Toplumsal hayat, kadın ve erkekle birlikte biçimlenir. Her iki cins de kendine ait özellikleri ile toplumsal hayatta belli bir konum işgal etmektedir, toplumsal işleyişe katkı sağlamaktadır. Ancak kadının kadın olarak yaratılması, dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde de son zamanlarda bir sorun olarak gündeme oturmuştur.

Nasıl ki, başka bir ulusu ezen bir ulus özgür olamazsa, aynı şekilde başka bir cinsi ezen bir cins de özgür olamaz. Kadının ezilmesi kadını insan olmaktan çıkarmakla kalmaz, onu insan olmaktan çıkaranı da insanlıktan çıkarır. Kadını ezen ve aşağılayan erkek bozulmuş ve aşağılanmış insan demektir. Bugünkü toplumda kadını ezen konumundaki erkeğin gelecekteki durumu budur. Tam da bu nedenle kadının kurtuluşu erkeğin de kurtuluşu demektir. Şüphesiz bu kurtuluş ancak ve ancak İslâm’ı tam manasıyla yaşayarak ve yaşatarak mümkün olacaktır.

Yüce Rabbimiz ayeti kerimede “Mümin olarak, erkek veya kadın, her kim salih amel işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.” (Nisa, 124) buyurmaktadır. Bu ayeti kerimeden de anlaşılacağı gibi üstünlüğün cinsiyetle değil, salih amellerle alakalı olduğunu anlamaktayız.

Diğer yandan, “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın adını anarak (nikâh kıyıp) kendinize helal kıldınız.”1 diye buyuran Peygamber’in (sav) ümmeti olarak onun hassasiyetine sahip çıkılması gerekir.

Şiddetin, istismarın, kadın cinayetlerinin tırmandığı şu zamanda “Sizin en hayırlınız, hanımlarına karşı en iyi davrananınızdır.”2 buyuran Peygamber Efendimiz’in (sav) davetine icabet etmek gerekir.

Unutulmamalıdır ki, kadınsız bir toplum düşünülemez. Çünkü kadın olmazsa erkek de olmaz. Geleceğin ailesi nasıl bir biçim alacak, bunu bugünden bilemeyiz, ama bugünkü sakatlayıcı bağlardan kurtulmanın ve İslâm’ı tam manasıyla yaşamanın geleceğin insanını insanlaştıracağını bugünden biliyoruz. Sömürmeyen, ezmeyen, insana insan olarak bakabilen bir toplumda, kadın-erkek ilişkileri her açıdan sağlıklı bir zemine kavuşacaktır. Bugün bizim için önemli olan bunu bilmektir.

Kaynakça

1) Müslim, Hacc, 147. 2) Tirmizî, Radâ, 11.