Nafile kelimesi sözlükte: Fazlalık, bağış, hibe anlamlarına gelmektedir. İstilahi mana da ise: Zorunlu olmaksızın yapılan iş… Farz ve vaciplerin dışında, Resulullah (s.a.s)’ın yaptığı ve tavsiye ettiği ibadetlerdir. Rabbimize karşı yapmamız gereken farz ibadetler olduğu gibi, bunların dışında yapmamız gereken ibadetler nafile olarak adlandırılır. Nafile ibadetler aynı zamanda kişiyi Rabbine yaklaştıracak olan ibadetlerdir.
Nafile ibadetler, Kur’an ve sünnette önemi anlatılmış, insanlara zorunlu tutulmamış ve yapılması teşvik edilmiştir. Hicr suresinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Sana yakin (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et. “
“Öyle ise boş kaldın mı hemen yorul ve ancak Rabbine sarıl.”
Peygamber Efendimiz (sav) de ashabını ve tüm inanan insanları nafile ibadetlerin önemine dikkatleri çekerek şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk amel namazdır. Eğer namazı düzgün olursa işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün değilse, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlardan bir şey noksan olursa Allah Teala: ‘Kulumun nafile namazları var mı bakınız?’ buyurur. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.”
Hadiste görüldüğü gibi nafile ibadetler farzları takviye eder. Nafile ibadetleri yaparken dikkat edilmesi gereken bir husus da farz ibadetlerin önüne geçilmeden yapılmalıdır. Öncelik farz olan ibadetlerdir. Farz ibadetlerle beraber yapılırsa güzel olur. Nafile ibadetler aynı zamanda kalbi rahatlatır, insana bir huzur ve sakinlik katar. Kalbi huzurlu olanın ruhsal hayatı da dengeli olur. İçinde yaşadığın hayat, bir amaç için olursa değerli olur. İşte nafile ibadetler bize bu duyguyu ve kul olduğumuzu hissettirir. Her gün yeni bir nafile ibadeti yaşamımıza yerleştirir ve devamlılığını sağladığımızda hayatımıza bir anlam da yüklemiş oluruz. Nafile ibadetler yapılırken bir denge olmalıdır. Bazen çok yapıp, bazen hiç yapmamak gibi olmamalıdır. Az da olsa sürekli olan ibadetler teşvik edilmiştir. Bu konuyla ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olandır.”
Nafile ibadetler kulun Allah’a adım adım yaklaşmasının yoludur. Bu yolda ilerlerken şeytan ve nefis engel olmaya çalışacak ve çıkılan bu yolda gidişatı yavaşlatacak sözler söylerler. “Farz değil, neden yapıyorsun”, gibi sözler iç dünyamızda duyacağımız ve bazen bizlere geri adım atmayı düşündürebilir ve etkileyebilir. Yalnızca sevabını Rabbinden bekleyerek nafilelere başlanmalı, hiçbir engele takılmadan gayretli olunursa, bu vesveseler zamanla geçecektir. Gayret ve sebat, ikisi aynı anda olursa sonuç da güzel olur. Şu kutsi hadisin müjdesini aklımızın bir köşesine kaydedersek vesveseler çok etkili olamayacaktır.
“Kulumun bana, kendisine farz kıldığım şeylerin sayesinde yaklaşmasının sevimli geldiği gibi hiçbir şeyle yaklaşması, sevimli gelmez. Kulum nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, nihayet ben onu severim. Ben onu sevdiğim zaman da işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey istese (istediğini) veririm. Bana sığınırsa onu (her türlü tehlikelerden) mutlaka korurum.”
Bu kutsi hadisin de işaret ettiği gibi nafile ibadetler kul ile Rabbi arasında güçlü bir bağdır. Bu bağı korumak ancak ibadetlerin ifası ile olur. Aynı zamanda Rabbimizin sevgisini kazanmaya sebeptir. Allah (cc) bir kulunu sevdi mi o kul kazananlardan olmuştur. Bu sevgiyi kazanmak için de nafilelerin uygulanmasında gayretli olmak gerekir.
Nafile ibadetleri yapmak aynı zamanda bir şükürdür. Rabbimizin bizlere verdiği sayısız nimetlere karşı şükretmek için, nankörlük etmemek için, iyi ve salih bir kul olmak için de nafileler önemsenmelidir.
Hz. Aişe (ra) annemiz, Peygamberimizin gecenin bir vaktinde kalkıp ibadet ettiğini görünce: “Ey Allah’ın Resulü geçmiş ve gelecek tüm günahlarınız affedilmişken neden böyle hareket ediyorsunuz.” demişti ve Resulu Ekrem Efendimiz de: “Ey Aişe şükreden bir kul olmayayım mı? “ diye cevap vermişti.
İşte şükreden bir kul olmak için yapılacak ameller, nafilelerdir. Bu şükrün ifası bedenen olduğu gibi mal ile de olmaktadır. Kişinin gücü nisbetinde nafile ibadeti yapması gerekir. Kimi insan nafile oruç tutmakta hiç zorlanmazken, kimi sağlık sorunlarından dolayı nafile orucu tutamaz. Kimi malı olmadığı için sadaka veremez. Bu örneklendirmeleri çoğaltmak mümkün. Önemini anladıktan sonra kişi kendine uygun olanı seçer. Günlük , haftalık, aylık ve yıllık olmak üzere nafile ibadetler tesbit edebilir ve en kısa zamanda uygulamaya geçer ve böylece bir adım atmış olur. Nafileleri yapmayı alışkanlık haline getiren kişi unutmaz ve sürekli yapar. Bunun için notlar alabilir. Kendine göre takvim çizelgesi yaparak pratikleştirebilir. Unutmayalım, Rabbimiz bizden bir adım atmamızı ve gayret etmemizi ister. Bir nafile ibadetin başlangıcı belki de hayatımızın değişimine vesile olacaktır. Bütün işlerde olduğu gibi severek ve mükafatını sadece Allah’tan bekleyerek yapmak… Rabbim bizleri ibadetlerinde sürekli olanlardan eylesin.

Önceki İçerikLütfun da Hoş Kahrın da?
Sonraki İçerikSabır Yürekteki Kor Ateş