Evlat, Allah’ın anne babalara lütfettiği, hiçbir maddi değerle ölçülmeyecek kadar kıymetli bir varlıktır. Bu varlığın değerinin büyüklüğü anne babaya yüklenen sorumluluğun ne denli büyük olduğunun da göstergesidir. Bu sorumluluk çerçevesinde ebeveynlerin emanetin hakkını verebilmek adına, evlatlarını Yüce Allah’ın istediği çizgide O’na layık bir şekilde yetiştirme gayreti göstermeleri gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bu hususu “Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”1 hadisiyle dile getirmiş ve bu konudaki ihmalin gelebileceği nihai noktayı özetlemiştir.
İslâm dini, insanın yaşantısının tüm aşamalarında karşımıza çıkabilecek sorunlar için yol göstermiş, hayatımızı bu anlamda çok kolaylaştırmıştır. Peygamber Efendimiz’ in (sav) çocuk yetiştirme ile ilgili izlediği ve tavsiye ettiği yolun en ideal yol olduğunu her tabloda görmekteyiz. Bir hadisinde “Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha hayırlı bir miras bırakmamıştır.”2 buyurarak çocuğun alması gereken ahlaki donanımı, aile ortamında verilen eğitimle kazanacağını nazara vermiştir.
Yapılan araştırmalar, kişilik ve karakter oluşumunun büyük çoğunluğunun okul öncesi dönemde, 7 yaşına kadar yani aile eğitiminde oluştuğunu göstermiştir. Ebeveynlerin bu hususta unutmaması gereken bir nokta da bu dönemde çocuğa kattığı her bir değerin topluma yansıyacak olduğudur. Nihayetinde İslâm toplumu oluşturmak çok emek ve detaylı planlama gerektiren bir süreç olduğundan toplumu oluşturan bireylerin eğitimi de bu minvalde bir işlem gerektirir. Dolayısıyla anne babaların bu konuda öncelikle kendilerini eğitmeleri, İslâmî gereklilikleri öğrenerek çocukların eğiminde kullanmaları gerekmektedir.
Önem sırasına göre çocuğa öğretilmesi gereken bilgiler ve ahlaki kuralları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1- Tevhidin öğretilmesi ve yaşamında etkin kılınması: Nasıl iman eden bir kişiye ilk şart olarak iman esaslarını öğrenmesi ve şehadet etmesi sunuluyorsa, anne babanın da evlatlarına ilk konuşmaya başladığında Allah lafzını ve şehadeti öğretmesi gerekmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) de: “Çocuklarınız düzgün konuşmaya başladığı zaman onlara ‘Lâ ilâhe illallâh’ demeyi öğretiniz.”3 buyurmuştur. Ebeveynler, tevhidi öğretmeyle kalmayıp hayatının her alanında başvuracağı tek dayanağın da tevhit gerçeği olduğunu çocuklarına hatırlatmalıdır. Çocuğa hayatı, kendisine anne babayı ve rızkı verenin Allah olduğu, lütfedilen her şeyin Allah’tan olduğu ilgili yaş dönemine göre anlayacağı şekilde anlatılmalıdır.
2- İslâmî hayatın temsil ve tebliğ edilmesi: Öğretmeye çalıştığı ahlaki erdemleri öncelikle anne baba yaşantısında yaşayarak örnek olmalıdır. Çocuğa yalan söylememesi gerektiğini öğütleyip kendisi yalan söylüyorsa bu öğüdün hiçbir etkisi olmayacaktır. Çevreyi gözlemlediğimizde her anne babanın kusursuz çocukları olsun istediğini görürüz. Ancak kusursuz evlat istiyorsak biz anne babaların da kusursuz bir ahlaki donanıma ve yaşantıya sahip olması gerekir. Sonuçta İslâm’ı en iyi şekilde öğrenmek ve yaşamaya çalışmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu hususun ayrıca: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.”4 hadisinde ifade edildiği gibi sorumluluk boyutu da unutulmamalıdır.
Anne baba çocuğa isim koymayla başlayan yediği her lokmanın helalinden olmasına dikkat edilmesine kadar, çocuğun her davranışının izlenmesi ve yanlış ile doğru ayrımından ödül-ceza dengesinin kurulmasına kadar, toplum içerisinde nasıl davranması gerektiği ile ilgili âdâbı muâşeret ve ahlak kurallarının öğretiminden ibadetlerin öğretilmesi ve yaşanmasına kadar tüm hususlarda örneklikle işe başlamalı, çocuklarının uygulamasına rehberlik etmelidir.
Ebeveynler çocuklarına özellikle şu toplumsal kuralları muhakkak öğretmelidirler:
– Toplumda yaşamanın bazı kuralları olması gerektiği ve bu kurallara uymamanın toplumdaki tüm insanların hakkına girmek olduğu,
– Topluluk içerisinde oturup kalkma, konuşmada kullanılan üslup, herkesin anlayacağı dilde konuşma, fısıltı halinde konuşmama gibi hususların önemli olduğu,
– Büyüklere saygıyla, küçüklere sevgi ile yaklaşılması gerektiği,
– Hata yaptığında özür dileme, yardım gördüğünde teşekkür etmesi gerektiği,
– Davranışlarının sorumluluğunu üzerine alması ve seçim yapma yeterliliğine ulaşması gerektiği,
– Bu nedenle toplu yaşanan ortamlarda özellikle çevre temizliğine dikkat edilmesi gerektiği,
– Yardıma ihtiyacı olan yaşlı, çocuk, engelli kişilere ve hayvanlara yardım edilmesi gerektiği,
– Doğada bulunan bitkiler ve hayvanların da canlı olduğu ve onlara iyi muamele edilmesi gerektiği,
– Çevredeki insanları rahatsız edecek derecede gürültü yapılmaması gerektiği,
– Herkesin bu anlatılan konularda hassas davrandığında dünyanın çok daha güzel bir yaşam alanı olacağı gibi konuların özümsenmesi yaşanılabilir bir toplum için çok önem arz etmektedir.
3- Çocuğa verilen eğitimin sevgi merkezli olması: Eğitim öğretim faaliyetinde olmazsa olmaz öğe öğrenen kişiye sevgiyle, merhametle yaklaşmaktır. Öğrenene üstünlük kurarak, onu tahakkümü altına almaya çalışarak yapılan hiçbir eğitim faaliyeti amacına ulaşamaz. Sevginin delili ilgidir. Hele de topluma bir üye kazandıran anne baba bunun ne kadar önemli olduğunun farkına varmalıdır. Sevgiyi tatmayan, hissetmeyen bireyler çevresine karşı da sevgisiz, merhametsiz olurlar ve bunu nesillerine de böylece aktararak devam ederler. Efendimizin (sav) bir gün torunu Hasan’ı öptüğünü gören bir adamın “Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim.” demesi üzerine Efendimiz (sav) adama hayretle bakarak: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”5 buyurarak çocuklara sevgi gösterilmesinin önemini işaret etmiştir.
4- Çocuğa verilecek eğitimin planlı ve aşamalı olması: Çocuğa verilecek eğitimin öneminin anlaşılmasından sonra verilecek eğitimde sıranın ve zamanın da belirlenmesi çok önemlidir. Okul öncesi dönemde, okul döneminde ve ergenlikte verilecek eğitimlerin ayrı ayrı planlanması gerekir. Bu dönemlerde okulda alacağı eğitimlerin yanı sıra ibadetlerin neden ve nasıl yapıldığı, toplumsal yaşam kurallarının neler olduğu, ahlaki değerlerin kazandırılması gibi konular, eğitim dönemine göre teorik ve pratik olarak öğretilmelidir. Örneğin, namazın okul öncesi dönemden başlanarak teşvik edilmesi, ilkokul döneminde vakitlerin aşamalı olarak eklenmesi ve 10 yaşında artık ciddi bir şekilde namaza yönelmesinin sağlanması gibi.
5- Çocuğa kültürel ortam sunulması: Ebeveynler çocukların sadece eğitimlerinin planlayıcısı ve aktarıcısı değil, onların hayatını güzelleştiren, zenginleştiren, tatlandıran birçok kültürel faaliyetin de tanıtıcısı ve uygulayıcısı olarak hayatın yorucu meşgalelerinden biraz olsun uzaklaşıp deşarj olmalarını sağlayan etkinliklerle de çocuklarının yanında olmalıdırlar. Efendimizin (sav) çocuklara at binme, yüzme, atıcılık, koşu, güreş gibi hem sağlık açısından katkı sağlayan hem de vakti olumlu değerlendirme açısından sporları önermesi de bu yönüyle çok anlamlıdır. Aynı zamanda çocuklar ve gençler, insanın kendini ifade biçimlerinden olan resim, müzik gibi sanatsal faaliyetlere de yönlendirilebilirler. Anne babaların bu tür ihtiyaçları karşılaması, çocuğun aile kurumunun sıkıcı değil, eğlenceli bir ortam olduğu bilincini geliştirir.
6- Çocuklar arasında adaletin sağlanması: Adalet her alanda çok önemlidir. Ancak kardeşler arasındaki çekişmelerin, büyüyünce dahi yaşadıkları anlaşmazlıkların temelinde de anne-babanın evlatlar arasında bir türlü tesis edemediği adalet olgusu yatmaktadır. Ebeveynler, Peygamber Efendimizin (sav) “Çocuklarınızın size ihsan, hürmet ve itaatte âdil olmalarını istediğiniz gibi, siz de onlar arasında hediyede ve bağışlamada adâlete (eşitliğe) riâyet ediniz.”6 ve “Sana iyi davranmaları, senin çocukların üzerindeki hakkındır. Aynı şekilde çocuklar arasında âdil davranman da onların senin üzerindeki hakkıdır.”7 sözlerini düstur edinmeli, Peygamberimizin yanına gelerek bir oğluna köle hediye ettiği diğer oğullarına bir şey vermediğini söyleyen sahabeye verdiğini de almasını öğütleyen rivayetini hayatlarına kıstas olarak almalıdırlar. Aksi halde evlatların birbirine karşı olan olumsuz tutumlarından kendilerinin sorumlu tutulacaklarını bilmelidirler.
İslâmî hayatın inceliklerini yaşama gayreti, zaten müminde olması gereken bir özelliktir. Bunun yanı sıra çocuk yetiştirirken de anne babanın Allah’ın rızasını gözetme konusunda ne kadar hassas davranırsa ve yanlış yapma tedirginliğini içinde ne kadar hissederse bu yolda safını tutmuş ve Allah’ın rahmetini celp etmiş olur. Bu aşamadan sonra ebeveyne düşen tevekkül ile hareket etmek, sırtını İslâmî düsturlara yaslamak olacaktır.
Allah tüm anne babaların bu hususta gayretlerini artırsın, gayretlerinin karşılığını çocuklarımıza yansıtsın. Rızası istikametinde hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. Âmin.

1) Buhârî, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Cenâiz, 92; Sünne, 17; Kader, 5. 2) Tirmizî, Birr, 33. 3) en-Nebhânî, el-Fethü’l-kebîr, I, 85. 4) Buhârî, Cum’a, 11. 5) Buhârî, Edeb, 18. 6) Taberânî, 46/51, Hadis No: 250. 7) Ebû Dâvûd, Büyû’ (İcâre), 83.