“Asla ölmeyecek olan, hakiki hayat sahibi ve daima diri olan Allah’a tevekkül et ve O’nu tesbih et.” (Furkan, 58)
“Eğer Mü’minler iseniz ancak Allah’a tevekkül edin.” (Maide, 23)
“Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.” (Nisa, 81)
Tevekkül sözlük anlamı: Allah’a güvenme, gücünün yetmediği yerde Allah’tan bekleme, vekil kılma anlamlarına gelmektedir. Kur’an bize bu ayetle ve daha birçok ayetlerde tevekkül etmenin gerekliliğini Mü’min olmanın işareti olarak anlatır.
Tevekkül, Rabbimize teslim olmanın adıdır. Tevekkül denilince insanın ilk aklına gelen teslimiyettir. Bazen bu teslimiyet bir söz, bir hareket, bazen de bir düşünce olarak ortaya çıkar. Tevekkül en yalın haliyle kulun teslim olmasıdır. Bazen teslim olduk deriz, fakat hareketlerimiz, tavrımız aksini söyler. Amellerin niyete uygun olması gerekir ki, bir anlamı ve ehemmiyeti olsun. İnsan bir işe niyetlendiği zaman sonucun ne olacağını bilemez. Kendisi için hayır mıdır, şer midir anlayamaz. Tevekkül burada devreye girer ve kişi kendini Rabbine teslim eder. İnsana şah damarından daha yakın olan, kullarını seven Rabbine teslim olur ve Rabbinin rahmetini ister. Rahmeti bol olan Rabbimiz kulun halini ve teslimiyetini duyar ve görür. Ve gökten iner rahmet yağmurları…
Tevekkül, Rabbe sığınmadır. İnsan hayatında karşılaştığı zorlu ve sıkıntılı anlarda kaçacak bir yer arar. Kendisini koruyup kollayacak, onu her haliyle kabul edecek, sığınacak bir yer aradığında, bu yerin Rabbinin huzurunda olduğunu bilir. Bu hatırlama ile Rabbine sığınır. Dünya meşgalesine ve koşturmacasına kapıldığı, maddi ve manevi rahat olduğu zamanlarda unuttuğu bu duyguyu sıkıntılı zamanların gelişiyle tekrar hatırlar. Tövbe ederek Rabbine sığınır. Rabbini yücelterek sığındığın Rabbin seni geri çevirmeyecektir. Rabbine sığınma sonucunda insan, yüreğinin ve kalbinin sesini dinler. Kalp sakinleşmiştir. Tüm kaygılardan, endişelerden, arınmış bir şekilde bekler. Sonucu ne olursa olsun kabulüdür artık. Çünkü tevekkül etmiştir.
Tevekkül, Rabbe acziyeti ifade ediştir. Kul aciz ve çaresiz olduğunun en iyi ifade şekli tevekküldür. Karşılaştığı sorunlarda acziyet daha çok ortaya çıkar. İnsanın kendini çaresiz gördüğü olaylar karşısında, ne kadar çabalasa da takdir edilenin önüne geçemediğini anlar. Tevekkül kalbi bir duygudur. İman etmenin neticesinde ortaya çıkar. Tevekkül aynı zamanda güçlü bir imanın belirtisidir. İnsan hayatı boyunca farklı imtihanlardan geçer. Karşısına gelen sorunlar ve içinden çıkamadığı zor zamanlarda, edindiği tevekkül inancı ile daha güçlü olur. Dünya hayatının bir imtihan olduğunu, sahip olduklarının kendisine emanet edildiğini unutmaz.
Tevekkül, Rabbe güvenmedir. Güven insan için vazgeçilmez bir duygudur. İnsan yaratılışı gereği kendinden daha yüce ve güçlü olan bir varlığa güvenip dayanmak ister. Ve her insan güven içinde olmak ister. Evinde, iş yerinde, komşularıyla, yaşadığı şehirde ve yaşadığı ülkede güven kişiyi mutlu eder. Bu güven duygusu yaşamını daha kaliteli yaşamasını sağlar. Güven duygusunu kaybetmiş insanlar hayata küsmüş ve ümitsiz kişiler olarak kalırlar. Tevekkül ile kul, Rabbine güvenir, O’na dayanır ve onun kendisini hakkındaki hükmüne razı olur. Bu razı oluş onu insanı bütün korkulardan emin kılar. Kaygı ve endişe ettiği durumlarda, güven duygusuyla olaylara faklı bakmayı öğrenmiş olur.
Tevekkül, Rabbe karşı sorumlu olmanın adıdır. İnsan bu dünya hayatının kendisine yüklediği sorumluluğun farkında olması gerekir. Kur’an bizlere nelerden sorumlu olduğumuzu açıklayan ilahi bir kitaptır. İnsan kendi üzerine düşen, yapması gereken şeyleri yaptıktan sonra sonucu sabırla beklediği zaman tevekkül gerçekleşmiş olur. Çaba ve gayreti Rabbimiz görmek ister. Tembel ve sorumsuz bir şekilde beklemek sadece sıkıntıyı arttırır. Çalışma ve mücadele ise huzur ve mutluluk verir. Sorumlu olduklarımızdan hesaba çekileceğimizi de unutmayalım.
Tevekkül, sabırdır ve aynı zamanda şükürdür. Fıtratı gereği aceleci olan insanoğlu tevekkül ile sabretmeyi de öğrenir. İnsan istediği ve arzuladığı işlerin hemen olmasını ister. İstediği şekilde olmayınca bir hüzün ve karamsarlık çöker. Acele etiği ve gerçekleşmesini arzu ettiği işlerin, aslında iyi olup olmadığını bilemez. Sabreder ve bu sabrın sonucunda istediği ile karşılaşırsa Rabbine şükreder. İstediği olmamışsa sabrederek, bunda da vardır bir hikmet der ve yaşamına devam eder. Bazı şeyler olmuyorsa mutlaka daha hayırlıdır demek gereklidir. Verilene razı olma halidir ve her iki durumda Mü’min için güzeldir. Sabredenler ve şükredenler Allah’ın mükafatı olan cennete girecek olanlardır.
Tevekkül, Rabbe duadır. Mü’minler için dua manevi olarak sahip olduğumuz en büyük güçtür. Dua müthiş bir enerjidir. İnanarak ve sabrederek yapılan bütün dualar Allah katında kabul görür. Kul dua ederek tevekkül eder. Sorumluluğunu yerine getirdikten sonra Rabbine dua ederek niyazda bulunur. Rabbimiz “duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz vardı”, buyurarak duanın önemini bize Kur’an’da anlatır. Samimi ve ihlas ile yapılan duaların etki oranı yüksektir. Tevekkül ederken dua, dua ederken de tevekkül etmek gerekiyor. Dua tüm kötü enerjilerden insanı koruyan bir kalkandır aynı zamanda…
Tevekkül, sükût etmedir. Çok konuşma kalbi öldüren sebeplerden biri olarak hadiste geçer. “Kalp ölür mü?” sorusu aklımıza takılır. Bazen insanoğlu kalbinin öldüğünden farkında olmaz. Kalbin manevi bir nuru vardır. Kastedilen kalbin nurunun ölmesi veya eksilmesidir. Halinden sürekli şikayetçi olanlar, sızlananlar ve çok konuşanların kalpleri ölmeye doğru ilerliyordur. Az konuşmayı rehberimiz, önderimiz olan Peygamberimizin hayatında görmekteyiz. “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun”, hadisi bizler için bir örnektir. Burada susmayı manevi olarak anlamalıyız. Zalimler ve zulümler karşında susmayı değil, onların karşısında hakkı ve hakikati haykırmak gerektiğini unutmayalım. Çok konuşma, çok şakalaşma ve malayani konuşma yasaklanmış. Az ve hikmetli konuşma tavsiye edilmiştir.
Tevekkül, ihlas ve samimiyettir. Allah birdir, hiçbir şey O’nun dengi değildir. Tevekkülün samimi duygularla yapılması gerekir. Bir mecburiyet olarak yapıldığında sonrasındaki hikmeti göremeyebiliriz.
Tevekkül, kuvvet ve cesarettir. Tevekkül bir zaaf ve tembellik kaynağı değil, bir kuvvet hazinesidir. Zorluklar ve musibetler karşısında kuvvetli ve cesaretli olmayı öğretir. İnsanı tembel olmaktan kurtarıp Rabbi ile olan bağını kuvvetlendirir.
Tevekkül bir adanıştır. Amellerin ve işlerin Allah’a adanmasıdır. İbrahim suresinin ayeti bize rehber olsun…Selam ve dua ile…
“Bize ne oluyor ki Allah’a tevekkül etmeyelim.? Bize doğru yolları O göstermiştir. Ve elbette bize verdiğiniz eziyetlere sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”

Önceki İçerikİyi ya da Kötü Olmak
Sonraki İçerikİslam Toplumu,Bir Diş Öyküsü