Zehra KANDEMİR

Kur’ân-ı Kerîm’de iman ve ibadet hakikatlerinin yanında ideal bir toplum için gerekli şartlar ve uyulması gereken kurallar da verilir. Bu kurallar, hayatı düzene sokar. Daha huzurlu, adaletli, güvenli bir ortam sağlar. Allah bizim bildiklerimizi bilir, bilmediklerimizi de bilir, bizim için en hayırlı olanı seçmiştir. O yüzden biz Müslümanlar Kelâmı İlahiden başka beşerî olan hiçbir ideolojiyi, akımı kabul etmeyiz. Birçok felsefeci yüce Allah’ın bize gönderdiği toplum gibi mükemmel bir toplumun hayalini kurar; buna da “ütopya” adını verir. Ama hiçbiri İslâm dini kadar mükemmel bir toplum düzeninin hayalini bile kuramamıştır; kuramayacaktır. Bunun farkına vardıklarında ise bükemedikleri bileği öpmek yerine, saldırmayı tercih etmişlerdir.

Hedef tahtalarına toplumda yapıcı olarak büyük bir rol oynayan kadını da eklemişlerdir. Kendi toplumlarında, yüzyıllardır insan yerine bile konmayan kadınlar belli bir statü elde etmişlerdir. İçi boş olan bu statü yine de İslâm’ın kadına verdiği değeri karşılayamamıştır. Bu akımlar Müslümana süslü gösterilmiş, İslâm’da ki kadın ise yerilmiş, bakıma muhtaç, kocasının kölesi gibi algılatılmaya çalışılmıştır. Her ne kadar bu akımlara cevap veren ferasetli âlimlerimiz, din adamlarımız, yazarlarımız olsa da İslâm dünyası olarak sürüklendik, sürükleniyoruz. İçine bilerek veya bilmeyerek kapıldığımız bu akımlar bizi bataklığa sürüklemekten başka bir işe yaramıyor. Bizler her ne kadar kabul etmesek de bu akımların tohumları, içimize bir kere ekildi.

Kadını ortak mal olarak gören ve meta haline getiren komünizmin, güya kadını özgürleştiren liberalizmin, kadını iş gücü olarak gören kapitalizmin izleri hayatımızda oldukça yer edindi. Kadını üretim aracı olarak gören komünizme göre üretim araçları ortak kullanılmalıdır. Bunun içimize ektiği tohum zina olarak yeşermiştir. Kadına sınırsız özgürlük hakkı tanıyan liberalizm önümüze tesettürsüzlüğü, her türlü iffetsizliği, hayâsızlığı serer. Kadını yoğun bir sömürü ve ağır çalışma koşullarına sokan kapitalizm ise kadını iş gücü adı altında köleleştirir. Hedeflerinde İslâm’ın kadına bakış açısı olan bu ideolojiler batıldır. Hâlbuki İslâm kadını korur, ona değer verir ve ağır şartlar altında ezilmekten korur. İslâm’ın kadına emrettiği tesettür yine kadın içindir; o zarar görmesin diyedir.

İslâm kadını işgücü olarak görmez kadına annelik gibi kutsal bir vazifeyi vermiştir; ayaklarının altına da cennet sermiştir. Kadın eşinin kölesi değil bilakis eşinin kendisiyle huzur bulduğu kişidir. Kadın inşaatlarda, masa başlarında, taksilerde çalışmaz, eşi çalışıp ona bakmak zorundadır. İslâm kadınlara bu kadar değer verirken onlara köle gibi bakanların hukukunu medeni diye kabul etmemiz elimizdekinin kıymetini bilmemek olsa gerektir.

Beşerî ideolojilerin içimize kadar işlemesi batılı kadınların Müslüman kadınlarına model olarak sunulmasıyla daha etkili hale geldi. Batılı giyim tarzını model almaları, teşvik edilen teşhircilik, moda olanı tüketme çılgınlığı… Bütün bunlara rağmen biz Müslüman kadınlara düşen bir sorumluluk yok mudur? Evet, İslâm’ın bize verdiği değer, bizi getirdiği konum hiçbir ideolojide de akımda da yoktur. Ama bize de yüklenmiş sorumluluklar vardır. Özellikle bize sunulan bu zehirli ballar arasında kendimizi nasıl korumalıyız?

Biz omuzlarımızdaki yükleri hakkıyla taşıdığımız zaman onların ideolojileri zaten çürür. Evet, omuzlarımızda Fatih’ler Selahattin’ler yetiştirme yükü vardır. Anne olma, tesettür, eş, aş yükü vardır. İffetli bir duruşumuz, hayâlı bir yürüyüşümüz edepli bir oturuşumuz olmak zorundadır.

Cahiliye asrından daha cahil bir dönemde yaşıyoruz. İffet çağı Müslüman kızlarıyla başlayacaktır muhakkak. Onlarda bunun farkında olacaklardır ki bu ideolojilerini daha çok Müslüman kadınlarına aşılamaya çalışıyorlar. Çünkü iffet çağı demek onların iktidarlarının, tekelciliklerinin, sömürgeciliklerinin sona ermesi demektir. Şeytani hilelerine karşı daha uyanık olmak zorundayız. Batıda “kadın insan mıdır?” diye tartışılırken efendimiz (sav) buyuruyor ki: “Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi olan kimse değer verir. Onları ancak ahlâksız ve kötü kimseler hor görür.”
Bu değer ve anlayışla kadınlarımızı hak ettikleri konuma oturtmalıyız ki beşerî ideolojilerin kadın anlayışlarının ne kadar çarpık olduğu ortaya çıksın.