Gelin Bu Ramazan Rabbani Kullar Olalım

0
813

Rabbani-Kullar-Olalım-önizlemeHz. Ali’ye nispet edilen bir söz vardır:

“Bir grup insan bir şeyler umarak kulluk yapar, bu tüccar kulluğudur. Bir grup insan da korkudan dolayı kulluk yapar, bu da köle kulluğudur. Bir grup insan da vardır ki, şükür olsun diye kulluk yapar, işte bu, tüm duygulardan yakasını kurtarmış seçkin kimselerin kulluğudur.” Bu kulluk rabbani bir kulluktur.

Rabbani, Rabb’e bağlanarak, her işinde O’nun rızasını gözeterek, gayem Allah’tır, diyerek O’na kulluk eden kimsedir.

Rabbani; nefsinde, ailesinde ve toplumunda ilahi programa uyan, açık ve gizli hallerinde nefsini ve hayatını âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’a adamış kimsedir.

Rabbani, Cüneyd’in (r.a) bahsettiği gibi: “Nefsinden vazgeçen, Rabb’ini daima zikreden, kulluğunun gereğini yapan ve kalbiyle Rabb’ine yönelendir.”

“Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o, insanlara: “Allah’ı bırakıp bana kulluk edin”deme (hakkı ve) yetkisi” yoktur. Fakat O: “Öğretmekte olduğunuz ve ders alıp vermekte bulunduğunuz kitaba göre Rabbaniler olunuz (deme görevindedir.)” 1

Ayetindeki “Fakat Rabbanîler olunuz.” sözü gereğince peygamberlerin görevi, eğitim ve öğretim ile Rabbanîleri, yani öğrendikleri ile amel edip yönetenleri, yönlendirenleri yetiştirmek olduğu beyan edilmiş ve özellikle de kendisinden sonra peygamber gelmeyeceği için Muhammed’in (s.a.s) nübüvvetinin hikmetlerinden birinin de Rabbanîler yetiştirmek olduğu anlaşılmaktadır.

Ey Ramazan’a kavuşmuş Bahtiyar Müslümanlar! Gelin bu mübarek aydan itibaren sadece dünya hayatını esas alan tutarsız anlayışlardan kendimizi kurtarıp ahirette kavuşacağımız sonsuz hayatı esas alan anlayışı benimseyelim. Gelin dünyanın darlığından kendimizi kurtarıp ahiretin engin genişliğine kavuşalım. Gelin kendimizi dünyanın cazibelerinden kurtaralım. Bu cazibelere kendilerini kaptıranlar, hak yolda yürürken iyice tembelleşiyor ve üzerlerine bir ağırlık çöküyor. Bazen kendilerini dünyada sonsuz kalacakmış gibi sanıyor arzularına uyuyorlar. Rabbanilik anlayışı ile kendimizi melekler gibi arındırabilmemiz ve peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle birlikte olabilmemiz ve onların derecelerine yükselebilmemiz için önümüzdeki altın fırsatı değerlendirelim. Gelin hep birlikte Rabbaniliğe, hayatımızın küçük büyük her meselesinde, her işinde dinimizin hükümlerine göre hareket edebilmemiz için fertlerimizi, ailelerimizi ve toplumlarımızı şu içine düşmüş olduğumuz nemelazımcılıktan kurtaralım. Gelin hep birlikte bu mübarek ayda imanın serinliğine, ruhi yüceliğe ve vicdani rahatlığa kavuşalım.

Gelin şaşkınlıktan, stresten, sıkıntılı halden kurtulup imanın, Allah’a teslimiyetin, Allah’a güvenmenin, O’nun takdir ettiğine rızanın ve Allahu Teâlâ’nın bize sevap vereceği, rahmetine ve cennetine kavuşturacağı ümidinin gölgesinde rahat ve huzurlu bir hayata kavuşalım.

Rabbani-Kullar-Olalım-2Kardeşlerim! Bu mübarek ayda yeniden iman kardeşliğine ve birliğe kavuşabilmemiz, düşmanın saldırılarına birlik ve dayanışma içinde karşı durabilmemiz için şu parçalanmışlığa, dünyalıklar etrafındaki şu anlaşmazlıklara, kişisel hırslara son verelim. Erkek olsun kadın olsun sağlam bir inanç, samimi bir iman üzere gerçek bir Müslüman şahsiyeti oluşturabilmek için çalışalım. Rabbani kullar olalım.

İnsanlar için çıkarılmış olan hayırlı ümmet sıfatına layık olabilmek için bu şarttır. Bu ümmetin insanlığa karşı üzerindeki yükümlülüğü yerine getirebilmesi ve onları, Yüce Allah’ın kıyamet gününe kadar geçerli olmak üzere kulları için seçmiş olduğu hak dine çağırabilmesi ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Bir millet kendini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.”2

Değişime önce kendimizden başlayalım, yarın çok geç olabilir. Nefsin kendine göre afetleri, dışa açılan yönleri, etkileşim alanları, iyiliğe ve kötülüğe çağıran yönleri vardır.

İnsan nefsinin içinde iyilik ile kötülüğün mücadelesinin varlığını unutmayalım. Bu mücadele, ölüme kadar devam eder. Nefislerin ve kalplerin hastalıkları, bedenlerin maruz kaldığı hastalıklardan daha tehlikeli ve daha etkilidir.

Dolayısıyla kalp ve nefis hastalıklarının tedavisi, bilgi ve dikkati gerektirir. Ramazan’da nefsin itirazlarına karşı uzun süreli bir sabır gösterilmeli, onun hayır yönündeki isteklerinin arı bir hale getirilmesi, şer yönündeki isteklerinin önüne de sınır konulması için çalışılmalıdır.

Nefis ve kalp hastalıklarının tedavisi için uygun görülen ilaçlar, belli miktarlarda ve uygun vakitlerde verilmelidir ki, şifaya kavuşulsun ve tüm hastalıklardan kurtulmak mümkün olsun. Önümüzde duran etkili ilaç ise Ramazan orucudur. Ramazan ayı nefsin ıslahı için, takvaya ve Rabbaniyete kavuşturacak ilaçları ihtiva etmektedir.

Yüce Allah’ın bizim hidayet yolunu bulmamıza yardımcı olması ve ciddi bir kararlılık, gerçek bir gayret göstermemiz durumunda bizim bu yolu izlememizi kolaylaştırması O’nun üzerimizdeki lütfudur. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza eriştireceğiz. Allah şüphesiz iyilik sahipleri ile beraberdir.”3 Bu hidayet yollarına ulaş- manın en güzel yolu, Resulullah’ı (s.a.s) bütün hareketlerinde, sahip olduğu özelliklerinde, ahlaki karakterlerinde, yeryüzünde Allah’ın dinini hâkim kılma yolunda vermiş olduğu mücadeleyi örnek almaktır. Günümüzde gerçek bir Müslü- man, bu yola girmenin üzerine görev olduğunun şuurunda olmalıdır

Rabbani-Kullar-Olalım-1Bu mübarek ayda birkaç hususu uygulamakla Rabbaniliği nefsimizde gerçekleştirebilir ve kendimiz için bir değerlendirme yapabiliriz:

1. Yapılacak tüm işlerde İhlâsla niyetimizi tazeleyelim.
2. Namazları vaktinde, cemaatle ve özellikle ön safta kılmaya gayret edelim. Mescide her girişte itikâf niyetini unutmayalım.
3. Günlük 12 rekât farzlara bağlı revatip namazlarını aksatmayalım.
4. Duha namazını devamlı kılalım.
5. Gece namazlarını (teheccüdü) ihmal etmeyelim.
6. Günlük Kur’an virdini muhakkak okuyalım. Anlamak için, mealine de göz atalım.
7. Yüce Allah’ı günlük olarak en az 1000 defa zikredelim.
8. Gece, gündüz ve değişik münasebetlerle ilgili me’sur duaları adet haline getirip okuyalım.
9. Daima istiğfar ve tevbeyi yenileyerek100 defa istiğfar, 100 defa salâvat, 100 defa Lailaheillallah getirdikten sonra tüm mazlum, müstazaf Müslü- manlara, İslam ümmetinin birlik ve beraberliği için dua edelim. 10. Gizli ve açık yüce Allah’ın murakabesi altında olduğumuzu bilelim.
11. Doğruluğa özen gösterip yalandan, gıybetten ve kötü sözden kaçınalım.
12. Sılayı-ı Rahim’i gözetip, iftar sofrasına akrabalarımızı da davet edelim.
13. Müslümanların ihtiyaçlarını gidermeye çaba gösterelim.

Sevgili kardeşlerim, bu Ramazan’da ve nefes aldığımız her günde Rabbani kul olabilmek için gayret gösterelim. “…O sizin Rabbinizdir, O’na döneceksiniz.”4

Yüce Allah bizleri bu mübarek günlerde Rabbaniyet makamına ulaşmaya muvaffak eylesin.

Ömer Aytaş


1 Âl-i İmrân, 3/79
2 Rad ,13/11
3 Ankebut, 29/69
4 Hud, 11/34