Yaşadığımız dünyada tekrar tekrar yaşanarak kural haline gelen birtakım sabiteler vardır. Yerleşmiş bu kurallardan bir tanesi de elde edilen her zaferin, ulaşılan her başarının öncesinde onun için verilmiş bir çaba ve mücadelenin var olduğu gerçeğidir. Yaşam serüvenimizde ulaşmak istediğimiz her şey için mücadele veririz. Bilinçli verilen mücadelenin hazzı ve mutluluğu daha fazla olur elbet…

Verdiğimiz mücadeleler için inancımız, anlayışımız, idealimiz ve bakış açımız farklı olabilir, ancak değişmeyen gerçek şudur ki, uğruna mücadele verdiğimiz bu yolda bir adım ileri gitmek bizleri mutlu eder ve bir sonraki adım için cesaret verir, motivasyon sağlar. Uğruna mücadele verdiğimiz değerlerimiz için bilinçli ve planlı adımlar atmak gerekir. Bu kapsamda neyi ne için yapmış olduğumuzu sorgulamak önemlidir. Bazen bir doğruyu anlatmak ve onun anlaşılmasını sağlamak için mücadele ederiz. Bazen de bir yanlışı izah etmek ve tesirini azaltmak için uğraşırız.

Bazen kendimiz için; bazen bütün ümmet için mücadele veririz. Bazen söz ile bazen fiil ile bazen yazı ile bazen fikir ile inandığımız doğruları ikame etmeye, sakındığımız yanlışları izale etmek için uğraşırız. Bütün hayatımızı saran sürekli çalışma anlayışımızın hareket noktası; hükmü değişmeyen, zamana ve kişilere göre farklılık arz etmeyen Allah’ın ayetidir. “Allah adına gereği gibi mücadele edin. O sizleri seçmiş ve din konusunda sizlere bir güçlük yüklememiştir” (Hac,78). Bakış açımızı şekillendiren ve bizlere yol haritası çizen bu değişmez ilahi nidadan şunu anlıyoruz:

  • Bilinçli Müslüman kadınlar olarak kendimiz, ailemiz, toplumumuz ve ümmet için verdiğimiz ve vereceğimiz uğraşların yegâne sebebi, Allah’ın rızası olmalı ve İslâm dininin anlaşılması ve yaşanması için olmalıdır. Nitekim bu Allah’ın en sevdiği işlerden bir tanesidir.
  • Elimizle iş gören sorumluluklar her neyse evvela onu önce kendimiz idrak edip anlamalıyız. Şekillenip iyi bir sonuca ulaştıracak ve yol bulacak her şey bu kapsamdadır. Yani işe, hakkını vermek sorumluluğu ile yaklaşmalıyız.
  • Şekillendirmeye çalıştığımız bütün alanlarda eğer var isek demek oluyor ki, biz bu işi yapabilecek kapasitedeyiz. Eğer buna gücümüz yetmeseydi Rabbimiz bizleri bu meydana sevk etmezdi. “O sizleri seçmiş…” ilahi nidası bulunduğumuz yerin, verdiğimiz mücadelenin bize uygun olduğunu anlatıyor.

Müslüman kadın olmakla şeref duyan ve bunu her fırsatta sözüyle, icraatı ile tesettürüyle, ibadetiyle, duruşuyla, canlı birer ayet gibi yaşatan kadınlar, şu mesajı vermelidir dünyaya: Dinimiz yaşanmaya layık son dindir, hiçbir aktivitemizi kısıtlamayacak kadar kolaydır. Hiçbir maddi gücün, sosyal düzenlemenin veremeyeceği kadar huzurlu bir yoldur. Bu özellikleri kendimiz kavradıktan sonra işte o zaman, bütün insanlara ulaşması için özel mücadele verebiliriz…

Çağımız bilişim çağı olarak her geçen gün yeni gelişmelere kapı aralamaktadır. Gelişen bu çağda bizler de yenilikleri, ideallerimiz, inancımız ve davamız için bir araç bilip bu araçlar ile daha çok kitlelere ulaşalım. Ve bunun için de hiçbir engel yoktur. Çünkü akıllı telefonlar herkesin cebine ve çantasına girmiş durumda.

Çağın bir gerçeği olarak bunlardan geri durmamız pek mümkün değildir maalesef. Bu durumda bu imkânları fırsata çevirmek tam olarak irademize kalmıştır. Her alanda bilinçli davranan Müslüman kadın bu çağın vazgeçilmez gerçeği olan sosyal medyayı da bilinçli bir şekilde kullanabilir ve mücadelesinin bir parçası haline getirebilir. “Allah adına gereği gibi mücadele edin.” (Hac, 28)

Sosyal Medya Üzerinden Nasıl Mücadele Yürütebiliriz?

  • Evvela sosyal medyanın afetlerinden kendimizi korumalıyız. Hak ettiğinden fazla zaman vermemeliyiz. Zamanı öldürmek için kullanmamalıyız.
  • Beğeni ve paylaşımlarımızın ne olduğunu ve neye hizmet ettiğine çok dikkat etmeli, toplum üzerinde nasıl bir tesir bıraktığına bakmalıyız.
  • Kişisel, ailevi, özel bilgiler ve resimler paylaşıp beğenilere sunmaktan sakınmalıyız. Bu tür paylaşımların, birçok psikolojik ve sosyal bozulmalara ve ailevi felaketlere sebep olduğu tartışılmaz bir vakıadır.
  • İslâm ahlâk ve adabına aykırı video ve paylaşımlardan uzak durmalıyız. Çünkü bunların çoğu komedi ve mizah perdesi ile üzeri ambalajlanmış ifsat ve iğfal içerikli olabiliyor. Kendimiz yapmadığımız halde bu tür ahlâk ve edep dışı paylaşımların yayılmasına istemeden destek vermiş oluyoruz.
  • Kendi şahsımızı ön plana çıkaracak gösteriş ve riya şüphesi taşıyan bildiri ve paylaşımlardan uzak durmalıyız.
  • Kin, nefret, düşmanlık mesajı veren ve toplumda fikri ve kalbi kopukluğa sebep olacak bildirimlerden uzak durmalıyız.
  • Açık saçıklığı sanat adı altında meşru gösteren resimler paylaşmamalı, edebi metin adıyla isyan içerikli yazılardan sakınılmalıyız.

Unutmayalım ki, herkes artık inanıp benimsediği şeyi sosyal medya üzerinden tüm dünyaya yaymaktadır. Bu sebeple biz de iffet, hayâ ve İslâmî sorumluluk bilinciyle bu alanda önceliklerimizi göz önünde bulundurarak sosyal medya alanında faaliyetlerde bulunabiliriz.

  • Yaratılış gayesiyle mütenasip bir yaşam biçimini
  • İbadetlerin ruhunu ve etkisini
  • Güzel ahlâkın meyvelerini
  • Kardeşlik ve beraberliğin gücünü
  • Merhamet ve şefkatin insanları nasıl değiştirdiğini
  • Aile olmanın önemini ve faydalarını
  • İnsanlara faydalı olmanın bir ibadet olduğunu
  • İlim ve irfanın üstünlüğünü

Bütün bu erdemlilikleri sosyal medyada farklı versiyonlarda gündem yapabilir, İslâmî bir atmosfer oluşturabiliriz. Ve daha farklı aktiviteler ile sosyal medyayı davamızı farklı kitlelere ulaştırmak için bir araç olarak kullanabiliriz.

Ganimet Aydın BİLEN

Önceki İçerikİki Ucu Keskin Bir Vitamin K Vitamini
Sonraki İçerikYalnızlaştıran Bir Tehlike: Sosyal Medya