İnsan; varoluş amacını en iyi şekilde suistimal eden varlık… Yürüdüğü yolda en basit engellere katlanamayan bir zavallı… Hepimiz birer şikâyetiz. Dünya, üzerine bastığımız toprak, dağ, taş, deniz… Her gün ama her gün haykırıyor kötü olduğumuzu da duymuyoruz. Görmezden geliyoruz. Söyleyin hangimiz çıkardan uzak sevdi. Hangimiz bir kediye, bir kuşa, bir ağaca bakıp gülümsedi ve ne için yaratıldığını düşündü bir an da olsa, hangimiz?
Bu kadar kötü olmayı hak ediyor muyuz? Aslında tam anlamıyla düşünsek, cevabımız kesinlikle “hayır” olurdu. Biz insanlar o kadar mükemmel donatılmışız ki, adeta birer sanat eseriyiz. Fakat bu esere her gün bir çizik atıyoruz ve doğallığından uzaklaştırıyoruz. Sizce de kendimize haksızlık etmiyor muyuz? Bir ressamın, şairin veya yazarın eserine saygı duyarız. Ama kendimize ne yazık ki saygı duymuyoruz. Aranızda bu düşüncemi kabul etmeyenler olabilir, hatta kızabilir kiminiz. Ama eğer saygımız olsaydı sadece kendimizi mi düşünürdük? Ya etrafımızdaki diğer insanlar? Onlara ne kadar saygı duyuyoruz hiç sorduk mu kendimize? Ben sizinle fikrimi paylaşmak istiyorum. Saygımız olsaydı, açlık, yoksulluk, savaş, çıkar kavgası gibi felaketler olmazdı.
Her gün farklı bir olay karşısında üzülüp kahrolmaktan öteye gidemez olduk. Dokunmayan yılanlar sardı etrafımızı ama bir değil bin yaşattık. Neden? Çünkü başkasının üzüntüsü bizi mutlu eder oldu. Eski sıcaklık, samimiyet yok oldu. Atasözlerinin arasında çürüyor değerlerimiz ne yazık ki. Etrafımızı sarsa da kokusunu duymaz olduk. Doğru dediklerimiz yanlış oldu. Yanlış dediklerimiz ise baş tacı. Bu tacı yeni neslin başına ellerimizle takmıyor muyuz sizce? Yetişmekte olan nesil kolay yoldan para kazanma, birbirinin ardından kuyu kazma, gözü açıklık tabirinin ardına sığınan dolandırıcılık nasıl olur, hızla öğreniyor. Tüm değerlerimiz değişiyor ve biz buna göz yumuyoruz. Sonra da o girdabın çarkını çevirirken buluyoruz kendimizi. Feda ediyoruz geleceğimizi farkında olmadan.
Ve ne yazık ki, araştıran bir nesil gelmiyor. Her şey hazır olduğu gibi bilgi de hazır. Bilgi kirliliği bile var artık. Bu kirlilikte yıkanıyoruz her gün. Biz insanlar gün geçtikçe yaşanmaz kılıyoruz dünyayı. Gökyüzü şikâyetçi bizden, yeryüzü şikâyetçi… Tüm bunları farkında olarak ya da olmadan yapıyoruz. Sonra bir kenara çekilip izliyor ve kendi eserimizi acımasızca eleştiriyoruz. Yeni nesil de günah keçisi oluveriyor. Bu yazıyı okuduktan sonra lütfen şu soruyu soralım kendimize: “Biz ne yapıyoruz?”

GÜLBAHAR AKYOL