Yasin AKAN[1]

Hak Kavramı

Haklar, İslâm dininin en çok konu edindiği şeylerden birsidir. Sözlükte “gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek; bir şeyi gerçekleştirmek, bir şeye yakinen muttali olmak anlamlarında masdar ve gerçek, sabit, doğru, varlığı kesin olan şey anlamlarında isim olan hak kelimesi genellikle batılın zıddı olarak gösterilmektedir. İslâmî terminolojide hak kavramının birden fazla tanımına şahit olmaktayız. İslâm bilginlerinden büyük müfessir, Arap dil âlimi ve ahlâk felsefecisi Râğıb el-İsfahânî hak kavramının “1. Bir şeyi hikmetin gereğine uygun olarak icat eden. 2. Hikmetin gereğine uygun olarak yapılan iş 3. Bir şeye aslına uygun ve doğru olarak inanma 4. Gerektiği şekilde gerekli ölçüde ve gereken iş” şeklinde dört anlamda kullanıldığını söylemiştir (1).

Kur’ân’da 247 yerde geçen hak kelimesi çoğu kez batılın karşılığı olarak kullanılmıştır. Kur’ân ve hadislerde hak kavramı, yerine getirilmesi gereken görevleri ifade etmek için kullanılır. Bu meyanda Kur’ân ve hadislerde Allah hakkı başta olmak üzere birtakım haklar konu edinmektedir. Akraba ve komşu hakları da İslâm’ın sıklıkla üzerinde durduğu haklardandır. Burada kısaca akraba ve komşu hakları ile ilgili ayet ve hadislerin bir kısmını ve konu ile ilgili İslâm bilginlerinin tavsiyelerini zikretmeye çalışacağız.

Akraba Hakları

İnsanın sosyal bir varlık olması, çevresindekilerle ilişki içerisinde olması demektir. Kişinin çevresindekilerle ilişkisi farklı yönlerden olabilmektedir. Akrabalık da bu yönlerden bir tanesidir. Yani insanlar arasındaki bağlardan bir tanesi de akrabalık bağıdır. Bu bağ o kadar güçlüdür ki miras başta olmak üzere birtakım haklar bu bağ sayesinde meydana gelmektedir.

Başta ana baba hakları olmak üzere akraba haklarını konu edinen dinî naslar, durumun önemine işaret etmektedir. Zira Allah (c.c) “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya… güzellikle davranın (3), “Akrabaya hakkını ver (4).” şeklinde buyurarak -ilk ayette görüldüğü üzere- kendisine iman etmemiz ve hiçbir şeyi ortak koşmamamızı ifade ettikten sonra ana-baba ve akrabaya güzellikle davranmamızı bizlere emretmektedir. İkinci ayette ise dinin akrabaya hak olarak telakki ettiği ne varsa onların tam bir şekilde verilmesi gerektiğini emretmektedir. Konu ile ilgili Allah (c.c)’ın Allah bu misalle sadece fâsıkları saptırır. Onlar ahitleştikten son­ra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. Allah’ın birleştirilmesini emrettiği (akra­balık) bağını koparırlar ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. Hüsrana uğrayanlar, işte onlardır (5).” ve “Allah’ın riayet edilmesini emrettiği bağları koparanlara, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran­lara… İşte onlara lanet vardır… (6)” şeklinde buyurarak akraba hukukuna riayet etmeyip akrabalık bağlarını koparanları hüsran ve lanete uğramakla tehdit etmektedir. Konu ile ilgili efendimiz de konun önemi ile ilgili Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse, akrabasına iyilik etsin… (7)”, Akrabaya yapılan infak için hem sadaka hem de akrabayı koruyup gözetme sevâbı vardır (8).” şeklinde buyurarak akrabaya yapılan iyiliklerin imanın tamamlayıcısı olduğunu ve iki iyilik yerine geçeceğini beyan etmiştir.

Komşu Hakları

Türkçede kullanılan komşu, İslâm literatüründe kullanılan câr kelimesi, “yakın olma, yakınlık” anlamındaki civâr ve mücâvere masdarlarından olup genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade etmektedir. Ayrıca aralarında meslek, iş yeri, arazi vb. yönlerden yakınlık bulunanlar hakkında da kullanılmaktadır (9).

Sosyal hayatın önemli bir halkasını oluşturan komşuluğun hem dünyada hem de ahirette önemli bir yeri vardır. Diğer bir ifadeyle Komşular ikinci derece aile bireyleridir. Bu kadar önemli olan bir konu tabi ki dini terminolojide çok konu edilmiş ve konunun önemini vurgulamak için dikkat çekici ifadeler kullanılmıştır. Allah (c.c) “…yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin (10).” Allah Resulü (sav) de “Cebrâîl bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım (11).” ve “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez (12)” şeklinde buyurarak komşu haklarına dikkat edilmesinin dindeki yerini ifade etmişlerdir.

Konu ile ilgili İslâmî literatürde çok ayrıntı olmakla beraber akrabanın akraba, komşunun komşu üzerindeki haklarının bir kısmı şöyle sıralanabilir;

  1. Gerek sözde gerekse amelde ona iyi davranmak.
  2. Onu korumak ve ona güven vermek.
  3. Hatalarını örtmek.
  4. Sırrını saklamak.
  5. Sevincine ve kederine ortak olmak.
  6. Davetine icabet etmek.
  7. Hastalandığında ziyaret etmek.
  8. İhtiyaçlarında ona yardımcı olmak.
  9. Başına gelecek her çeşit kötülüğe engel olmak.
  10. Problem yaşayan komşuları barıştırmak.
  11. Şer’î ilimlerden bildiklerini öğretmeye çalışmak.
  12. Dini ve dünyevi her konuda ona rehberlik etmek.
  13. Hakkında hüsnü zanda bulunmak.
  14. Eziyetine sabretmek.
  15. Hakkında yapılan gıybet ve dedikoduları engellemeye çalışmak.
  16. Selamlaşmak.
  17. Cenazesine katılmak.

 

Kaynakça

1) Râğıb el-İsfahânî, Müfredâtü elfâzi’l-Kur’Ân, 246.

2) Diyanet İslâm Ansiklopedisi, “Hak” Maddesi.

3) İsrâ Suresi, 23.

4) Nîsâ Suresi, 36. Konu ile ilgili diğer bazı ayetler de şunlardır: İsrâ 26, Muhammed 22, Mümtehine 3, Mâide 106, Tevbe 10, Haşr 7, Enfâl 75, İsrâ 26, Bakara 180, Nîsâ 1, Nîsâ 7, Nîsâ 36, Tevbe 8, Tûr 26, Ahzâb 6, Şûrâ 45.

5) Bakara Suresi, 26-27.

6) Ra’d Suresi, 25. Benzer diğer bazı ayetler de şunlardır: Nîsâ 1, En’am 151, İsrâ 31, Ahkâf 17, Muhammed 22.

7) Buhârî, Edeb, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

8) Tirmîzî, Zekât, 26.

9) Diyanet İslâm Ansiklopedisi, “Komşu” Maddesi.

10) Nîsâ Suresi, 36.

11) Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bkz. Tirmîzî, Birr 28; İbni Mâce, Edeb 4.

12) Müslim, Îmân 73.

[1] Araştırma Görevlisi, Mardin Artuklu Üniversitesi, İslâmî İlimler Fakültesi.