“Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzâb, 23)

İslâm’da nice yiğitler Allah’a verdikleri sözleri tutarak şehadete koşmuşlardır. Nice erler Allah’ın dinini korumak için canlarını, mallarını feda etmişlerdir. Onların Allah nezdinde adları erdir, yiğittir. Hamasetle Allah’ın dinine yardım eden, cesaretle düşmana karşı duran, Allah’ın dinini, davasını kendilerini ortaya koyarak savunan kimselerdir onlar.

İslâm tarihinde nice sayısız erler, Allah’ın davasına sahip çıkan yiğitler vardır. Yakın bir tarihten örnek verelim: Tarih 20 Şubat 2019. Mısır’da 9 genç işlemedikleri bir suç yüzünden idam edilir. İdam öncesinde çıkarıldıkları sözde mahkemelerde, suçu itiraf etmeleri için işkenceye maruz bırakıldıklarını ve olayla ilgili herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını belirtmelerine rağmen zalim hâkimlerden ve kanunlardan destek göremezler. Yaşları 23-30 aralığında olan bu gençler dünya kamuoyunun gözleri önünde idama götürülür.

İnsan haklarını savunanlar, hümanist geçinenler, özgürlük ve adalet savunucuları bu vahşet karşısında kıllarını bile kıpırdatmazlar. Dünya üç maymunu oynayarak idamlara sessiz kalır. İdama dur diyenlerin protestoları, destekleri işe yaramaz. Ömrünün ilkbaharında çoğunluğu üniversiteli olan bu gençler idam edilerek yaşamlarına son verilir. 9 yiğit genç ebedi hayatlarına aileleri tarafından yollanır. Ailelerde sitem, şikâyet, serzeniş, sızlanma yok. Öldürülen masum evlatlar “Elhamdülillah” şükrüyle, “Ya Rab, oğlumu peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salih kullarınla haşreyle!” diyen annelerin dualarıyla ebedi hayatlarına uğurlanır.

Takvimlerin sayfasında bir gün, hatırlamak isteyenlerin hafızasında bir olay yaşanır ve biter. Onlardan geriye ne kalır? Hayatı söndürülen gençler mi, geride kalan acılı aileler mi, hak ve hukuk çiğneyen bir ülke mi yoksa bu vahşete seyirci olarak kalan umarsız insanlık mı? 9 gençten geriye kalanlar sadece bunlar mıdır?

Dokuz masum genç insanlığın çifte standardına, hakların gasp edildiğine, vicdanların köreldiğine zulmün varlığına ve insanlığın çöküşüne şahitlik ederler. Yüreklerindeki imanla, yüzlerindeki cesaretle, sözlerindeki hakkaniyetle batıla, zulme meydan okuyarak Hakk’a şahitlik ederler. Bu şahitliği bedenlerini, hayatlarını, dünyalarını, ailelerini, isteklerini, mesleklerini feda ederek yaparlar. Oysa can ne kadar tatlı, dünya ne kadar hoş, yaşam ne kadar lezzetlidir!

Yaşlarına, yaşıtlarına, yaşadıklarına bakılınca zor olanı tercih ettiler. Yaşıtları oyun ve eğlence peşine düşerken, beyhude ve lüzumsuz işlerle uğraşırken, dünyalık menfaatleri elde etmek için çabalarken bu gençler, inandıkları için yaşayarak hem ölüme meydan okudular hem de büyük bir fedakârlıkla davalarına sahip çıktılar. Hâlid b. Velid’in “ölümü seven ordusu” gibi bu gençler de Hak yolda ölümü sevdiler. Eğilmediler, yenilmediler, tercihlerinden dönmediler.

Ölüme yürürken düşmanı korkutan bir haykırışla unutulması zor olacak anlara şahitlik ettiler: “Kıyamet gününde Allah’ın karşısında düşmanın olacağım.” Hesap gününe iman eden bir teslimiyetle Hakk’ın mahkemesinde adaletin, hakkın, hukukun gerçekleşeceğine ve kendilerinin masumiyetlerine şahitlik ettiler. Düşmanların hilelerine, iftiralarına, kumpaslarına karşılık onlardan hesap soracakları günlerin varlığına şahitlik ettiler.

Kurtuluşu dünyada değil ahirette arayan bu gençler, sevdiklerini arkada bırakmanın acısını dindirerek tatlı hayallerini ebedi hayatlarına tehir ettiler. Sevdikleriyle cennetin kapısında buluşmak için ahitleştiler, kavuşacakları günlere içtenlikle iman ettiler: “Kızım… Babasının sevgilisi biricik kızım… Seni veda ve ayrılıkların olmadığı cennetin kapısında bekleyeceğim.”

9 masum genç, İslâm’ın 9 yiğit şehidi… Ashâb-ı Kehf’de Rablerine ibadet eden gençler gibi Rablerine ibadet ettiler. Gençliğini, güzelliğini, zenginliğini Allah’ın davası için terk eden Musab gibi gençliklerini, sevdiklerini, dünyalıklarını Allah’ın davası için terk ettiler. Bedir’de, Uhud’da, Çanakkale’de, Filistin’de, Yemen’de şehadete koşan gençler gibi şehadete koştular. 9 şanlı şehit Hak yolunda Hakka hizmet ederek bu uğurda canlarını, hayatlarını ortaya koyarak şehadet ayetlerinin varlığına bir kez daha şahitlik ettiler.

Allah tüm şehitlerin şehadetini, şehadete şahitlik etmek isteyen tüm erlerin ahitlerini mübarek eylesin!