İmtihan alanımız olan dünyada hava gibi, su gibi, mal da olmazsa olmazımızdır. Yaşamın idame ettirilebilmesi için hayatımızın vazgeçilmez bir unsurudur. Ayrıca azıyla, çoğuyla, kazanmasıyla, harcamasıyla önümüze çıkan en önemli imtihan sorularından da birisidir.

“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükâfat vardır.”1

 “Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz…”2

Bu imtihan bazen artarak bazen eksilerek hayatımız boyunca devam edecektir. “Andolsun ki, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.”3

Mal yüce Rabbimizin büyük bir nimeti, istediği doğrultuda kullanılıp değerlendirildiğinde ise iki dünya saadetine kavuşturan önemli bir unsur, aksi olduğunda da kişinin belki dünya hayatında rahat bir yaşam sürmesine vesile olsa dahi ahirette elem verici büyük bir azaba duçar kılan hayatımızın maalesef vazgeçilmezidir.

“Altını, gümüşü (parayı) biriktirip Allah yolunda harcamayana elim bir azap vardır.”4

“Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın, kim böyle yaparsa artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”5

Hayatımızın vazgeçilmezi olan, yüce Rabbimizin imtihan gereği kimine az, kimine çok verdiği mal aslında doğru kullanılırsa hem kişinin kendisi için hem Müslüman kardeşleri için hem de Hak-Batıl mücadelesinde çok önemli bir yere sahip olmakla beraber ebedi kurtuluş gibi bir misyona da sahiptir. Efendimiz (sav), “Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allah Teâla’dır.” buyurur.6

Ayrıca hac, zekât, fitre, sadaka, cihad harcamaları gibi sevaplar da hep mal ile kazanılan ibadetlerdendir. “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir.”7

“Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.”8

“İman edip iyi işler yapan, namazı kılan ve zekâtı verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.”9

Allah Resulü (sav) buyurur ki; “Allah Teâla bir kuluna mal ve ilim verir. Bu kul da haramlardan kaçınır, akrabasını sevindirir, malından, hakkı olanları bilip verir ise, Cennetin yüksek derecesine kavuşur.”10

“Veren el alan elden üstündür.”11 buyuran Peygamberimiz, aslında Müslümanların maddi anlamda güç ve kuvvet sahibi olması gerektiğini bizlere bir defa daha hatırlatarak güçlü ve kuvvetli olmak için çalışmanın da gerekliliğini vurgulamıştır. Kişinin yalnızca kendisi için değil Hak-Batıl mücadelesindeki sorumluluğu için de maddi gücün gerekliliğini bildiren yüce Rabbimiz ise “Siz de onlara (yani düşmanlarınıza) karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve cihat için beslenen atlardan hazırlık yapın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutmuş olursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenecektir. Size hiçbir zaman zulmedilmez.”12 buyurur. Hak ve hakikatin hâkimiyetinde bu güç asla ihmal edilmemesi gereken önemli bir sorumluluktur.

Tabii bu güç ve kuvvet Allah için olursa, O’nun istediği yerde ve istediği şekilde kullanılırsa faydalıdır. Aksi halde saptırıcıdır, azdırıcıdır ve hatta zulme vesile olan bir araç haline dönüşür.

Yüce Rabbimiz bunun örneğini Kur’ân-ı Kerîm’de bizlere şöyle bildirir: “Karun Musa’nın kavminden idi de onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti; ‘Şımarma, bil ki, Allah şımarıkları sevmez.’ Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste, ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez. Karun ise ‘o (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi’ demişti. Bilmiyor muydu ki, Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarları olan kimseleri helak etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz. (Allah onların hepsini bilir.)”13

“Nihayet Biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı kendisine yardım edecek avenesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.”14

Gücü Allah için kullanmak, kâmil bir iman ve İslâm terbiyesini gerekli kılar. Eğer Allah için kullanılırsa maddi güç gerçek anlamda güce dönüşür ve hem sahibini hem de Müslüman kardeşlerini selamete kavuşturur.

Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sav) “Salih bir adam için mal ne güzeldir”15 buyurur. Ve Nebevi eğitimden geçen sahâbe efendilerimiz de yeri geldiğinde malının tamamını, Hz. Ebû Bekir gibi, yeri geldiğinde Rume kuyusunu satın alarak, Hz. Osman gibi, Yahudi hegemonyasına son verip hem kendini hem de Müslüman kardeşlerini kurtaran nesiller olarak yetişmişlerdi. Dünya malını kalbinde değil elinde bulunduran nesiller olarak çağlar açıp çağlar kapamışlardır.

Sırf Allah rızası için olduğu zaman maddi güce sahip olmak, bu uğurda çalışmak dahi nice mükâfatlara nail olmaya sebeptir. Doğru ve dürüst olmak, hile yapmadan, aldatmadan, İslâm hassasiyetiyle çalışmak, bu uğurda zorluklara katlanmak nice günahlara kefaret olurken kıyamet gününde de yüce makamlara kavuşmaya sebeptir. Resûlullâh (sav) buyurdu ki; “Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir, nebiler, sıddıklar ve şehidlerle beraberdir.”16

Malı eğer doğru kullanılırsa ne de güzeldir, dünyada rahat bir yaşam için gereklidir. Müslüman kardeşlerinin maddi sıkıntısını giderip feraha kavuşturmaya vesiledir. Hak ve hakikat düşmanlarına karşı galip gelmek için gereklidir, en önemlisi de Allah’ın rızasına ermek için önemli bir vasıtadır.

“Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”17

 “…Hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir…”18

Allah Teâla’nın rızasına uygun kazanıp, yüce Rabbimizin rızası doğrultusunda harcayıp O’nun rızasına kavuşmak dileğiyle…

Kaynakça:

1) Enfâl, 28. 2) Âl-i İmrân, 186. 3) Bakara, 155. 4) Tevbe, 34. 5) Münâfikûn, 9. 6) Buhârî. 7) Bakara, 261. 8) Bakara, 110. 9) Bakara, 277. 10) Tirmîzî. 11) Buhârî: Zekât;17. 12) Enfâl, 60. 13) Kasâs, 76-78. 14) Kasâs, 81 15) Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 197. 16) Tirmîzî, Büyü, 4. 17) Bakara, 274. 18) Sebe, 39.