Tesettür, insanlık tarihi kadar eskidir. Kumaş ve örtünüş şekli farklı olmuş olsa da zamanla toplumlar tarafından kabul gören bir davranış haline gelmiştir. Kadim milletlerin ve semavi dinlerin yaşamları incelendiğinde onların hayatlarında da örtüyü görmekteyiz. Tevrat’ın bir bölümünde Hz. İbrahim (a.s) döneminde de örtünün var olduğu belirtilmiştir. Kadim milletlerde örtünen kadınlar, halk tarafından takdir edilmiş ve bir saygınlık kazanmışlardır. Cahiliye devrinde de hür kadınların boynunu ve gerdanını açıkta bırakacak şekilde bir örtü kullandıkları rivayet edilir. İslâm dini aslında var olan örtüyü şekillendirmiş ve sınırlar getirmiştir. Örtünmenin nedeni ve kimlere karşı örtünmenin gerekliliği Kur’ân ayetleriyle açıklanmıştır.

Dışarıya çıksak ve karşılaştığımız örtülü kadınlara, “neden örtünüyorsunuz?” diye sorsak, alacağımız cevap çoğunlukla “Allah için” diyecekler. Gerçekten Rabbimiz için mi örtünmekteyiz? Yoksa eşimiz için mi? Yoksa ailemiz, anne-babamız için mi? Yoksa bulunduğumuz çevre için mi? Ne için ve kimin için örtünüyoruz? Bu soruyu her kadın kendi nefsine sormalıdır. Bu soru sorulmadan, bu sorunun cevabı tam ve doğru olarak söylenmediğinde örtü asıl amacından ve ulaştırmak istediği hedeften uzaklaşır. Bu sorunun cevabı çok olsa da aslında olması gereken tek cevabı vardır. O da Allah için olmasıdır. Rabbimiz emrettiği için, O’nun razı olacağı bir kul olmak için…

Dinimiz, ibadetleri uygularken niyete önem vermiş bazılarında ise niyeti farz kılmıştır. Allah için örtüyü tercih eden ve bu niyeti taşıyan kadınlar da niyetlerine dönüp bakmalılar. Ne için ve kimin için bu eylemi yapmaktadırlar. Allah için tercih edilen tesettürden bir kadın kolay kolay vazgeçmez istikrarlı ve sabırlı olur. Kendisine ve örtüsüne yapılan saldırılarda vakarlı bir duruş sergiler. Bu uğurda kaybedeceği bedel olsa bile vazgeçmez. Peygamber Efendimiz, “Ameller niyetlere göredir, herkese niyet ettiği şey verilecektir.” buyurarak niyetin önemine değinmiştir. Allah’ın rızasına talip olmak hayatımızın her safhasında bu niyeti diri tutmak gerekir. Niyetlerimizin sahihliğini arada sırada kontrol etmek, nefsimizi başıboş bırakmamak da gerekir. Tesettürü ne için tercih ettiğimizi kendimize sık sık hatırlatmalıyız ki, amacından uzaklaşıp alışkanlık haline dönüşmesin. Niyetler tazelenmedikçe başörtüsü bir giyim tarzı ve alışkanlık halini alacaktır.

“Niçin örtünüyoruz?” sorusu beraberinde “Neden örtünmeliyim?” sorusunu da getiriyor. Allah (c.c) yarattığı kullarının fıtri ihtiyaçlarını elbette ki, kullarından daha iyi bilir. Dinimiz örtünmeyi Müslüman kadınlara farz kılmıştır. İman eden her kadın namaz kılmanın, oruç tutmanın, zekât vermenin ve hacca gitmenin farziyyetine inandığı gibi tesettüre de başörtüsüne de iman etmesi ve bunu kabul etmesi gerekir. Dinimiz, nasıl örtünülmesi gerektiğini (Ahzâb, 59) ve kimlerin yanında örtülerin açılacağını (Nur, 31) ayetlerle açıklar. Hükümler ve sınırlar belirtilmiştir. Günümüzde üzülerek görüyoruz ki, tesettürün yozlaştığını asıl amacından farklı şekilde kullanılır olduğuna şahit oluyoruz. Bu yozlaşmanın birçok nedeni vardır. Baskıların olması, modern yaşamın örtüyü kabul etmemesi, erkeklerin bakımlı ve güzel kadın talepleri de bu yozlaşmanın yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu anlayışın değişmesi, takva bilinci ile Allah’a karşı sorumluluklarımızın farkındalığıyla çözülebilir.

Kadının başörtüsü kafasına sardığı bir bez parçası değildir. Müslüman kadının başörtüsü ve giyindiği tesettürü onun kimliğidir. Tesettürüyle sözlü bir açıklama yapmadan, “Elhamdulillâh ben, Allah’a iman ettim.” der. Tesettür aynı zamanda kadınların incitilmemesi ve kötülüklere maruz kalmaması için kadını koruyan bir kalkan gibidir.

Tesettür kadının cazibesini, güzelliğini saklamalı ki, kötü bakışlar ondan uzaklaşsın, ona zarar vermesin. Cazibesini ve güzelliğini ön plana çıkaran tesettürlü kadınların sayısının da giderek arttığını ve bu yaşantının yaygınlaştığını görüyoruz. Özellikle sosyal medya kullanıcılarının bu yaşamları paylaşmaları bunların beğeni ve takipçi sayılarının fazlalığı kadınların ve özellikle gençlerin oraya kaymasına sebep oluyor. Bu tarz tesettür asıl amacından, misyonundan uzaklaştırıp sadece başı kapatan bir örtü olarak kalmasına neden olur. Oysaki tesettür kadının sadece giyimiyle değil, konuşmasını, oturup kalkmasını da düzenleyen, iffetini ve hayâsını arttıran, onu haramlardan ve günahlardan koruyan bir yaşam biçimi olmalıdır.

Değişen ve hızla gelişen bu asırda inancımızın gereği olan tesettürümüze sahip çıkmamız gerekir. Niçin örtünüyorum sorusu her daim aklımızda olmalıdır. Kalbimizin kaydığı, nefislerimizin tesettür çizgisinden çıkmak isteyip daha güzel olmayı düşündüğümüzde bu soru güncellenmeli ve yeniden soralım kendimize: “Niçin örtünüyorum?” Hani Allah için örtünüyordun?