Mesleğimiz gereği gençlerle, daha doğru bir ifadeyle öğrencilerle sürekli aynı ortamda bulunup aynı havayı teneffüs ediyoruz. Hal böyle olunca onların hem aileden hem de okuldan aldıkları eğitimi, fikirlerini ve kişiliklerini daha yakından tanıma ve anlama imkânı buluyoruz. Onları tanıdıkça fikirlerini ve hedeflerini öğrendikçe içimde ne yazık ki bir ürperti hissediyorum. Onların yaşadığı hayatı görünce endişeleniyorum. Allah ile olan ilişkilerinin zayıflığı, sınavı kazanıp bir meslek sahibi olma arzusunun onların hayatının temel gayesi olduğunu gördükçe endişem daha da artıyor. Tam da bu noktada Şehit İmâm Hasan el-Bennâ’nın Müslüman fert yetiştirme hedefini neden birinci sıraya koyduğunu daha iyi anlıyorum. Aynı şekilde Üstad el-Bennâ’nın eğitime neden bu kadar önem verdiğini de daha iyi idrak ediyorum, çünkü “insan” yetiştirmenin birinci ve en etkili yolu eğitimdir.

Eğitim Çalışmalarında Esas Amaç Şu Olmalıdır:

Eğitim verdiğimiz, yetiştirdiğimiz insanların öncelikle âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tanımalarını, Allah’ı sevmelerini, Allah ile güçlü bir bağ kurmalarını sağlamalıyız. Bunu başardığımızda Allah’ı bilen, Allah’ı tanıyan, Allah’ı seven ve Allah ile güzel ve güçlü bir bağ kuran insanlar yetiştireceğiz. Allah’ı bilen, tanıyan, Allah’ın helallerine ve haramlarına özen gösteren insanlar yetiştirdiğimizde amacımıza ulaşmış oluruz. Bu eğitimi alan, bu bilinçle yetiştirilen Müslüman bireyler evlenip aile sahibi olduklarında eşlerine ve çocuklarına da bu amaç ve hedef doğrultusunda eğitim verecek ve onları yetiştirecektir. Bu amacımızı gerçekleştirdiğimizde de Allah’ı bilen, tanıyan, Allah’ın rızasını her şeyin üstünde tutan Müslüman aileler yetiştirmiş olacağız.

Asıl yaratılış gayelerinin Allah’a kulluk olduğunu bilen, dünyanın imtihan yeri olduğunun bilincinde olan; Allah’a, kitabına ve peygamberine karşı samimi ve dürüst olan Müslüman bireyler ve Müslüman aileler dünyamızı güzelleştirecektir. Allah’ın helal kıldığının bizim için faydalı olduğunu bilen, haram kıldığının ise bizim için zararlı olduğunun bilincinde olan Müslüman bireyler ve Müslüman aileler dünyamıza huzur getirecektir. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için mücadele eden, Allah’ın yasakladığı zinadan, gıybetten, yalandan uzak duran Müslüman bireyler ve Müslüman aileler, toplumun bozulmasını engelleyecektir. Ahlakı, edebi ve hayâyı en üstün değerler olarak gören, kabul eden Müslüman bireyler ve Müslüman aileler güzel bir dünya bırakacaktır bize.

Ancak bu amaç ve hedeften uzak olan mevcut eğitim sistemimiz bize bu imkânı vermemektedir. Mevcut eğitim sistemi, Allah’ı bilen, tanıyan; onun emir ve yasaklarına riayet eden insanlar yetiştirme amacı taşımamaktadır. Sınav odaklı olan, inancın ve insan fıtratının dikkate alınmadığı mevcut eğitim sistemiyle hiçbir davası olmayan; ahlakı, edebi ve hayâyı öncelemeyen bireyler yetişiyor.

Hal böyle olunca hiçbir amacı olmayan, ibadetlerini yerine getirmeyen ruhsuz bireyler evlenip aile sahibi olduklarında ya da bir makama geldiklerinde aldıkları eğitime göre eşlerini ve çocuklarını yetiştirmekte ve görevlerini yerine getirmektedir. Ne var ki bu şekilde eğitilen/yetiştirilen bireylerin ve ailelerin dünyamıza kattıkları pek fazla bir katkısı olmuyor. Sadece kendini düşünen, ahlakı ve edebi öncelemeyen bireyler ve aileler toplumun bozulmasına engel olamıyor. Bu bireylerin ve ailelerin bize temiz bir dünya bırakmaları da mümkün görünmüyor.

Servet ARAÇ