Dr. Velid UNSAL[1]

D vitamini aslında bir vitamin değil, bir hormon olarak kabul edilir. D vitamini esas olarak kalsiyum-fosfor dengesini düzenler ve bunun yanında insan vücudunda pek çok fizyolojik olayda rolü vardır. D vitamini tabiatta çok az gıdada doğal olarak bulunur. Bu yüzden bir besin takviyesi olarak alınması gerekmektedir. Ayrıca güneş ışığından gelen ultraviyole ışınları cildimize temas ettiğinde D vitamini vücudumuzda üretilir.

Fakat güneş koruyucular: Cilt kanseri, cilt yanıkları gibi güneşin istenmeyen etkilerini önlemekle birlikte ciltteki D vitamini sentezini de etkilemektedir. Cilt koruyucu ‘faktör 8’ içeren güneş koruyucular D vitamininin ciltteki sentezini % 95 oranında azaltırken, cilt koruyucu ‘faktör 15’ içerenler % 99 azaltır. Yeterli D vitamini sentezi için saat 10.00 ile 15.00 arasında 5-30 dakika (mevsim, enlem, günün belli saatleri ve cilt pigmentasyonuna bağlı olarak) güneş maruziyeti önerilmektedir. Çünkü bu saatler Ultraviyole B (UVB) ışınlarının yeryüzüne yoğun miktarda ulaştığı saatlerdir.

UVB ışınları camlara nüfuz etmez, bu nedenle pencereden içeriye güneşe maruz kalmak D vitamini üretmez. Bu yüzden güneşe temas doğrudan olmalıdır. D vitamini üretiminin en uygun olduğu aylarda, düzenli ve bilinçli bir şekilde güneş ışınlarına maruz kalmak (eller ve yüzün haftada 2 saat etkili güneş ışığına maruz kalması çoğunlukla yeterlidir) her yaş için D vitamini eksikliğinden korunmada en etkili yoldur. Bununla beraber aşırı UVB ışınlarına maruziyetin cilt kanserine yol açtığı unutulmamalıdır.

D vitamini bağırsakta kalsiyum emilimini destekler ve aksi takdirde böbrekler yoluyla atılan kalsiyumu geri almak için D vitamini gerekir. Başta ifade ettiğimiz gibi D vitamini kalsiyumun düzenlenmesinde ve kandaki fosfor düzeylerinin korunmasında önemli bir rol oynar; bu durum, sağlıklı kemiklerin korunması için son derece önemli olan iki faktördür. D vitamini eksikliği çocuk ve erişkinlerde sıktır. Dünyada neredeyse 1 milyar kişide D vitamini eksikliği ve yetersizliği olduğu düşünülmektedir. Çocuklarda D vitamini eksikliği, kemiklerin yumuşamasına bağlı olarak ciddi şekilde çarpık-bacaklı (bow-legged) veya şekilsiz bir görünüm ile karakterize bir hastalık olan raşitizme neden olabilir.

Yetişkinlerde D vitamini eksikliği osteomalazi (kemiklerin yumuşaması) veya osteoporoz (kemik erimesi) olarak kendini gösterir. Osteomalazi, zayıf kemik yoğunluğu ve kas zayıflığı ile sonuçlanır. Osteoporoz, menopoz sonrası kadınlar ve yaşlı erkekler arasında en sık görülen kemik hastalığıdır. D vitamini kolon, prostat ve meme kanserinin önlenmesinde rol oynar.

Kış aylarında 4 ay boyunca D vitamini verilen çocuklarda, influenza A (Domuz gribi) enfeksiyonu riskini yüzde 40’ın üzerinde azalttığı görülmüştür. Bu durum, D vitaminin bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisi olarak değerlendirilir. Vitamin D eksikliği de artmış kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon, multipl skleroz, otizm, alzheimer hastalığı, romatoid artrit, astım şiddeti ve domuz gribi riski ile ilişkili bulunmuştur, ancak bu ilişkilerin kanıtlanabilmesi için daha güvenilir çalışmalara ihtiyaç vardır.

Somon balığı, uskumru, ton balığı, sardalya gibi yağlı balık türleri; yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, sığır karaciğeri D vitamini yönünden zengindir ve brokoli, yeşil soğan, maydanoz, bazı mantar türlerinde az miktarda D vitamini bulunur.

D vitamini içeriği

(100 gr)

D vitamini içeriği

(100 gr)

Sardalya 1500 IU Karaciğer 20-40 IU
Somon 200-450 IU Kaymak 50 IU
Karides 150 IU Yumurta sarısı 25 IU
Uskumru 120 IU Peynir 12 IU

D vitamini eksikliği belirtileri şunları içerebilir: Sık hastalanmak veya daha sık enfekte olmak, yorgunluk, kemik ve sırt ağrıları, depresyon hali, saç kaybı ve kas ağrısı. D vitamini eksikliği uzun süre devam ederse, şişmanlık, diyabet, hipertansiyon, depresyon, fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, osteoporoz, alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklar ortaya çıkabilir.

Fakat D vitamini eksikliğinin kötü sağlık problemlerinin nedeni mi yoksa sonucu mu olduğu konusu henüz net değildir. Bu kadar faydasının yanında D vitamini aynı zamanda en toksik vitamindir. D vitaminin besinlerde sınırlı miktarda bulunduğundan ve genellikle takviye şeklinde alındığından D vitaminin aşırı tüketimi ciddi sorunlara yol açar.

Aşırı D vitamini tüketimi kemiklerin kalsifikasyonuna ve kan damarlarının, böbreğin, akciğerlerin ve kalbin sertleşmesine yol açabilir. Aşırı D vitamini alımının en sık görülen belirtileri baş ağrısı ve bulantıdır. Ancak iştah kaybı, ağız kuruluğu, metalik tat, kusma, kabızlık ve ishali de içerebilir. Bu yüzden takviye D vitamini alımı hekim gözetiminde olmalı ve bilinçli kullanılmalıdır. Günlük D vitamini ihtiyacı; yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma göre önerilmektedir. Örneğin aşağıdaki tabloda; anne sütü ile beslenen bebeklere günde 400 IU oral D vitamini takviyesi alınmasını önermektedir.

 

Diyetle alınması tavsiye edilen D vitamini miktarı

(Bir mikrogram D vitamini 40 IU D vitaminine eşittir)

Yaş Erkek Kadın Hamile Laktasyon
0–12 Ay* 400 IU
(10 mcg)
400 IU
(10 mcg)
1–13 yıl 600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
14–18 yıl 600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
19–50 yıl 600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
51–70 yıl 600 IU
(15 mcg)
600 IU
(15 mcg)
>70 yıl 800 IU
(20 mcg)
800 IU
(20 mcg)

* Yeterli alım

Özetleyecek olursak D Vitamini; Kemik sağlığına, kan şekerinin düzenlenmesine, kansere, kalbe, bağışıklık sistemine, hafızaya iyi gelmektedir.

 

[1] Öğretim Üyesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Sağlık Yüksek Okulu.

Önceki İçerikZereja Bêçarî
Sonraki İçerikAshabı Kiramın Hayatında Zikir Örnekleri