Konunun önemi: İslam ümmetinin düşmanları, ümmetin devletini yıkmak, halifelik, Şeyhul İslamlık gibi devletin üst kurumlarını dağıtmak için kullandıkları en etkili silahlarının başında ırkçılık gelmektedir. Halifeliği yıkıp Müslümanların önemli müesseselerini ortadan kaldırdıktan sonra da ümmetin bir daha toparlanıp ayağa kalkmaması için kullanmış oldukları ve kullanmaya devam ettikleri silahların başında yine ırkçılık gelmektedir.
Hâlbuki ırkçılığın İslam’daki hükmü apaçıktır. Irkçılığın haram olduğuna dair ayeti kelimeler, sahih hadisi şerifler ve icma-i ümmet mevcuttur. Hacimli bir kitabın konusu olan bu meseleyi, dergideki yerimizin müsait olduğu kadar özet olarak vermeye çalışacağız inşallah.
Irkçılığın (asabiyet) tarifi : Irkçılığı en iyi tanıtan şu hadistir: Vasıla bin aska’ adındaki sahabe (ra) Resulallah’tan (sav) soruyor: “Ya Resulallah (sav) asabiyet (ırkçılık) nedir?” diye soruyor. Resulallah (sav) diyor ki: “Asabiyet, zulüm üzere kavmine yardım etmendir.”1 Bu hadiste açıkça belirtildiği gibi kişinin kavmine, zulümde yardım etmesidir.
İmam Şafii (ra) şöyle demektedir:”Kişi başkasına zarar vermeden ve helal olmayan şeyleri yapmadan kavmini sevmesi ise ırkçılık değil belki sıla-i rahimdir.”2 Akrabaya iyilik yapmaktır ki İslam bunu çok teşvik etmiştir.
Irkçılığın caiz olmadığına dair ayetler:
a- Hucurat suresindeki ayetin meali şöyledir: “Ey insanlar! Şüphesiz biz, sizi bir erkekle bir kadından yarattık (ırkınız ve şahsınızla övünmeniz için değil; sırf iyilik uğrunda) tanışasınız (yarışıp ve yardımlaşasınız) diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Hiç şüphesiz ki sizin Allah yanında en şerefliniz, en takvalınızdır. (Allah’ın emirlerine en uygun yaşayanınız ve günahlardan sakınanızdır). Şüphesiz Allah hakkıyla her şeyi bilendir ve (her şeyden) haberi olandır.” 3
Ayeti kelime bizlere açıkça bildirdiği gibi Allah (cc) bütün insanları bir ana ( Havva a.s) ile bir babadan (Adem a.s) yarattı. İnsanlık çoğalınca sırf tanışmaları için kavim ve kabilelere ayırdı.
b- Tövbe suresindeki ayetin meali de şöyledir: “Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü (tercih edip) seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi (dahi gerçek) dostlar edinmeyin! Artık içinizden kim onları (o halde iken) gerçek dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir”. İşte bu ayetle kalb ve akide bağı koptuğu zaman kan ve nesep bağına da son veriliyor. Eğer bu ortadan kalkarsa dostluk da ortadan kalkar. Bağlar koparılır. İpler kesilir. 4
c- Hucurat suresindeki ayet mealen şöyledir: “Müminler ancak kardeştir. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ki merhamet olunasınız.”5
İmamı Şafii’den (ra) asabiyetin (ırkçılığın) haram oluşunun delili nedir? diye sorulunca cevaben demiş ki: “Allah (cc) mealen: Müminler ancak kardeştirler.”6 Resulallah da (sav): “ Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”7 Eğer kişi hiçbir mazeret olmadan Allah’ın ve Resulallah’ın emirlerine muhalefet edip ırkçılık yaparsa ihtilaf edilmeyen bir günah işlemiş ve neticede şahitliği kabul edilmemiş olur.8
Bu konudaki hadislere gelince:
a- İmam Şafii’den nakledilen imam Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri hadisle beraber şu hadis hatırlanmalıdır. İbn-i Ömer’den rivayet edildiğine göre Resulallah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ne ona zulmeder ne de onu düşmanına teslim eder. Her kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun hacetini yerine getirir. Her kim bir Müslüman’dan dünya sıkıntılarından birini giderirse Allah da buna mukabil ondan kıyamet gününün sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir Müslümanın aybını örterse Allah da kıyamet gününde onun aybını örter.9 Böylece İslam’a göre Müslüman Müslüman’ın kardeşiyken ırkçılara göre ise ırkından olanlar kardeştirler.
b- Ebu Hureyre’den (ra) Resulallah (sav) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah Teâlâ sizden cahiliye kibrini ve babalarla atalarla övünmeyi giderdi. İnsanlar Allah katında iki sınıftırlar: 1. Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkan muttaki mümin kişi 2. Allah Teâlâ’ya asi günahkâr kişi. Ey insanlar hepiniz Hz. Âdem’in çocuklarısınız. Âdem’se topraktan yaratılmıştır. İnsanlar ya cehennem kömürü olmuş olan ırklarıyla övünmeyi bırakırlar veyahut da Allah Teâlâ katında pis kokuyu burnuyla gidermeye çalışan pislik böceklerinden daha değersiz olacaklardır.”10
Bu konuyla ilgili âlimlerin tespitleri:
a- İmam Şafii: Bu konuda imam Şafii (ra) ayet ve hadislere dayanarak şöyle ictihatta bulunmuştur:“ Kim sözlü bir şekilde ırkçılığa davet etse ve onun için birbirlerini sevip bir araya gelmeye çalışsalar bildiğim kadarıyla âlimlerin ihtilaf etmedikleri bir haramı işledikleri için şahitlikleri reddedilir. Allah (cc) insanları İslam’la bir araya getirmiş ve onları İslam’a nisbet etmiştir. Böylece İslam en şerefli nesepleri olmuştur. 11
b- Üstad Hasan el-Benna: Üstad Hasan el-Benna (ra) ırkçılıkla ilgili “Davetimiz” adlı risalesinde şöyle demektedir: “ Eğer kişi ırkçılıkla, başka ırkların haklarına tecavüz edecek derecede kendi etnik kökeni ile övünmek, kendi toplumunun onuru ve bekası için başka ırklara saldırıp onları kurban etmeyi kast ediyorsa bu zararlı bir ırkçılıktır. Bu anlamdaki ırkçılığın insanlara hiçbir yararı yoktur. Çünkü bu ırkçılık gerçek dışı bir kuruntu uğruna insanların birbirini boğazlaması anlamına geliyor.” İki prensip: Müslüman Kardeşler bu ve benzeri anlama gelen ırkçılığa inanmaz. İnsanları birbirine düşüren ayrımcı hiçbir unvan ve ismi kabul etmezler. Müslüman Kardeşler insanlara daima iyilik öğreten o mükemmel insan Hz. Muhammed’in (sav) şu sözüne inanır:“ Allah cahiliye dönemi gururunu ve atalarla övünmeyi kaldırmıştır. Bütün insanlar Ademdendir. Âdem ise topraktandır. Takva dışında Arap’ın Arap olmayana üstünlüğü yoktur.”12 Bu söz, ne muhteşem, ne güzel, ne adil bir sözdür. “insanlar Adem’dendir.” Yani herkes birbirine eşittir.”İnsan yaptıkları amellerle üstünlük kazanabilir.” O halde insanlar hayır ve iyilik konularında yarışmalıdırlar. Eğer insanlık bu pek değerli iki prensip üzerine bina edilmiş olsaydı, elbette insan göklere yükselecekti. “Bütün insanlar Adem’dendir.” O halde insanlar kardeştirler. Dolayısıyla birbirleriyle yardımlaşmaları, barış içinde yaşamaları birbirlerine acımaları ve daima birbirlerine iyiliği göstermeleri gerekir. “Üstünlüğün tek ölçüsü yapılan işlerdir”. O halde herkes insanlığın yükselmesi için kendince çaba harcamalı ve gayret göstermelidir. Sen insanlığı bu derece yücelten üstün bir değer veya bundan daha güzel bir ahlak ve eğitim görebiliyor musun?13
c- Üstat Bediüzzaman :Üstad Bediüzzaman da (ra) “Mektubat” adlı eserinde bu konuda şöyle izahatta bulunmaktadır:“Ey ehli iman, zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan (ayrılığınızdan ) istifade eden zalimlere karşı (Müminler ancak kardeştirler) kalai kusiyesi içine giriniz; tahassun ediniz (korununuz), yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. Malumdur ki; iki kahraman birbirleriyle boğuşurken bir çocuk ikisini de dövebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı muvazenede (dengede) bulunsa bir küçük taş muvazenelerini bozup onlarla oynayabilir.Birini yukarı, birini aşağı indirebilir. İşte ey ehli iman ihtiraslarınızdan ve husumetkârane (düşmanca) tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayatı içtimaiyenizle alakanız varsa (müminin mümine karşı nispeti kurşunla örülmüş duvar gibidir, birbirlerine destek verirler) düsturu aliyyeyi (yüce düsturu) düsturu hayat yapınız, sefaleti dünyeviyyeden (dünyada rezil olmaktan) ve şekaveti uhreviyyeden (ahiret azaplarından ) kurtulunuz!”14
SONUÇ
Son olarak kitap, sünnet ve imamı Şafii’nin (ra) ifade ettiği gibi icmai ümmetle haram olduğu kesin olan ırkçılığı aramızda yayan düşmana aldanmamalıyız. Bediüzzaman’ın (ra) dediği gibi eğer ırkçılığı aramızdan kaldırmazsak dünyada ve ahirette büyük zararlara uğrayacağımız kesindir. Günümüzde İslam ümmetinin hali bunun en açık delilidir. Allah (cc) hepimizi kitaba, sünnete ve imamlarımızın içtihatlarına tabi olmayı buna göre hayatımızı tanzim etmeyi nasip etsin. Âmin

KAYNAKLAR
1.Ebu Davut hasan (zayıf olmayan ) bir senetle rivayet etmiştir. Hadis no:5119.
2.İmamı Şafii el umm cilt 7 sayfa: 512 dar vefa mısır 1432.
3.Hucurat 13.
4.(Seyyid kutup fizilalil ku’ran)
5.Hucurat 10.
6.Hucurat 10.
7.Buhari 6066) (Müslim 2563.
8.el-umm cilt: 7 sayfa: 513.
9.Buhari:2442 Müslim:2580.
10.(süneni Ebi Davut no: 5116 hadis sahihtir.
11.(el- umm cilt:7 sayfa:512.
12.ebu Davut hadis no: 5116.
13.hasan el Benna risaleler sayfa: 55 nida yayınları kasım 2007.
14.mektubat: 22 mektup: 97.

Önceki İçerikİslâm Ümmetine Bulaştırılmış Bir Virüs Olarak Milliyetçilik
Sonraki İçerikKürt Gençliği ve İslami Kimlik