Bu çalışmamızda arkeolojinin kısa bir tanımı, arkeolojinin kendi içinde hangi alanları içerdiği, İslâm Arkeolojisi’nin tanımı, İslâm Medeniyetine ait buluntuların değerlendirilmesi ve tasnifinde yaşanan sıkıntılara, Kur’ân’da geçen tarihsel olayları ve ismi geçen coğrafi yerleri incelerken arkeoloji biliminden nasıl faydalanması gerektiği hakkındaki bilgileri vermeye çalışacağız.

Arkeoloji, geçmişte yaşamış insan topluluklarına ait kalıntıları inceleyen bir bilim dalıdır. Bu bilim dalı kendi içinde Prehistorya (Tarih Öncesi Arkeoloji), Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi ve Klasik Arkeoloji olarak üç ana alana ayrılmaktadır. Bununla birlikte tarihî batıkları araştıran Sualtı Arkeolojisi, hayvan kalıntıları inceleyen Arkeozooloji ve bitki kalıntılarını inceleyen Arkeobotanik arkeolojinin kapsadığı diğer alanlardır. İslâm Arkeolojisi, İslâm kültürlerini kendi dönemleri içerisinde araştıran, bu kültürlere ait kültürel varlıkları inceleyen, belgeleyen, koruma altına alan ve diğer disiplinlerle (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, İlahiyat vb.) ortak çalışan bir bilim dalıdır.

İslâm coğrafyasında yapılan ilk arkeolojik çalışmalarda tarih öncesi dönemler incelendiği için İslâmî dönemlere ait buluntular iyice araştırılmadan toplanıp kazı veya müze depolarına konulmaktaydı. Bu yanlış uygulama yüzünden İslâm Medeniyetine ait buluntuların değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi konusunda bazı sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Sanat Tarihi, İslâmî dönemlerle (Erken Dönem İslâm Kültürü, Orta çağ İslâm Kültürü, Osmanlı Dönemi İslâm Kültürü, Yakın Dönem İslâm Kültürü) ilgilense de bu çalışmalar yetersiz kalmaktaydı. Son dönemlerde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde Türk-İslâm Arkeolojisi Bölümü ve 2014’te Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Osmanlı Arkeolojisi Lisansüstü Bölümü açılmıştır.

Ülkemizde özellikle son on yıldır Osmanlı Arkeolojisi üzerinde başarılı çalışmalar yapılmaktadır. Bu alanda rahmetli Halil İnalcık çalışmaların başlamasında ilk adımı atmıştır. Ayrıca, Reyhan Körpe’nin yüzey araştırmaları ve Osmanlı Arkeolojisinin niçin ve nasıl yapılması hakkındaki çalışmaları (1), Fahri Dikkaya’nın bu alanla ilgili yaptığı doktora tezi (2), Kilitbahir Kalesi Kazısı, Seddülbahir Kalesi Kazısı, Edirne Saray Kazısı, vb. çalışmaların amacı geçmişte dünya tarihine büyük yer edinen Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel mirasımıza ve dünya medeniyetine bıraktığı etkileri ortaya çıkarmaktır (3). İslâm Arkeolojisine yeni açılan bölümlerin katkıları olmasına rağmen Anadolu coğrafyası ve bizi çevreleyen diğer İslâm kültürünü yaşayan komşu ülkeler (örneğin; Suriye, Irak, İran) için bu çalışmalar yetersizdir. Avrupa ve Amerika’da İslâm Arkeolojisi üzerine yapılan çalışmaların daha kapsamlı olduğunu yapılan akademik yayınlar ve bu ülkelerde yer alan bazı üniversitelerdeki (örneğin: Almanya’daki University of Bamberg’da Islamische Kunstgeschichte und Archäologie/Islamic Art and Archaeology; İngiltere’de Oxford Üniversite’sinde MPhilin Islamic Art and Archaeology ve Amerika’daki Chicago Üniversite’sinde Archaeology of the Islamic Middle East) İslâm Arkeolojisi ve Sanatı bölümlerinden anlamaktayız. Görüleceği üzere ülkemizde halen İslâm Arkeolojisinin üzerine yapılan çalışmaların ve üniversitelerdeki bu alanla ilgili arkeoloji bölümlerinin sınırlı sayıda olduğu anlaşılmaktadır.

Avrupa’da bazı arkeologlar veya arkeoloji bölümleri Tevrat (Eski Ahit) veya İncil’de adı geçen birçok antik yerleşim isminden yola çıkarak özellikle Filistin’de (Levant Bölgesi) yaptıkları kazılar ile Tevrat ve İncil’de geçen antik yerleşim yerlerini ortaya çıkarmışlardır. İslâm Arkeolojisi üzerine ise arkeolojik çalışmalar bakımından yukarıda bahsettiğimiz gibi halen geniş kapsamlı çalışmalar yapılmamaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de birçok kavmin ismi ve yerleşim ismi geçmekte olup şimdiye kadar bu alanda kapsamlı çalışmalar yapılmamıştır. Kur’ân-a genel olarak baktığımızda tarihsel olayların ve coğrafi yerlerin anlatıldığı pek çok ayet bulunmaktadır. Çalışmamızda sadece iki örnek ayet üzerinde durduk. Birinci örneğimiz Hûd Sûresi, 100. Ayetine baktığımızda,(Ey Muhammed!) İşte bu sana anlattığımız (geçmişteki) o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onlardan (bıraktıkları eserlerden) ayakta kalan da var, yok olup giden de vardır.Görüleceği üzere ayette geçmiş medeniyetlere ait kalan mimari kalıntılara vurgu yapılmış ve bunlara bakarak insanların ibret almasının yanında harabeler hakkında araştırma yapılması üzerinde vurgu yapılmıştır. İkinci örneğimiz ise Kur’ân’ın geçmiş medeniyetler hakkında bilgi veren Mü’min, 82. ayetinde görmekteyiz: “Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzündekuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.”Bu ayette bize özellikle “Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl…”eski dönemlere ait medeniyetlerin yeryüzünde (toprak altında) var olduğu ve araştırılması gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir.

Örnek olarak vermiş olduğumuz ayetler ve diğer Kur’ân ayetlerine baktığımızda geçmiş medeniyetler hakkında tarihsel ve coğrafi bilgilerin bize sunulduğunu ama bahsedilen yerler ve tarihsel olaylar hakkında yapılan kazılar olsa da yeterli düzeyde arkeolojik çalışmaların yapılmadığını görmekteyiz. Özellikle İslâm dönemine ait kültürel çalışmalar daha çok yeryüzünde var olan eserlerin belgelenmesi şeklinde olup bu döneme ait yeraltındaki eserlerin kazıları olsa da dünya kültürel mirasında geniş bir alana yayılmış muazzam kültür ile ilgili kazılar yeterli düzeyde değildir. Ayrıca höyük kazılarında İslâm dönemine ait eserleri inceleyecek uzman sayısı azdır. Bu eksikliğin giderilmesi için özellikle İslâm ülkelerindeki üniversitelerin kendi bünyesindeki farklı bilim dallarının bir araya gelip bu konu hakkında çalışma yapmaları gerekmektedir. Yapılacak çalışmalar sayesinde Kur’ân-ı Kerîm’de bahsedilen tarihsel olayların daha iyi anlaşılması, anlatılan coğrafi yerlerin ve insan eliyle üretilen kalıntıların bulunmasını ümit etmekteyiz

Sonuç olarak İslâm Arkeolojisi ve yeraltındaki İslâm kültürleri üzerine yapılan araştırmaların yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda Kur’ân’ın kaynak olarak kullanıldığı nadir olarak görülmüştür. Kur’ân’da geçen tarihsel olayları ve coğrafi yerlerin bulunması veya daha iyi anlaşılması için, İslâm medeniyetine ait buluntuların daha iyi değerlendirilmesi için İslâm Arkeolojisinin ve İslâm kültürlerine ait kalıntıların bilimsel kazılar sonucunda ortaya çıkarılarak disiplinler-arası (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, İlahiyat vb.) çalışmalar yapılması gereklidir.Bunun için de ülkemizde ve diğer İslâm ülkelerinde İslâm Arkeolojisinin gelişmesi ve bu döneme ait kazılarının daha çok yapılması için gerekli çalışmaların yapılmasını temenni etmekteyiz.

Bahattin İPEK

Mübarek İPEK

Kaynakça:

1)Körpe, Reyhan. (2017). “Tarih Araştırmalarında Yeni Bir Metot: Osmanlı Arkeolojisi”, Uluslararası Prof. Dr. Halil İnalcık Tarih ve Tarihçilik Sempozyumu,Türk Tarih Kurumu, Ankara, 10 Nisan – 13 Mayıs 2017, s. 1-40. 2) Dikkaya, Fahri. (2015).”The HistoricalArchaeology of the Early Ottomans: A New Perspective on Arguments about the Foundation of the Ottoman Empire”, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Bilkent Üniversitesi.3)İpek, Mübarek. (2018). Kilitbahir Kalesi Geç Dönem Osmanlı Yapılarının Tarihsel ve Arkeolojik İncelemesi, s.2, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi.