Beşeriyetin hidayeti için Kur’ân-ı Kerîm’i indiren Yüce Allah’a hamd olsun. Onu beyan etmekle görevlendirilen ve bu görevi fiilleri, sözleri ve takrirleriyle en güzel şekilde yerine getiren Hz. Muhammed’e (sav), onun aline, ashabına ve etbaına salat ve selam olsun.

Yüce Allah, kendisine ibadet etmeye davet eden ve ondan başkasına kulluk yapmaktan sakındıran uyarıcı ve müjdeleyici peygamberler göndermiştir. Bu anlamda şöyle buyurmuştur: “Ant olsun ki, biz, her ümmete ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ diye (uyarıda bulunan) bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36), “İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi.” (Bakara, 213)

Yüce Allah (c.c) sadece peygamberler göndermekle yetinmemiş, ayrıca insanların, aralarında çıkabilecek sorunları çözebilmeleri için onlara kitaplar da indirmiştir. Bu gerçeği şöyle ifade etmiştir: “İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi.” (Bakara,213)

Bu bağlamda son peygamber olan Hz. Muhammed’e (sav) de Kur’ân-ı Kerîm’i indirmiş, sonra da ona, bu kitaba karşı yapması gereken birtakım görevler yüklemiştir. Bu görevlerin başında Kur’ân’ı insanlara tebliğ etmesi ve onun ihtiva ettiği hükümleri beyan etmesi yer almaktadır. Bu hakikatleri Kur’ân-ı Kerîm şöyle ifade etmektedir: “Şüphesiz ki, Kur’ân’ı sana biz indirdik.” (İnsan, 23), “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.” (İnsan, 21), “İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’ân’ı indirdik.” (Nahl, 44).

Hz. Peygamberin (sav) tebliği olmadan Allah’ın mesajının insanlara ulaşması mümkün olmadığı gibi, beyanı olmadan da bu mesajın ihtiva ettiği birçok hükmün nasıl uygulanacağının bilinmesi mümkün değildir.

Kur’ân’ın anlaşılmasında ‘Sünnet’in rolünü ana hatlarıyla ortaya koyan bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda daha çok Kur’ân ve Sünnetin bütünlüğü ve Sünnetin Kur’ân’ı beyan/açıklama yönleri üzerinde durulmuştur. (1) Bu yazı dizisinde ise namaz ile ilgili ayetleri genel olarak arz ettikten sonra özellikle namazın kılınmasını emreden ve namazın nasıl kılınacağı ile ilgili bilgi veren ayetleri inceleyeceğiz. Bununla Sünnetin beyanı/açıklaması olmadan sadece namaz ile ilgili ayetlerle yetinilmesi durumunda bu ibadetin tam olarak yapılıp yapılamayacağı sorusuna cevap arayacağız.[1]

Bu yazı dizisinde şöyle bir yöntem izleyeceğiz: Birinci aşamada namazın kılınış şekliyle ilgili Kur’ân’da ne kadar bilginin yer aldığını ortaya koyacağız. Sonra fıkıh mezheplerince ittifak edilen namaz şeklinin ne olduğunu tespit edeceğiz. Daha sonra da namazın Kur’ân’da belirtilen şekli ile fıkıh mezheplerinin ittifak ettiği şeklini karşılaştırılarak aradaki farkı tespit edeceğiz. Böylece Kur’ân’da yer almayıp fıkıh mezheplerince namazın bir parçası olduğunda ittifak edilen kısmı ortaya koymuş olacağız.

İkinci aşamada Kur’ân’da zikredilmeyen ancak fıkıh mezheplerince namazın bir parçası olduğu ittifakla sabit olan kısmın nereden geldiği sorusuna cevap arayacağız. Bunun için ilk başvuracağımız kaynak, bizzat Allah tarafından en önemli görevlerinden birinin Kur’ân’ın beyanı olduğu ifade edilen Hz. Peygamberin Sünneti olacaktır. Başvurulacak önemli mesûr tefsirlerinde de müfessirlerin bu ayetleri nasıl açıkladıklarına bakacağız.

Böylece fıkıh mezheplerince namazın bir parçası olduğunda ittifak edilip Kur’ân’da bulunmayan kısmın, Sünnetin beyanı/açıklaması ile sabit olduğu anlaşılacaktır. Bu durum aynı zamanda fakihlerin de ittifakıyla Kur’ân’daki namaz emrinin uygulanabilmesinin Sünnetin beyanına ihtiyaç duyduğunu ortaya koymuş olacaktır. Çünkü bu yazı dizisinde fakihlerin namazın bir parçası olduğunda ihtilaf ettikleri herhangi bir hüküm üzerinde durmayacağız. Sadece namazın bir parçası olduğunda ittifak ettikleri hükümleri ele alacağız. Dolayısıyla fakihlerin namazın bir parçası olduğunda ittifak ettikleri, kaynağını da sadece Sünnetten aldıkları namaz ile ilgili bir parçanın/cüz’ün varlığı, fakihlerin de ittifakıyla Kur’ân’ın namaz emrinin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesinin Sünnetin beyanını gerektirdiğini ortaya koymuş olacaktır.

Bu yazı dizisiyle sadece namaz ayetleri üzerinden Kur’ân’ın anlaşılmasında Sünnetin gerekliliğini ortaya koyacağız. Bu, aynı zamanda Kur’ân’daki benzer daha birçok hükmün anlaşılmasında başvurulacak kaynağın Sünnet olduğuna işaret etmiş olacaktır.

Namaz ibadeti, diğer ibadetlere oranla Müslümanın günlük hayatında daha yaygın bir şekilde yer almaktadır. Çünkü günün belirlenmiş beş vaktinde eda edilmesi gereken, erkek-kadın, zengin-fakir, sağlıklı-hasta ayırımı olmaksızın bütün Müslümanlara farz kılınmış olan başka bir ibadet yoktur. Müslümanın günlük hayatıyla bu kadar iç içe olan bir ibadetin, Sünnetin beyanı/açıklaması olmadan yapılamıyor olması, bize göre Kur’ân’ın anlaşılmasında Sünnetin ne kadar önemli olduğunu ifade eden çarpıcı bir örnektir. Bundan dolayı bu örnek üzerinden Kur’ân’ın anlaşılmasında Sünnetin rolünün ortaya konmasının ayrı bir öneme haiz olduğunu düşünüyoruz.

Bu yazı dizisinin ana başlıkları şöyle olacaktır:

  1. Kur’ân-ı Kerîm’de namaz. Bu başlık altında namazın öneminden bahseden ayetler ile namazda dikkat edilmesi gereken hususlardan bahseden ayetleri arz edeceğiz.
  2. Fakihlerin namaz hakkında ittifak ettikleri hususlar. Bu başlık altında dört meşhur fıkıh mezhebinin namazın kılınış şekli ile ilgili ittifak ettikleri hususları tepit edeceğiz.
  3. Namaz ile ilgili olup Kur’ân’da zikredilmeyen hususlar. Bu başlık altında namaz ile ilgili olduğu konusunda fakihlerin ittifak ettikleri, ancak Kur’ân’da açıkça veya hiçbir şekilde zikredilmediği, kaynağının da sadece Sünnet olduğu anlaşılan bazı hususları arz edeceğiz.

Sonuç kısmında da yapılan çalışma akabinde varılan neticeleri maddeler halinde arz edeceğiz. “Kur’ân’ın Anlaşılmasında Sünnetin Gerekliliği: Namaz Ayetleri-I” başlığı altında arz ettiğimiz konunun sağlıklı bir şekilde anlaşılması, birbirinin devamı niteliğindeki bu yazı dizisinin diğer halkalarını da okumayı gerekli kılmaktadır. Bu yazı dizisinin birinci halkası olarak arz ettiğimiz bu makale, konunun anlaşılması için gerekli olan bir giriş mahiyetindedir. Dergide yazı için tahsis edilen kısım sınırlı olduğundan, yazı dizimizin girişi mahiyetinde olan bu miktarla yetinmek durumundayız.

Nasip olursa gelecek yazımızda Kur’ân-ı Kerîm’de Namaz başlığı altında arz edeceğimiz bilgileri “Kur’ân’ın Anlaşılmasında Sünnetin Gerekliliği: Namaz Ayetleri-II” üst başlığı altında sunmaya çalışacağız. Kur’ân ve Sünnete uygun bir hayat dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Kaynakça

1) Bkz. Sadrettin Gümüş, “Kur’ân-Sünnet Bütünlüğü“, Kur’ân ve Tefsir Araştırmaları I, İstanbul, 2000, s. 16-25; Raşit Küçük, “Kur’ân-Sünnet İlişkisi ve Birlikteliği“, Sünnetin Dindeki Yeri, 1995, s. 125; Süleyman Pak, “Sünnetin Kur’ân’ı Beyan Yönleri“, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, C. 16, S. I, s. 362-377.