İmanın alameti, İslâm’ın sancağı, Müslüman kadının iffeti, namusu, hayâsı, sığındığı en büyük kale hicabı, örtüsü tesettürüdür. Erkekler ve özellikle kadınlar için Allah’ın emirlerine uygun olarak örtünme imanın alametidir. Tesettür, ruhumuz gibi vücudumuz üzerinde de Allah’ın hâkimiyetini kabul edişin belgesi olan bir ibadettir. Örtünme, çağımızın zulüm egemenliğine karşı kadınımızın cihadı örtü de hürriyet bayrağıdır. Müslüman kadının hicabı, tağutları hep meşgul etmiş, sıkmış, saltanatlarını sarsmıştır. Asırlardan beri süregelen bir kutsal mücadele; hak ve batıl savaşının, imanın savaşı… Lâ ilâhe illa’llâh’ın mücadelesi…

Zalim despotlar haince tuzaklar kurup İslâm’ın kadına verdiği değerleri elinden alıp kadını; kadın hakları, kadının özgürlüğü, İstanbul Sözleşmesi gibi safsatalarıyla çağdaş kadın, medeni kadın deyip, modayla adeta her emre itaat eden bir robot haline getirdiler. Değer verilmeye, sevilmeye, saygı gösterilmeye, örtüsüyle hayâ abidesi olan ve bunlara layık olan kadını kadınlıktan çıkardılar. Kadını sömürüp, bir eşya gibi kullanıp iğrenç arzu ve isteklerinin, şehvetinin esiri ve kurbanı ettiler. Kadını sadece cinsel yönden ele alıp cinsel arzularını tatmin etmek için kullandılar. Onu insanlık değerlerinden uzaklaştırıp, fıtratına, yaratılışına ters düşen bir çirkefe, bataklığa kurban ettiler.

Sermayelerini daha da arttırmak için onu soyup hicap kalesinden çıkarıp hayvanlardan daha aşağı dereceye getirdiler. Onu bir eşyadan daha değersiz görüp pis emellerine, iğrenç arzularına, kem gözlü bakışlarına, sapık inançlarına kurban ettiler. İşte Batının kadına verdiği değer, kadın anlayışı, hak ve hukuklar… Kadını soyup sosyal medyada, televizyon, magazin, dergi ve programlarda güzellik yarışmalarıyla; kadına özgürlüğü, hürriyeti sağlıyor güya! Kuzu postuna bürünmüş bu aç kurtlar, sahtekâr yüzlerini saklayıp güya kadının hakkını savunmak adına onu haince tuzaklarına düşürdüler.

En yüce varlık olan kadının bu muydu yeri? Sen böyle bu hallere mi getirilecektin, makamın, yerin burası mıydı? Kendini teşhir mi edecektin, seni alçakça kandıran zalimlerin kokuşmuş modalarının esiri mi olacaktın? Seni bir meta gibi alıp satacaklar mıydı? Bu muydu kadın, toplumun çekirdeğini oluşturan Allah’ın halifesi, temsilcisi? Bir toplumda kadının iffet ve namusu ayaklar altına düştü mü artık o toplumun iflah olması son derece güçleşir. Kadının iffet ve izzetinin ayaklar altına düşmesi o toplumun Kur’ân’dan da ayrıldığının belirtisidir ki, Kur’ân’dan ayrılan bir toplumun sonunun hüsran olduğunu biraz tarih bilgisi olan herkes kabul eder.

Hâlbuki İslâm dininin müdafaa hattı ahlak ve tesettürdür. Nasıl ki, ordunun müdafaa hattı yıkılınca düşman içeri girer, ahlak prensipleri yıkılınca din ve nizam da hayatiyetini kaybeder. Öyleyse yok yok söyle, haykır! Sana vurulmuş esaret zincirini kır; “Ben buradayım, hicabımla, örtümle karşınızdayım; haykırıyorum. Kur’ân’ın, Allah’ın istediği gibi bir kadın, hicabımla, örtümle işte duruyorum…” de!

İşte kardeşim; örtünle, hicabınla şu mesajı veriyorsun: Tüm tağutlara, zalimlere başkaldırıyorsun. İmanın alameti, İslâm’ın sancağı örtünle başkaldırıyorsun. Kalk, diril ve diren, silkin bu halinden. Şereflice ölmeyi şerefsiz bir hayatı yaşamaya tercih edip hicaplarını kendilerine kefen edenlerin yoluna uy sen de! Silkin bu halinden, Batı’nın ideoloji ve sistemlerinin kokuşmuş fikirlerinden, yaşayışlarından hicret et, sana yakışır bir vakar ve çehreyle! Özüne, hicabına dönüş yap ve örtünle baş kaldır! Meydanlarda göster İslâm’ın neferi olduğunu! Kıyam et, imanın zirvesine er, işte de ki, kardeşim: “Örtümle size başkaldırdım, tüm sahte ilahlarınızı, moda putunuzu, mide putunuzu ve şehvet putunuzu reddediyorum! Tüm dünyaya ilan ediyorum: işte meydan, ben ve hicabım!” İşte kardeşim sana sesleniyorum:

Sen Allah’ın halifesi, İslâm’ın nişanesini taşıyan, örtüsüyle bütün güzellikleri kendinde toplayan, evinin kraliçesi, eşinin biricik dava arkadaşı, çocuklarının annesi… “Cennet annelerin ayağı altındadır.” hadisi gereğince; Sen Firavunların karşısına çıkacak Musaları yetiştiren, putları kıran, sahte Rablerin saltanatlarını sarsan İbrahimleri yetiştiren bir anne olmalısın! En kutsal görevin bu senin! Sakın unutma! Sen bir mücevhersin! Sana uzatılan kirli ellerden, seni özünden çalmaya çalışan hırsızlardan, seni kendi istek ve arzularına kurban seçen alçaklardan koruyor örtü! Hicabın en büyük sığınağındır senin! Senin hicabın, tesettürün; hayâyı, iffeti, namusu, şeref ve haysiyeti temsil eden Müslüman kadını temsil etmektedir. Senin örtün, hicabın kardeşim özgürlüğü, hürriyeti, adaleti ve en önemlisi gerçek örtünden rahatsız olacaklar. Necis, pis ellerini sana uzatacaklar, seni açmak kendi zihniyetlerine kukla yapmak için.

Ey Mümine kardeşim! Sen örtünle, hicabınla şu mesajı ilan ediyorsun ki: “Ben Allah’tan başka Rab tanımıyorum, onun dininden başka din tanımıyorum, kokuşmuş tüm batıl ideoloji ve sistemleri reddediyor, Allah’ın hükmünden ve kanunlarından başka hüküm ve kanun kabul etmiyorum.” İşte bu yüzden kâfirlerin, zalimlerin, para babalarının tahtları sallanıyor. Senin hicabından, örtünden korkuyor ve ürküyorlar. Kardeşim, asla vazgeçmeyecek ve taviz vermeyeceksin. Eğer aksini yaparsan dünyalığa karşılık ahiretini kaybetmiş olacak, yüce bir hayata karşı zillete razı olmuş olacaksın.