebu’l-Hasan en-Nedvi, Gerçek Tasavvuf 4) Said Havva, Nefis Terbiyesi. 5) Ebu’l-Hasan en-Nedvi, Gerçek Tasavvuf 6) Yusuf el-Karadavi, Niyet ve İhlas.