“Beni anmak için dosdoğru namaz kıl”1 buyuran Allah’a hamd olsun. Bu emrin nasıl uygulanacağını fiilleri, sözleri ve takrirleriyle en güzel şekilde gösteren Hz. Muhammed’e, onun âline, ashabına ve etbaına salat ve selam olsun.

Kur’ân-ı Kerîm’de namaz ile ilgili birçok ayet varit olmuştur. Bu ayetleri genel olarak namazın öneminden bahseden ayetler ve namazın kılınış biçiminden bahseden ayetler olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Bu yazımızda bunları arz etmekle yetineceğiz. Amacımız sadece bunlarla yetinilmesi durumunda bu ibadetin yapılıp yapılamayacağı sorusuna cevap aramaktır.

  1. Namazın Öneminden Bahseden Ayetler

Namazın önemi çerçevesinde Kur’ân-ı Kerîm’de verilen bilgiye baktığımızda genel olarak şunları görürüz:

  1. Yüce Allah namazın kılınmasını emretmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de buna delalet eden pek çok ayet yer almaktadır. Bu ayetler hem önceki peygamberlere ve ümmetlerine,2 hem de Hz. Peygamber’e ve ümmetine namaz kılmalarının emredildiğine delalet etmektedir.3 Bu ayetlerden birkaçı şöyledir:

Ona İshak’ı ve ayrıca Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik.4

Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. Oysa kendilerine, dini yalnız Allah’a hâlis kılıp O’nu birleyerek Allah’a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti.5

Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl.6

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin.7

  1. Yüce Allah namaz kılmayı kurtuluşa eren, günahları bağışlanan, rableri tarafından kendilerine büyük bir mükâfat verilen ve cennete varis olan muttaki müminlerin sıfatlarından biri olarak zikretmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de bununla ilgili pek çok ayet yer almaktadır.8 Bu ayetlerden birkaçı şöyledir:

Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekât (vazifelerini) yerine getirirler. Onlar ki, iffetlerini korurlar; ancak eşleri ve ellerinin sahip olduklarıyla ilişkilerinden dolayı kınanmış değillerdir. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır. Firdevs’e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.9

  1. Kur’ân-ı Kerîm’de kişinin kendisinin ve soyundan gelenlerin namaz kılanlardan olabilmesi için Allah’a dua etmesi ve aile bireylerine namaz kılmalarını emretmesi gerektiğine delalet eden ayetler yer almaktadır.10 Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et.11

Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.12

  1. Kur’ân-ı Kerîm namazın insanları kötülükten sakındırdığını ifade etmektedir. Bu anlamda Yüce Allah şöyle buyuruyor:

Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.13

  1. 5. Kur’ân-ı Kerîm namaz kılmada tembel davranmayı münafıkların özelliklerinden saydığı gibi, namaz kılmamayı da cehenneme girme sebeplerinden biri olarak zikretmiştir.14 Bununla ilgili bazı ayetler şöyledir:

Şüphesiz münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.15

Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir; ancak amel defterleri sağından verilenler hariç. Onlar cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında birbirlerine sorular sorarlar. Onlara, “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?” derler. Onlar da “Biz namaz kılanlardan değildik” diye cevap verirler.16

Bu başlık altındaki ayetleri incelediğimizde namaz kılmanın emredildiğini, namaz kılmanın kurtuluşa eren müminlerin özelliklerinden olduğunu, namaz konusunda tembel davranmanın münafıkların özelliklerinden olduğunu ve namaz kılmamanın cehenneme girme sebeplerinden olduğunu görürüz. Bu ayetlerde namazın nasıl kılınacağı ile ilgili bir bilgiye ise yer verilmediği anlaşılmaktadır.

 

  1. Namazda Dikkat Edilmesi Gerekenlerden Bahseden Ayetler

Kur’ân-ı Kerîm’de namaz kılarken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve namazın nasıl kılınacağı ile ilgili zikredilenleri şöyle sıralayabiliriz.

  1. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de namaz kılabilmek için abdestsiz olanın abdest alınmasını, cünüp olanın gusletmesini; hastalık, yolculuk, abdestsizlik ve guslün gerektiği durumda suyun bulunmaması halinde teyemmüm alınmasını emretmiştir. Bununla ilgili ayet şöyledir:

Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı da. Eğer cünüp olduysanız gusledin. Hastaysanız yahut yolculuk halindeyseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız ve bu hallerde su da bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin. Yüzünüzü ve ellerinizi onunla meshedin.17

  1. Yüce Allah, sarhoş iken ayılıncaya ve cünüp iken temizleninceye kadar namaza yaklaşmayı yasaklamıştır. Bununla ilgili ayet şöyledir:

Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastaysanız yahut yolculuk halindeyseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız ve bu durumlarda su da bulamamışsanız o zaman temiz toprakla teyemmüm edin. Yüzünüzü ve ellerinizi onunla meshedin.18

Bu iki maddede zikredilen ayetleri incelediğimizde “hadesten taharet” olarak ifade edilen abdestsizlik ve cünüplük halinden abdest, gusül veya gerektiğinde teyemmüm alma suretiyle temizlendikten sonra namaz kılınabileceği, ayrıca sarhoş olarak namaza yaklaşılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu iki ayete dayanarak Kur’ân-ı Kerîm’de namaz için “hadesten taharet” şartının zikredildiği söylenebilir. Ayrıca namaz kılarken kişinin ne dediğini bilecek düzeyde ayık olması gerektiği anlaşılmaktadır.

  1. Kur’ân-ı Kerîm’de namaz vakitleri ile ilgili bazı bilgilere yer verilmiştir. Bununla ilgili bilginin yer aldığı bazı ayetler şöyledir:

Namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.19

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl.20

Güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl.21

Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et.22 Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tesbih et.23

Bu başlık altında yer alan ayetler incelendiğinde Nisa 103. ayetin namazın, vakitleri belirlenmiş bir ibadet olarak farz kılındığını ifade ettiği, Hud 114. ayetin gündüzün iki tarafında ve geceye yakın vakitlerde namaz kılınmasını emrettiği görülecektir. Ayrıca İsra 78. ayetin güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar namaz kılınmasını, ek olarak sabah namazının kılınmasını emrettiği, Tâhâ 130. ayetin de güneşin doğuşundan ve batışından önce, ayrıca gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında Allah’ın tesbih edilmesini emrettiği görülür.

Bu ayetlerden her mükellefin rahatlıkla anlayabileceği şey Nîsâ 103. ayette açıkça ifade edildiği üzere namazın, vakitleri belirlenmiş bir ibadet olarak farz kılındığıdır. Bu ayetlerden namaz vakitleri ile ilgili olarak bunun dışında kalan: Bir günde tam olarak kaç vakit namaz kılınacağı, namaz kılınacak vakitlerin başlangıç ve bitiş saatleri gibi hususları, bir tefsir (açıklama) desteği olmadan, namaz kılmakla mükellef her bireyin rahat bir şekilde anlaması mümkün görünmemektedir. Müfessirlerin bu ayetlerin tefsirindeki farklı açıklamaları da bunu göstermektedir.24

  1. Kur’ân-ı Kerîm namaz kılanın Mescid-i Haram’a yönelmesini emretmiştir: Bunu ifade eden bir ayet şöyledir:

Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü hep onun yönüne çevirin.25

  1. Kur’ân-ı Kerîm’de, rükû ve secdeyi genel olarak emreden ayetler yer almaktadır. Bu ayetlerden biri şöyledir: Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.26 Bu ayet namazda rükû ve secdeye gidilmesini emretmiştir.27

Yukarıdaki ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Kur’ân-ı Kerîm’de namaz ile ilgili açıkça zikredilen farzlar şöyle sıralanabilir:

  1. Hadesten taharet,
  2. Namazda ne söylendiğini bilecek kadar ayık olmak,
  3. Namazı belirlenen vakitte kılınmak,
  4. Namazda Kâbe’ye yönelmek,
  5. Rükû,
  6. Secde.

Kur’ân-ı Kerîm’de günde beş vakit namazın ifade edildiğini söyleyenler olmuşsa da açıklama desteği olmadan her mükellefin rahat bir şekilde bunu Kur’ân’dan anlaması mümkün görünmemektedir.

Allah’ın izniyle gelecek yazımızda “Fakihlerin Namaz Hakkında İttifak Ettikleri Hususlar” başlığı altında arz edeceğimiz bilgileri, “Kur’ân’ın Anlaşılmasında Sünnet’in Gerekliliği: Namaz Ayetleri III” üst başlığı altında sunacağız. Kur’ân ve Sünnete uygun bir hayat dileğiyle gelecek yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olun.

Kaynakça

1) Bkz. Tâhâ: 14. 2) Bkz. Bakara: 43, 83; Yûnus: 87; Meryem: 31; Tâhâ: 14; Enbiyâ: 73; Beyyine: 5. 3) Bkz. Bakara: 110, En’âm: 72; İbrâhîm: 31; Hac: 78; Nûr: 56; Ankebût: 45; Rûm: 31; Ahzâb: 33; Mücâdele: 13; Müzzemmil: 20. 4) Enbiyâ: 72-73. 5) Beyyine: 4-5. 6) Ankebût: 45. 7) Nûr: 56. 8) Bakara: 2-5, 177, 277; Nisâ: 162; Mâide: 12; Enfâl: 2-4; Tevbe: 71-72; Ra’d: 22-24; Mü’minûn: 1-11; Lokmân: 4-5. 9) Mü’minûn: 1-11. 10) Meryem: 55; İbrâhîm: 37, 40; Tâhâ: 132; Lokmân: 17. 11) İbrâhîm: 40. 12) Tâhâ: 132. 13) Ankebût: 45 14) Nîsâ: 142; Tevbe: 54; Müddessir: 42-43; Meryem: 59. 15) Nîsâ: 142. 16) Müddessir: 38-43. 17) Mâide: 6. 18) Nisâ: 43. 19) Nîsâ: 103. 20) Hûd: 114. 21) İsrâ: 78. 22) Bazı müfessirler bu ayetteki “tesbih” kelimesine namaz anlamı verdikleri için bu ayet burada zikredilmiştir. Yoksa ayette doğrudan namaz için kullanılan “salât” kelimesi yer almamaktadır. İbni Kesîr ayete bu şekilde anlam verenlerdendir. Ebü’l-Fidâ İsmâîl b. Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, Thk., Sâmî b. Muhammed Selâme, Dâru’t-taybe, yy., 1999, IX, s. 381-382. 23) Tâhâ: 130. Bazı müfessirler bu ayetteki tesbihten kastedilenin namaz olduğunu söyledikleri için bu ayeti burada zikrettik. Yoksa ayette doğrudan namaz için kullanılan “salât” kelimesi yer almamaktadır. 24) Bkz. Ebû Ca’fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Camiü’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân, thk., Ahmed Muhammed Şakir, Müessesetü’r-Risâle, y.y., 2000, XV, 502-515; XVII, 512-520; İbn Atiyye el-Endelusî, el-Muharreru’l-vecîz fi Tefsîri’I-Kitabi’l-Azîz, thk. Abdusselâm Abduşşâfî, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1422, III, 211-212; III, 477-478; Nâsiruddîn Abdullâh el-Beydâvî, Envâru’t-tenzîl ve esrârü’t-te’vîl, thk. Muhammed Abdurrahman el-Mera’şlî, Dâru İhyâi’t-turâsi’l-Arabî, Beyrût, 1418, III, 151; III, 264; Ebü’l-Berekât Abdullâh en-Nesefî, Medârikü’t-tenzil ve hakâikü’t-te’vîl thk., Yusuf Ali Bedyevî, Dâru’l-kelimi’t-tayyib, Beyrût, 1998, II, 272; İbni Kesîr, IV, 354-355; V, 101-102. 25) Bakara: 144. 26) Hac: 77. 27) İbni Cerîr, XVIII, 687-688; İbni Atiyye, IV, 134; Ebü’l-Ferec Cemâlüddin Abdurrahmân İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr fî İlmi’t-Tefsîr, thk., Abdurrahman el-Mehdî, Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî, Beyrût, 1422, III, 251; Ebû Abdullâh Muhammed Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhü’l-Gayb, 3. Baskı, Dâru İhyâi’t-turâsi’l Arabî, Beyrût, 1420, XXIII, 254; Beydâvî, IV, 80: Nesefî, II, 456.