Tübitak Bilim Söyleşileri kapsamında ziyaret ettiğim okullarda sorduğum sorulardan birisi “Bildiğiniz bilim adamları kimlerdir?” şeklindedir. Verilen cevapların çoğu Einstein, Edison, Darwin, Newton, Galileivs’dir. Gençler öyle bir eğitim sisteminden geçiriliyor ki bilimin öncülerinin batılı bilim adamları olduğuna inandırılıyorlar! Çok nadir de olsa İbn-i Sina, Ali Kuşçu, Bîrûnî gibi cevaplar da alıyorum. “Bu bilim adamlarını nerden biliyorsunuz?” diye sorduğumda ya mahalle ya hastane ya da cadde isimlerinden hafızalarında kaldığını öğrendim. Demek ki Müslüman bilim adamlarının isimlerinin mekân isimlerinde yaşatılması önem arz etmektedir. Bu konuda cadde ve mahallelere isim koyan büyükşehir belediyelerine büyük iş düşmektedir.

Bizi yıllarca yalan yanlış bilgilerle uyutmaya çalıştılar. Okullarımızda batıdan gelen tercüme edilmiş kitaplarla bir neslin zihnini bulandırdılar. Amerika’yı Kristof Colomb keşfetti dediler, uyduruk bir resim ile aya giden ilk insanın Neil Armstrong olduğunu söylediler. Sonra yine kendilerinden bir gazeteci olan Bill Kaysing’in yazıp kendi bastırdığı “Ay’a hiç gitmedik. Amerika’nın 30 Milyar Dolarlık Kazığı” adlı kitabı ile birbirlerini yalanladılar.

Bir İngiliz vatandaşı olan Isaac Newton’un başına elma düşmüş ve Newton yer çekimini, Arşimet de bir gün banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini bulmuştu! Burada kesinlikle amacımız Newton veya Arşimet gibi bilim adamlarının çalışmalarını küçük görmek değildir. Batılı bilim adamları da bilime büyük katkı sağlamışlardır. Newton’un yapmış olduğu bütün bilimsel çalışmalara bir bilim insanı olarak saygı duyarım ve insanlık adına yapılmış bütün çalışmalara da saygı duyulması gerektiğine inanırım. Bize bilim tarihini gerçek anlamıyla anlatmadılar, aksine yanlış anlattılar. Bilimin kökeninin Batı olduğuna inandırdılar, İslam dünyası zaten gericiydi onların gözünde.

Dünyanın döndüğünü söyleyen bilim insanının Galilei Galileo (1564 – 1642) olduğunu söylediler. Hâlbuki Galileo’dan 600 yıl önce dünyanın döndüğünü tespit eden Müslüman bilim adamı Ebû Reyhan Muhammed bin Ahmet el-Bîrûnî’dir (973 – 1051). Muhakkak ki Galieo de astronomi bilimine büyük katkı sağlamıştır. O dönemin din otoritesine göre Dünya tepsi şeklindedir. Dünyanın yuvarlak oluşunu dile getirdiğinde bütün din otoritelerini karşısına almış ve idam sehpasından son anda kurtulmuştur. İtiraz ettiğimiz nokta Galieo’dan altı asır önce bu çalışmaları yapmış el- Bîrûnî’nin bize öğretilmemiş olmasıdır.
Astronomi, matematik, fizik, kimya, tıp, coğrafya, tarih, harita, jeoloji ve eczacılık gibi çeşitli ilim dalları ile ilgilenmiş ve bu konuda önemli çalışmaları bulunan Bîrûnî, bilimin birçok dalıyla uğraşmış bir dehadır. Yaklaşık 200 eser ortaya koyan Bîrûnî’nin eserleri Orta Çağ Avrupa’sında çeşitli dillere çevrilmiş; ancak çok az eseri günümüze kadar gelebilmiştir. Bu eserlerin büyük bir kısmı Avrupalı bilim adamları tarafından kullanılmış ve bu eserler üzerine çeşitli buluşlar yapmışlar, ne yazık ki bu buluşları da kendilerine mal etmişlerdir.

Bilimin Öncüleri
8. yüzyıldan 15. yüzyıla uzanan dönem, İslam’ın Altın Çağı olarak tanımlanmıştır. Bu dönemde çalışma yapan Müslüman bilim adamlarının isimleri bile ansiklopediler dolusudur. Burada sadece konuya dikkat çekmek için birkaçından bahsedeceğiz.

Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah bin Ali bin Sina (980-1037) (İbn-i Sina), Batılıların “Avicenna” olarak isimlendirdikleri büyük tıp doktorudur. Tıp alanında yedi asır boyunca temel kaynak eser olarak süre gelen El-Kanun Fi’t-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuştur. İlk kâğıt fabrikasını kuran âlim İbn-i Fazıl (739 – 805), 17 yıl boyunca Abbasiler’in vezirliğini yapmış bir bilim insanıdır. Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden, yer çekimi kanunu ile ilgili çalışmalar yapan ve saf alkolü ilk elde eden âlim er-Razi (854 – 925), mikrobu ilk tanımlayan âlim Akşemseddin (1389-1459) Pasteur’dan (1822-1895) 400 sene önce bulmuştur. Cüzzam hastalarını ıssız bir adaya göndermek yerine cüzzama çare bulan âlim İbn-i Cessar, verem mikrobunu bulan âlim Abbas Vesim Efendi’dir (—, 1760) (Kambur Vesîm). Batıda verem hastalığı ile ilgili ilk çalışmalar 150 yıl sonra Robert KOCH tarafından yapılmıştır. Retina tabakasını bulan âlim Ebû’l-Velîd Muhammed ibn Ahmed ibn Muhammed ibn Rüşd (1126-1198) (İbn-i Rüşd), ilk göz ameliyatını yapan âlim Ammar bin Ali el-Mevsıli (–, 1010), ilk kanser ameliyatını yapan âlim Ali bin Abbas el-Mecusi (.,994), küçük kan dolaşımını bulan âlim Ebü’l-Hasan Alâüddîn Ali b. Ebi’l-Hazm İbn Nefîs el-Karaşîed-Dımeşkî (İbnü’n-nefis) (1210-1288), sıfırı ilk kullanan âlim Muhammed bin Musa el-Harezmi’ (780-850) dir. Harezmi’nin matematiğe en büyük katkısı, “el-Kitabü’l-Muhtasar fi Hısabi’l-Cebri ve’l-Mukabele” isimli cebir kavramını ve denklemsel hesaplamaları içeren kitabıdır. Günümüzde kullanılan cebir ilmi de ismini bu kitaptan almaktadır. Bu kitabın orijinali şu an İngiltere Oxford, Bodlyn Kütüphanesinde bulunmaktadır.

Trigonometriyi bulan âlim Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rakki el-Harranî (858-929) (el-Battani), tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan âlim Ebul Vefa el-Buzcani (940-988), trigonometri kitabını yazan âlim Nasiruddin Tusi (1201-1274), ilk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan âlim İbn-i Yunus (950-1008), binom formülünü ilk bulan alim Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbn-i İbrahim el-Hayyam (Ömer Hayam) (1048-1131), ilk difransiyel kitabını yazan âlim Sabit bin Kurre,(836-901) ondalık kesri ilk bulan âlim Gıyaseddin Cemşid (1380-1429), ilk astronomi cetvelini (usturlab) yapan âlim Zerkali (1029-1087), Dünya’nın çevresini ilk ölçen âlim Musa Kardeşler (873), Güneş’in yüzündeki lekeleri ilk bulan âlim Ebu el-Abbas Ahmed bin Muhammed bin Kesir el-Fergani (Fergani) (800-861).

Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen cetveli geliştiren âlim Cabir bin Eflah (1100-1150), ilk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan âlim Ahmet bin Musa (803-878), sibernetiği ilk kuran âlim Ebû’l İz İsmail İbn-i Rezzaz El Cezerî (1136-1206), ilk optik temellerini koyan ve modern optiğin babası âlim İbn-i Heysem (965-1040), sesin fiziki açıklamasını ilk yapan âlim Farabi, ilk torna tezgahını yapan âlim İbn-i Karaka, ilk uçağı yapan âlim Abbas Ebu Firnas (810-887), Wright kardeşlerden bin sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştirdi. Sarkaçlı saati ilk yapan âlim İbn-i Yunus (950-1009), İbn-i Yunus, sarkacı Galile’den tam yedi asır önce keşfederek ilmi çalışmalarında kullanmıştır. Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan âlim Hazini, atomun parçalanabileceğini ilk bulan veilk kimya laboratuvarını kuran fen bilgini, simyacı, kimyacı ve eczacı, fizikçi, astronom ve astrolog, tıp ve fizik tedavi uzmanı, mühendis, coğrafyacı, filozof ve sûfi âlim Cabir bin Hayyan (721-813), gök kuşağını ilk açıklayan âlim Kutbeddin Şirazi (1236-1311), ilk ecza kitabını yazan âlim İbn-i Baytar (1197-.1248) Ebu Ma’şer el-Belhi (787-886), Med-Cezir (Gel-Git) olayını ilk olarak onlar bulmuştur. Ebu Kamil Şuca (850-930), sistematik olarak irrasyonel sayıları denklemlere çözümler ve katsayılar olarak kullanan ve kabul eden ilk matematikçi olarak kabul edilir. Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ferîdüddin Attâr, İbn-i Zühr, ibni Haldun ve niceleri…

Batılı bilim insanları Müslüman bilim adamlarının ne demek istediğini anlayamadılar bile. Ancak asırlar sonra yorum yapabildiler ve dolayısıyla bu çalışmaları kendilerine mal ettiler. Ne yazık ki bu değerli âlimlerimizin çalışmalarını onlardan sonra gelen nesiller de çeşitli sebeplerden ilerletemediler. 16. yüzyıldan itibaren bilimin öncülüğü Batılılara geçti ve günümüze kadar da bu durum böyle devam etti. Bütün bu çalışmaları yapan âlimlerin yaşadığı dönemdeki hükümdarlar kendilerine çalışma ortamı sunmuşlardır. Belki de bu yüzdendir ki 16. yüzyıldan sonra İslam coğrafyasında bilim ilerleyemedi. Batı, İslam coğrafyasındaki deha insanları transfer etti ve onlara Batı’da çalışma imkânı sundu. Bugün Aziz Sancar çalışmalarını Batı’da yapanlardan sadece biri.

Bütün bunlardan sonra Orta Çağ Avrupa’sı zifirî karanlıktayken Müslüman âlimler gece Ay, gündüz Güneş gibi Dünya’yı aydınlatırken şimdi hangi aşamadayız? “O; geceyi, gündüzü, Güneş’i, Ay’ı yaratandır. Herbiri bir yörüngede yüzmektedir.” (Enbiya,33)

“De ki: Durmadan bir şeyler yapın. Yaptıklarınızı Allah da peygamberi de müminler de görecektir. Sonunda gizliyi de açığı da bilenin huzuruna çıkarılacaksınız ve O size yapmış olduklarınızı haber verecektir.” (Tevbe,105)

Durup düşünme zamanı…

Önceki İçerikKlasik Medrese Eğitiminde Sıra Kitapları
Sonraki İçerikDiyûbend Medreselerinin Eğitim Faaliyetleri