Adalet; herkesin hakkına riayet etme, hakkını verme, haksızlıktan uzaklaşma, düzenli ve dengeli olma, zulüm ve eziyet etmeyip herkes hakkında doğru hüküm vererek hakkı yerine getirme anlamlarına gelir. Adaletin zıddı zulümdür. Adalet ve zulmün aynı yerde olması mümkün değildir. Zulmün yaygın olduğu bir yerde adaletin uygulanması ve yaşanılır hale gelmesi imkansızdır.
Toplumu oluşturan temel yapı ailedir. Aile , kişinin huzur bulduğu en önemli sığınaktır. Aile olmak, beraber bir çatı altında yaşamak bireylere bazı sorumluluklar yükler. Farklı kültürde yetişen iki bireyin birbirlerini tanıma ve birbirlerini kabullenme için zamana ihtiyaçları vardır. Beraber yaşamanın getirdiği bazı zorluklar olacaktır. Birbirlerini tanımada zorlanan eşlerin, ortak değerleri aynıysa bu uyum süreci daha kolay olacaktır. Kurulan bu aile ortamında hak ve adalet çizgisi takip edilirse mutlu bir yuvanın sağlam temelleri de atılmış olacaktır. Eşler arasında yerleşen adalet duygusu çocukların varlığıyla daha uygulanır hale gelecektir.
Eşler arasında ortak değer, inancımızın belirlediği değerler olmalıdır. Kur’an ve sünnetin belirlediği sınırlar çerçevesinde adaletli davranmak huzuru ve sevgiyi arttıracaktır. Aile içinde yaşanılan güç savaşı kişileri bazen adaletli olmaktan uzaklaştırabilir. Sürekli kendini haklı görme ve kendi doğrularını değişmez doğru olarak kabul ettirmeye çalışmak büyük bir haksızlıktır. Böyle durumlarda istişare yoluna gidilerek karşı tarafa değer verildiğini hissettirmek gerekir. Aile reisi olarak erkeklerin bu durumlarda biraz daha hassasiyet göstermeleri güzel bir davranış olacaktır. Allah’ın Rasulü de, zaman zaman eşleri ile istişare etmiş ve onların önerilerini doğru bularak uygulamıştır. Eşler arasında yaşanılan senin ailen , benim ailem söylemleri de zamanla kişiyi adalatten uzaklaştırır. Eşini ailesine göndermemek ve ona yasaklar koymak da bir haksızlıkdır. Bunu sınırlamak olabilir ama tamamen yasak ve zorla bir yaptırımda da adaletten bahsedemeyiz. Eşler arasında hassas bir terazi var aslında… Bazen nefse ağır gelen durumlarda bile bu, onun hakkıdır deniliyorsa işte o zaman adalet kavramı anlaşılmıştır…
Allah Rasulü , gündüzleri oruç tutup, geceyi ibadetle ihyaya çalışan Abdullah bin Amr’a şöyle demiştir.
“Abdullah duyduğuma göre gündüz oruç tutup, geceleri ibadet ediyormuşsun. Böyle yapma! Bedeninin, gözlerinin ve hanımının senin üzerin de hakları vardır.”
Eşlerin birbirlerinin hakkına riayet etmeleri mutluluklarını arttıracaktır. Adaletli olmak beraberinde merhamet duygusunu da geliştirecektir. Eşlerin de kendi aralarında sınırları olmalı…Allah bizden adaletli olmamızı emrederken aşırılıktan da sakınmamızı emreder. Aile içinde aşırılıklar sıkıntı verir. Sevgi, saygı, hürmet, muhabbet, konuşma, ilgi, değer ve kıskanma…Bütün bunlar bir dengede olursa anlam kazanır. Bunların aşırı olanları veya eksik bırakılanları adalet terazisini dengede tutmaz…Dengede tutacak olan şey ölçülü davranmaktır.
Ailenin meyvesi olan çocuklar arasında da adaletli olmak gerekir. Sahabenin biri Allah Rasulü’nün yanında otururken yanına küçük oğlu geldi. Hemen onu kucaklayıp öptü ve dizine oturttu. Az sonra kızı geldi. Adam onu dizine değil yanına oturttu. Bunu gören Allah’ın Rasulü; “ çocuklar arasında adaleti gözetmen gerekmezmiydi ..?” buyurarak sahabeyi uyarmıştır. Çocuklar arasında cinsiyet ayrımı cahiliyeden kalan bir adet olmuştur. Erkek çocukların daha değerli olduğu, kız çocukların hor görüldüğü bir yerde adalet olmaz. Çocuklar arasında yapılan tutum ve davranışlar kardeşlerin birbirlerine muhabbetlerini arttıracağı gibi birbirlerine düşmanlığını da arttıracaktır. Bir kardeş sürekli ön planda ise ve sürekli takdir görüp övülüyorsa diğer kardeşlerin onu sevmesini beklemek doğru olmaz. Kıskançlık ve çekememezlik başlar. Anne ve babanın tutumu kardeşler arasında ki muhabbeti belirleyen en önemli faktördür. Çocuklar arasında, aslında her konuda adaletli davranmak gerekir. Sevgi, ilgi, eğitim, mal paylaşımı gibi konularda daha ince ve detaylı düşünmek aile huzuru için önemlidir.
Eşler arasında kurulan adalet temeli çocukların aileye katılmasıyla devam eder gider. Önemli olan bir husus da, karşılık beklemeden yapılmasıdır. Her birey kendinden ve yaptıklarından sorumludur. Senin yaptıkların, yaşadıkların üzerinden sorgulanacaksın. Sen haksızlıktan ve zulüm yapmaktan sakınarak yaşamalısın. Sana yapılacak olan zulüm de elbetteli cezasız kalmayacaktır. Hak ve adaleti uygulamaya çalışmak bu yolda tüm çaba ve gayreti sarfetmektir önemli olan. Adalet evlerde, ailelerde yerleşirse toplumda kurtuluşa doğru gider. Önce fert, aile ve toplum sıralamasını unutmamak gerekir. Adalet kavramı güçlünün değil, haklı olanın hakkının verilmesidir. Aile güç yarışının yapıldığı yerler değildir. Bir savaş alanı hiç değil…Temiz nesillerin yetişeceği, hak ve adaletin gerçek anlamlarının öğretileceği ve uygulanacağı sıcak eğitim yuvalarıdır…Toplumun kötülüklerinden kaçınıp sığınılacak sağlam kalelerdir…

Önceki İçerikKuran Zaviyesinden Adalet
Sonraki İçerikİnanç,Adalet ve Ahlakın Destanı: Ömer Bin Abdulaziz