Şöyle uzaklarda ama kalbimizin en ulvi köşelerinde yer alan bir esir… Esir ama özgür. Tam anlamıyla direnişi, hayatının gayesi hâline getiren bir şahit. Sadece şahit değil, o aslında yaşayan bir şehit. Yüksek mertebelere ulaşmış, Rabbine olan güvenini hiçbir zaman yitirmemiş bir kahraman. Tek kişilik hücresinde hayatın zorluklarına rağmen şahadet ve zaferden umudunu hiç kesmeyen bu özgürlük savaşçısının, acıklı ama kalplere huzur ve teslimiyet hissi veren hikâyesinden bahsediyorum. Etkileyici hayatını kabir boyundaki, gün ışığı görmeyen, tek kişilik bir odada, çok büyük zorluklarla yazdığı kitaplarından okumak, ibretlik bir durumdur.

Hayatını Filistin davasına ve kutsal mescidimiz olan Mescid-i Aksa’yı korumaya adayan özgürlük savaşçısı, zindanda olmasına rağmen korkusuz bir şekilde Siyonistlere karşı mücadelesini hiçbir zaman bırakmıyor. Çalışmalarıyla bizleri derinden etkileyen, duygu ve düşüncelerimize yön veren mühendis kahraman, esir ama özgür olan, yaşayan şehit Abdullah Galip Bergusi’den bahsediyorum. Siyonistlerin her fırsatta katlettiği masum şehrin masum insanlarından biri olan Bergusi, zindandan önceki hayatını ve şu an hâlâ içinde bulunduğu durumu, meşakkatli hücre ortamında yazıyor.

Siyonistlerin terör estirdikleri bir hücrede kitap yazmak… Bizler kitap yazmadan önce motivasyon veya ilham beklerken, uzun yıllar boyunca işkence görmüş ve hâlâ görmekte olan kahraman, umudun hep var olması gerektiğini ve zaferin yakın olduğunu ifade ediyor. Siyonistler tarafından, 5 Mart 2021 tarihinde tutuklanan Bergusi, üstün zekâsıyla ve Siyonistlere karşı büyük öfkesiyle bilinir. Bulunduğu zindanda işkence görmesi, onun oradan kurtulmak için vazgeçilmez umudunu zayıflatmıyor, aksine onu umuda sımsıkı bağlıyor.

Umudun kanatlar,
Karpuz tadını unutturmasın,
Kudüs’e olan sevgini hiçbir zaman azaltmasın,
Sen yaşayan şehitsin, sen esir ve özgürsün,
Hayatın vazgeçilmezi olan acı seni senden almadığı gibi,
Rabbim de seni bizlerden almasın
(Âmin…)

Bizler evlerimizde sıcak bir aile ortamı içinde yaşarken, Abdullah Galip Bergusi gün ışığı görmeyen ve tavanı boyundan kısa olan bir hücrede yıllardır yaşamını sürdürüyor. Bu hâlde bile mücadelesinden vazgeçmeden… Peki, ya biz! Hâlâ neyi bekliyoruz? Cihat etmek, davet yolunda ilerlemek bizlere emredilmedi mi? Kendimizi bundan ayrı tutabilir miyiz? Ayrı tutmak hiçbir gerçeği değiştirmez. Müslüman olmak, Mümin olmak neyi gerektirir? Sadece namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi ve fakirleri doyurmayı mı?
Kötülükten alıkoyup iyiliği emretmek bizlere farz değil mi?

Hadiste açıkça anlatılmaktadır: “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin ki bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78)

Şu an bizler hangi konumdayız? Evet, belki Siyonistlere galip gelecek silahımız yokama silah kuvvetinde kalemimiz var. Tıpkı Abdullah Galip Bergusi’nin dediği gibi: “Eğer direnişe silahla destek olamazsam; kalemim ve mürekkebim direniş ve mukavemet yolunda silahımdır.” Zindanda geçirdiği süre boyunca bu sözüyle hareket ederek yazdığı kitaplarından da anlamalıyız ki Bergusi, kendisine ve Rabbine tam olarak güvenen bir mümindir. Duruşuyla, davasına olan bağlılığı ve kalem cihadıyla bunu ispat etmiştir.

Yüce Rabbimiz kitabımız Kur’ân-ı Kerim’deki şöyle buyurmaktadır: “Kim Allaha karşı gelmekten sakınırsa Allah ona sıkıntılardan çıkış kapıları açar, onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Allaha dayanıp güveneneAllah kâfidir.” (Talak, 2-3)

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de sabretmemizin ve O’na güvenmemizin ne kadar güzel sonuçlar doğuracağını apaçık bildirmektedir.

Ey Rabbimiz! Abdullah Galip Bergusi’yi ve onun gibi yıllarca zindanda yaşamak zorunda bırakılmış tüm Müslüman kardeşlerimizi koru… Âmin…
Bergusi’ye karpuzun tadını unutturma! En başta Abdullah Galip Bergusi’ye ve onun gibi zindanlarda yaşamını sürdürmek durumunda kalan tüm özgür mücahitlere selam olsun.
NOT: Abdullah Galip Bergusi, karpuzu çok sevmektedir.