İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2019 Kurban çalışmaları için Güney Sudan’da bulunduk. Güney Sudan, Ehli Sünnet Müslümanlarının Afrika’daki önemli ülkelerinden biri olan Sudan ile 1950’li yıllardan beri girdiği mücadeleyi 2011 yılında bağımsızlığını ilan ederek kazandı. ABD ve siyonistlerin desteğiyle Afrika’nın göbeğinde resmî dini Hıristiyanlık üzerine inşa edilen ülke, bu haliyle Afrika kıtası ve özellikle Müslümanlar için büyük sorunları da beraberinde getirdi.

Biz de burayı ve yaşananları daha iyi anlayabilmek için Güney Sudan’daki önemli şahsiyetlerden biri olan Üstat Abdülkerim Abdurrahim Kamoon ile Röportaj yaptık.

Oktay: Es-selamu aleyküm üstat, bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Kamoon: Aleyküm selam ve rahmetullah. Ben Abdulkerim Abdurrahim Kamoon, Güney Sudan’ın Wau şehrinde doğdum. Güney Sudan’ın başkenti Juba’da üniversite eğitimimi Kamu Yönetimi ve İslâmî İlimler bölümünü okuyarak tamamladım. Daha sonra aynı alanda yüksek lisansımı yaptım.

Oktay: Müslüman Kardeşler cemaati ile ne zaman tanıştınız, şu anki konumunuz nedir?

Kamoon: İlkokuldan beri Müslüman Kardeşler Cemaatinin talim ve terbiyesi altında bulundum. Lisede Müslüman Kardeşleri iyice tanıdım ve üniversite yıllarında aktif bir şekilde cemaatin içinde yer aldım. 2011 yılında Güney Sudan Cumhuriyet olarak Sudan’dan ayrılınca Müslüman Kardeşler burada teşkilatlanamadı. Ancak Müslümanları temsilen çalışma yapabilmek için Halk Kongresi Partisini kurduk. Ben de kurucu üyelerden biriyim.

Oktay: Güney Sudan’ın genel durumu ve Müslümanların ahvali nasıldır?

Kamoon: Güney Sudan Batılıların eliyle 12,5 milyon nüfusu içerisine alan laik ve Hıristiyan bir yapı üzerine kuruldu. Bu da beraberinde belli başlı sorunları getirdi. Burada yoğun bir şekilde kilise ve misyonerlik faaliyetleri bulunmaktadır. Ülkede bütün insanlar, zaten zor durumda iken Müslümanlar daha da zor bir duruma düştüler.

Oktay: Kilise ve misyonerlik faaliyetlerine karşı Müslümanların ne gibi çalışmaları vardır?

Kamoon: Müslümanların burada kendi kurdukları okulları vardır. Bazı mescitlerde çalışmalar mevcuttur. Az sayıda selefi, birçok farklı sufi tarikatı ve Müslüman Kardeşlerin bazı çalışmaları yapılmaktadır. Ancak misyonerlik faaliyetlerine bütün Avrupa ülkelerinin desteği varken bu Müslüman grupların her türlü çabaları çok küçük kalmaktadır.

Oktay: Biraz da Müslüman Kardeşlerden bahsedecek olursak Müslüman Kardeşlerin bu yeni ülkedeki gücü ne kadardır?

Kamoon: Güney Sudan 2011’de bağımsızlığını kazandığında devlet başkanının yaptığı ilk konuşma ‘Müslümanlarla savaşarak bağımsızlığımızı kazandık.’ demesi oldu. Böylelikle bu yeni ülke, Müslümanları dışlamış, hatta resmî olarak İslâmî parti bile kuramayacaklarını ilan etmişti. Dolayısıyla Müslüman Kardeşler cemaati bu isimle burada hemen çalışma yapmaya ve teşkilatlanmaya başlamadı.

Ancak Sudan’da 1945’ten beri başlayan Müslüman Kardeşler hareketinin devamı olan İslâmî dava yardım organizasyonu gibi bazı kuruluş ve derneklerimiz, hemen Güney Sudan Cumhuriyeti tabiiyetine girerek resmî çalışmalarına aynen devam edebilmiştir. Güney Sudan’da Müslümanlar arasında cemaatimizin fikri yaygındır, ancak üyeleri azdır. Güney Sudan’da bulunan en önemli çalışmalarımız arasında İslâmî esaslar üzerine ilk, orta ve lise düzeyinde üç okulumuz, yardım kuruluşumuz ve Halk Kongresi Partimiz yer almaktadır.

Oktay: Halk Kongresi Partisi, mecliste temsil ediliyor mu?

Kamoon: Halk Kongresi Partisi’nin bütün kurucuları kardeşlerdendir. Dolayısıyla partimizin adı İslâmî olmasa da tüzüğünü; gayemiz Allah, çalışma biçimimiz, düsturumuz Kur’ân-ı Kerîm diye İslâmî esaslara göre ilan ettik. Ancak bizler bu yeni kurulan ve Hıristiyanların fazla olduğu ülkede öncelikle Müslümanlarla birlikte Hıristiyan vatandaşların da faydasına olduğumuzu göstermek için partimizde Hıristiyanlara da yer verdik. Tabii ki, onları partimizin belirlediği İslâmî kaidelere uymak kaydı ile kabul ettik.

Ülkede partiler kurulup seçim olmaksızın mecliste temsilciler istendiğinde bizler de Hıristiyan yönetime ve halka, Müslümanların bu ülkenin faydasına hareket etmek istediğini göstermek için Hıristiyan üyelerimizden birini Müslümanların ve herkesin hakkını savunması için meclise gönderdik. Dolayısıyla şu anda mecliste bir temsilcimiz bulunmaktadır.

 Oktay: Müslüman Kardeşler Güney Sudan’ın, Sudan’dan ayrılmasına nasıl bakmaktadır?

Kamoon: Tabii ki, bizler Batılıların, Müslüman bir ülkeden laik ve Hıristiyan bir devlet devşirmesine iyi bakmamaktayız. Ancak maslahat, hikmet neyi gerektiriyorsa onu yapmaktayız.

Oktay: Türkiye’den beklentileriniz nelerdir? Güney Sudan’a Müslümanların ne gibi destekleri olabilir?

Kamoon: Güney Sudan ile alakayı arttıracak çalışmalar yapmalıyız. Çünkü buradaki şehirlerimiz Osmanlı’nın buraya atadığı ilk valiler tarafından kurulmuştur. Bağımız çok eskilere dayanmaktadır. Türkiye burada hastane, eczane gibi kalıcı eserler açabilir. İHH gibi çeşitli yardım kuruluşlarını buraya yönlendirebilir.

Oktay: Türkiye halkına bir mesajınız var mı?

Kamoon: Türkiye halkına ihtiyacımız vardır. Çünkü bizler, Türkiye ile Müslüman din kardeşleriyiz. Aramızda din bağımız ve Kur’ân-ı Kerîm’den dolayı dil bağımız var. Bizi burada Batılı Hıristiyanlara ve siyonistlere teslim etmeyiniz. Batılılar burada birçok kişiyi Hıristiyan ederek önce dinimizi bizden aldılar. Şimdi de ülkenin resmi dilini İngilizce olarak ilan ederek Kur’ân dili olan Arapça dilimizi bizden almak istiyorlar. Bu son bağlarımız da koparsa hepimiz kaybederiz. Bizler Türkiye’nin tecrübelerinden istifade etmek istiyoruz. Türkiye halkını ve yönetimini seviyoruz. Sizlere çok teşekkür ederiz. Allah razı olsun.

Oktay: Biz de değerli vaktinizi bize ayırdığınız için size çok teşekkür ederiz. Allah razı olsun.