İslâm tarihinde çok sayıda lider, devlet başkanı, sultan şehit edilmiştir. Bunların ilki Hz. Ömer’dir. Medine’de Mescid-i Nebevi’de şehit edilmiştir. Şehit edildiği sırada kendisini vuran kimsenin araştırılmasını istemiş ve onun Müslüman olmayıp da bir Mecusi olduğunu öğrenince Allah’a hamd etmiştir.

Aynı şekilde Hz. Osman da şehit edilmiştir. Ortalığı kasıp kavuran siyasi hadise ve fitnelerde rolü olmadığı hâlde lider olması hasebiyle hedefe konulmuş ve mazlum olarak şehit edilmiştir. Aynı şekilde Hz. Ali de, Haricileri ıslahtan başka bir niyeti olmadığı hâlde onlar tarafından şehit edilmiştir. Emevi halifelerinden Ömer b. Abdulaziz’in zehirlenerek şehit edildiği şeklinde bir rivayet mevcuttur. O da hak mücadelesinde taviz vermediği için hedef tahtasına konulmuş ve şehit edilmiştir.
Abbasî halifelerinin üçüncüsü olan Mehdî’nin de zehirlenerek öldürüldüğüne dair rivayetler vardır. Halife Mütevekkil Alellâh; 247/861 yılında önceki halifenin, halife olma hakkından mahrum edildiğini iddia eden çoğu Müntasır’ın taraftarı olan Türk komutanları Vasîf Boğa ve diğer Türk komutanlar tarafından öldürülmüştür. Aynı şekilde Mustain Billah ve Mühtedi Billah da o dönemde Türkler tarafından şehit edilmiştir.1
Halife Muktedir Billâh, Türk komutan Mûnis el-Muzaffer’le karşılaştığı savaş alanında şehit edilmiştir. Moğollar Bağdat’ı ele geçirdiklerinde Abbasî Devleti’nin son halifesi Halîfe Müsta’sım Billâh’ı ve ailesini şehit etmişlerdir.
Osmanlı sultanlarından da şehit edilenler bulunmaktadır. 1389’da Sırpların büyük bir bozguna uğratıldığı Birinci Kosova Savaşı’nın sonunda, Sırp Kralı Lazar’ın damadı Miloş Obroneviç, padişahın huzuruna geldiği sırada göğsünde sakladığı hançeri Birinci Murat’a saplayarak onu şehit etmiştir.
Cumhuriyet döneminde şehit edilen liderler Adnan Menderes ve Turgut Özal olmuştur. Adnan Menderes 1960’ta askeri darbeyle görevden alınmış ve birkaç ay sonra idam edilmiştir. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ise 1993’te zehirlenerek şehit edilmiştir.
Bir devlet başkanı olan Ziyaulhak da şehit liderlerdendir. “Dindar bir kişiliğe sahipti ve kendisini milletin hizmetkârı diye nitelendirdi. İslâm’ın, Pakistan’ın temel ve kurucu değeri olduğunu sık sık vurguladı. Cemâat-i İslâmî hareketi ve onun önderi Mevlânâ Mevdûdî’nin desteğini alarak İslâm’ın toplumda daha fazla etkin olması için çalışmalar başlattı. ‘Yönetimin İslâmîleşmesi’ adı verilen bu süreçte eğitim, hukuk ve ekonomi alanlarında dinî esaslara dayalı bazı düzenlemeler yapıldı. 1979’da yürürlüğe konulan ‘Hudûd kararnâmeleri’ ile İslâm hukukundaki had suçlarına ilişkin cezalar kanunlaştırıldı. 1980’de yeni anayasa yürürlüğe girdi. Yargı teşkilâtında yapılan düzenlemelerle 27 Mayıs 1980 tarihinde başşehir İslâmâbâd’da Federal Şer‘î Mahkeme kuruldu. İlk, orta ve yükseköğretime din dersleri konuldu, mevcut olanlar arttırıldı. Ekonomide ve bankacılıkta faizsiz sisteme geçmek için çalışmalara başlandı. Zekât ve öşürle ilgili düzenlemeler yapıldı. Eğitim dili olarak Urduca öne çıkarıldı.
Kādiyânî cemaatine karşı sert yaptırımlar uygulayan Ziyâülhak, 1980’de tamamen kendisinin belirlediği 284 üyeli Meclis-i Şûrâ’yı kurdu. 1980’lerin ortasında tekrar seçim kararı aldı ancak bundan önce, kendi konumunu sağlamlaştırmak amacıyla devlet başkanlığı için referandum yaptırdı ve % 95’ten fazla bir çoğunlukla beş yıllığına devlet başkanlığına seçildi. Aralık 1984’te halkoyuna sunduğu İslâmlaşma programı büyük çoğunlukla kabul edildi. Ertesi yıl sıkıyönetim kaldırıldı ve siyasî partiler faaliyetlerine başladı. Şubat 1987’deki seçimlerde Ziyâülhakk’ın adayı Muhammed Han Cüneco başbakan seçildi. Bu arada Cemâat-i İslâmî ile ilişkileri zayıfladı ve cemaat tarafından İslâm’ı siyasî hedefleri için kullanmakla itham edildi. Ziyâülhak, bunun üzerine ülkenin güçlü siyasî yapılarından olan Müslüman Birliği’nin desteğini almaya çalıştı. Mayıs 1988’de parlamentoyu tekrar feshedip doksan gün içinde yeni seçimlerin yapılacağını açıkladı. 15 Haziran 1988’de uygulamaya koyduğu Şeriat Kanunu’yla İslâm hukuku, Pakistan’ın üst hukuku ve hukuk kaynağı ilân edildi. Fakat Zülfikar Ali Butto’nun yurt dışındaki kızı Benâzir Butto’nun ülkeye dönmesiyle seçimleri yeniden erteledi. Seçim tarihi henüz belirlenmeden 17 Ağustos 1988’de içinde yüksek rütbeli Pakistan askerî erkânı ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisinin de bulunduğu uçağının şüpheli bir şekilde düşmesiyle meydana gelen kazada öldü. İslâmâbâd’da kendi inşa ettirdiği Faysal Camii’nin hazîresine defnedildi. Vefatından sonra ‘Şehîdü’l İslâm’ olarak anıldı.
İslâm ülkeleriyle iş birliğini geliştiren Ziyâülhak; İran-Irak savaşını durdurmak için girişimlerde bulunmuş, Hindistan’ın nükleer kapasitesine karşı Pakistan’ın da bu alanda gerekli teknolojiyi elde etmesi için gayret göstermiştir. Bir Türk dostu olan Ziyâülhak, Türkiye ile çok yakın ilişkiler kurmuş ve her konuda tam destek taahhüdünde bulunmuştur. Ziyâülhak, yönetiminin başlarında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine Afgan direnişine de destek vermiş, Pakistan topraklarında çok büyük sayıda Afganlı mültecinin yaşamasına imkân tanımıştır. Bu süreçte hem Amerika Birleşik Devletleri hem de İslâm ülkelerinin geniş desteğini almıştır.”2
Çeçen lider Cehar Dudayev de şehit cumhurbaşkanlarındandır. Nisan 1996’da şehit edilmiştir. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Cevher Dudayev; Rus-Çeçen Savaşı’nın Çeçenler açısından hem askerî hem de diplomatik anlamda başarılı gittiği, Rus Ordusu’nun ağır kayıplar verdiği bir sırada Gehi-Çu köyünde, uydu telefonuyla Rus Milletvekili Konstantin Borovoi ile konuştuğu sırada Rus füzeleriyle vurularak hayatını kaybetmiştir.
Şehit Muhammed Mursi ise Mısır için özgürlük mücadelesi verirken 2013’teki askeri darbe ile cumhurbaşkanlığı görevinden alınmış ve hapse atılmış, sonra da yavaş yavaş ve planlı bir şekilde şehit edilmiştir.
Görüldüğü üzere Müslüman devlet başkanlarından savaş meydanlarında şehit olanlar olduğu gibi bir suikastle ve idam edilerek şehit edilenler de bulunmaktadır. Onların şehit edilmeleri, hak yolda verdikleri mücadele sebebiyle olmuştur.

1) Abbasi halifelerinin şehit edilmesiyle ilgili olarak bk. Murat Akkuş, Abbasi Halifelerinin Ölüm Sebepleri, İstem Dergisi, sayı: 21, 2013. 2) Bk. Azmi Özcan, “Ziyaulhak” Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt. 44, s. 499. (2013).

Yazar
1972 Şanlıurfa doğumlu, imam-hatip mezunu, lisans, yüksek lisans ve doktorayı Marmara Üniversitesi ilahiyat fakültesinde tamamladı. 2012 yılında doçent oldu. Suriye, Irak, Pakistan, Suud,Ürdün, Özbekistan, Bosna-Hersek ve Amerika’da araştırmalar yaptı. İslam halklarının kaynaşması adına Uluslararası sempozyumlar düzenledi. Savaş öncesinde Suriye sınır bölgesinde yaşayan kardeş halkların kaynaşması için bir grup arkadaşıyla beraber Dicle Kalkınma Ajansı destekli Sosyo-Kültürel sahada bir yıllık bir proje yaptı, fakat projenin uygulamasına bir ay kala Suriye savaşının patlak vermesi üzerine hedefini gerçekleştiremedi. Dicle Kalkınma Ajansında kalkınma kurulu üyesi olarak çalıştı. İslam halklarının manaya ve kardeşliğe daveti ve bu söylemde buluşması için Davet ve kardeşlik Vakfı mütevelli heyetinde yer aldı, temsilciliğini yaptı. İnsanımızın kültür seviyesinin yükselmesi ve okuması için bir grup arkadaşıyla beraber İstanbul’da Oku-Der’i (Okuma Alışkanlığını Kazandırma Derneği) kurdu. Beş yıl başkanlığını yaptı. Memurların hak-hukuk ve insani taleplerini savunma adına Hakkari Eğitim-Bir-Sen’i kurdu. Bir yıl başkanlığını yaptı. Ümraniye Eğitim-Bir-Sen şubesinde beş yıl sekreter olarak çalıştı. MEB bünyesinde 14 yıl öğretmenlik yaptı. Kürtçe’nin serbestiyet kazanmasıyla Kürtçe ezgi-ilahi-dua ve şiirlerden oluşan beş albüm yaptı. Arapça-Türkçe-Kürtçe ve İngilizce konuşur. Mardin Artuklu Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
×
1972 Şanlıurfa doğumlu, imam-hatip mezunu, lisans, yüksek lisans ve doktorayı Marmara Üniversitesi ilahiyat fakültesinde tamamladı. 2012 yılında doçent oldu. Suriye, Irak, Pakistan, Suud,Ürdün, Özbekistan, Bosna-Hersek ve Amerika’da araştırmalar yaptı. İslam halklarının kaynaşması adına Uluslararası sempozyumlar düzenledi. Savaş öncesinde Suriye sınır bölgesinde yaşayan kardeş halkların kaynaşması için bir grup arkadaşıyla beraber Dicle Kalkınma Ajansı destekli Sosyo-Kültürel sahada bir yıllık bir proje yaptı, fakat projenin uygulamasına bir ay kala Suriye savaşının patlak vermesi üzerine hedefini gerçekleştiremedi. Dicle Kalkınma Ajansında kalkınma kurulu üyesi olarak çalıştı. İslam halklarının manaya ve kardeşliğe daveti ve bu söylemde buluşması için Davet ve kardeşlik Vakfı mütevelli heyetinde yer aldı, temsilciliğini yaptı. İnsanımızın kültür seviyesinin yükselmesi ve okuması için bir grup arkadaşıyla beraber İstanbul’da Oku-Der’i (Okuma Alışkanlığını Kazandırma Derneği) kurdu. Beş yıl başkanlığını yaptı. Memurların hak-hukuk ve insani taleplerini savunma adına Hakkari Eğitim-Bir-Sen’i kurdu. Bir yıl başkanlığını yaptı. Ümraniye Eğitim-Bir-Sen şubesinde beş yıl sekreter olarak çalıştı. MEB bünyesinde 14 yıl öğretmenlik yaptı. Kürtçe’nin serbestiyet kazanmasıyla Kürtçe ezgi-ilahi-dua ve şiirlerden oluşan beş albüm yaptı. Arapça-Türkçe-Kürtçe ve İngilizce konuşur. Mardin Artuklu Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Önceki İçerikMeydanlara ve Zindanlara Selam Olsun!
Sonraki İçerikAllahu Gâyetunâ