Kürtlerde edebiyatın ortaya çıkması ve gelişimi, coğrafik, sosyolojik ve tarihî hakikatlerden ötürü, genel itibariyle sözlü edebiyatı daha yaygın ve hâkim hale getirmiştir. Bu sözlü edebiyat hikâye, masal, tekerleme, atasözü, bilmece, destan, mâni, deyimler şeklinde kendine yer edinmiş ve gelişmiştir. Kürtlerin İslâm’ı kabulünden sonra İslâmiyet Kürtler arasında daha etkin ve sosyal hayata da daha fazla nüfus etmeye başlamıştır. Bu etki Kürtlerin hem sözlü edebiyatlarına hem de klasik anlamda yazılı edebiyatlarına da yansımıştır.

Kürt dilinin bir yazı dili olarak kullanılması yaklaşık 7. yüzyıla tekabül etmekle birlikte edebî eserlerin ortaya çıkması 10.-11. yüzyıllardadır. İslâmiyet etkisi altında oluşan bu Kürtçe metinler, aynı zamanda Kürtlerin klasik anlamda meydana getirmiş olduğu metinlerin çoğunluğunu da oluşturmaktadır.
Ali Harîrî 1009-1080, Kürtlerin İslâmiyeti kabulünden sonra bilinen ilk şairlerindendir. Kürtçenin Kurmancî lehçesiyle yazmıştır. Kürt edebiyatında dîvân edebiyatı Ali Harîrî ile başlar. Doğum yeri üzerine farklı bilgiler olsa da Hakkâri doğumlu olması kuvvetle muhtemeldir. Klasik Kürt edebiyatı şairi denildiğinde akla ilk gelen isimdir. Kendisinden yaklaşık 6 asır sonra yaşamış olan büyük Kürt edebiyatçısı, şairi ve İslâm âlimi olan Ahmet Hanî şiirlerinde “Pê hey bikira ‘Elî Herîrî” diyerek kendisinden bahsetmiştir.
Bazı araştırmacılar, Ali Harîrî’yi klasik Kürt edebiyatının ilk yazarı ve şairi kabul eder. Her ne kadar Kürtçe kaleme almış olduğu Dîvân’ı olduğu bilinse de bu eserin tamamı bugün mevcut değildir. İlk kez 1887 yılında Albert Socin, Harîrî’nin bir şiirine eserinde yer vermiştir1. Sadık Bahaddîn ise 1980 yılında yayınladığı “Hozanêt Kurd / Kürt Şairleri” adlı eserinde Ali Harîrî’ye ait bir dîvândan söz ederek bu dîvândaki birkaç şiire kitabında yer vermiştir. Ayrıca Margarita Borisavna Rudenko’dan da biliyoruz ki, Alî Harîrî’nin el yazmalarından bir kısmı St. Petersburg’ta bulunan Şaltikov-Şçedrin Kütüphanesi’ndedir. Şiirlerinde Eliyo ve Şêx Elî mahlaslarını da kullanmıştır.2
Ali Harîrî, başkenti Silvan olan kültürel açıdan önemli gelişmelerin yaşandığı Mervanîlerin hâkim olduğu zamanda yaşamıştır. Hayatının çoğunluğunu Şam, Cizre ve Erbil’de geçirmiştir. Bu yüzyıllarda bu topraklarda çok ciddi ilmî, kültürel çalışmalar yapılmıştır. Ali Harîrî böyle bir atmosferde varlık göstermiş ve zamanında halk tarafından çokça sevilen, methedilen bir insan olmuştur.
Ali Harîrî, ilim tahsili için zamanın en önemli ilim merkezlerinden biri kabul edilen Şam’a gider. Babasının vefatı üzerine amcası tarafından himaye edilir. Hayatını idame edebilmesi, geçimini sağlayabilmesi için himayesinde bulunduğu amcasından meslek de öğrenir. Şeyh Ebû Ali Mağribî’nin sohbetlerinde bulunarak kemâle erer. Ali Harîrî, derecesi yüksek, hâl ve kerâmet sâhibi, cesûr, vakarlı bir zât idi. Şiirleri halkımız arasında uzun gecelerde okunurdu. Bu şiirler, dinleyenler üzerinde büyük etki bırakırdı. Birisinin güzel şiir okuyuşunda onun şiirleri akla gelirdi. Kendisinden bahsedilip övülmek istendiğinde “Ali Harîrî’nin tadındadır.” denirdi.3
Ali Harîrî’nin ozanlığı olduğu kadar bilge bir yönü de vardı. Halk arasında biri tahsilini iyi yapmadığı vakit “Okudu da sanki Ali Harîrî oldu.” şeklinde eleştirilirdi. Kısacası Ali Harîrî, büyük bir adam, olgun bir âlim ve Herir-Harîr de bilginin diyarıydı. O şehirde Ali Harîrî’den başka birçok âlim ve bilgin çıkmıştır. Özellikle Ali Harîrî’nin oğlu Şeyh Ahmed bunlardan biriydi. Kürt medrese edebiyatını kullandığı hece ve kafiye düzeniyle etkileyen Harîrî’nin şiirlerinde tasavvufî aşkla birlikte dünyevî aşkın da işlendiği gözleniyor.
Eğer Ali Harîrî hakkında iyi bir araştırma ve inceleme yapılırsa birçok şey karanlıktan aydınlığa çıkacak, ilginç bulgularla karşılaşılacaktır. Böylece memleketin ve o dönemin durumu aydınlanacaktır. Ali Harîrî, şiirlerinde Elî (Ali), Eliyo veya Şêx Elî ismiyle karşımıza çıkmıştır. Her bir şiirinde bu üç isimden birini kullanmıştır. Bugüne kadar bize ulaşan şiirleri incelendiğinde kaideli şiirlerin ona ait olduğu görülür. Şüphesiz Ali Harîrî, bilgin bir şahsiyet olarak Kürt toplumunu tahlil etmiştir.4
Ali Harîrî’nin ismini ilk olarak yazılı kaynaklarda Şeyh Ahmed-i Hanî’nîn Mem u Zîn’inde görüyoruz. Şiirleri kolay anlaşılmakla birlikte zarif ve ahenklidir. Birçok kişi, onun şiirlerini ezberden bilirdi. Fakih-feqi ve hoca arasındaki diyalog, toplumda genellikle konuşulur ve ondan epeyce bahsedilirdi5. Aşağıya örnek olarak alınan Têt adlı şiirinde Ali Harîrî, daha çok doğruluk, dürüstlük temalarını işlemiştir:

Têt
Dilê mehzûn kefaret bêt ke êm şeb taze mihman têt
Be mizgînî beşaret bit ke mîhman canê canan têt

Ke mîhman canê canane le ser cavê me mihmane
Be mala cumleê xane ke şahê cumleê xan têt

Were ey şahidê şêrîn ji eşqa te dil êxsîrin
Be can menzilgehê mîrin telebkarî ke sultan têt

Telebkarin dil araîm medîm yarin bû yî şaîm
Le bejna ‘er’erin daîm sîyeh mar lê be colan têt

Sîyeh maran kire seyran le cotê şubhetê cîran
Ku xas û ‘am bibûn heyran le cîran ‘enber efşan têt

Du zulfên ‘enber efşan in du le’lên şekeristanin
‘Eqîq û durr û mercan in le hewzan abê heywan têt

‘Ecêb bir ke mirarî tê le sedde qewsê tarî tê
Sîyeh pencên xumarî tê ji mexmûran du eslan têt

Ji mexmûran tu mexmûrî be cî hişt ‘eqreba jûrî
Tewafa beytê me’murî le burcan xûn be sîran têt

‘Eqarib hat û bê hed hat le wê burca zeberced hat
Vebala qewsê eswed hat le tilbey mahî taban têt

Le heyva kewçêrîn kamil ve ehlan ra nehiştin dil
Û cumle da sefên sunbul le hinda vê gulîstan têt

Gulîstana Xuda riste le çar etraf dilan xuste
Binefş û nêrgiza mest e cinisrê le’l û reyhan têt

Reyahîn sosin û werdin le Şêx Elîyê xerîb ferd in
Weristê ehmer û zerdin herû sed car bi efxan têt

Ji efxanan nemayim têr du’a goyê te ez bê vir
Bebête şer du esleh dîr ‘heta vî qasidî can tê

Bebîne rû şemalînê were hindavî balînê
Ji dest ahan û nalînê çe reng feryad ji esman têt

Be feryad û be hewar e ji dest ahan min ew kare
Me lazim bendeê jar e ji seyyidî çe ferman têt

Seyyidî heq nezer vêra di îqlîman ilim gêra
Qitara gewheran vêra ji nêv kana bedexşan têt

1) A. Socin, Kurdische Sammlungen, Erzahlungen und Lieder im Dialekte von Botan (Kürtçe Derlemeler, Botan Şivesinde Hikâyeler ve Şarkılar 2) Kürt Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı, sayfa 104 3) https://kerboran.wordpress.com/2009/05/23/ilk-kurt-sair-eli-Herîrî/ 4) https://pirtukweje.wordpress.com/2016/06/02/islâmiyet-sonrasi-kurmanci-lehcesiyle-yazan-ilk-sair-seyh-eli-Herîrîdir/ 5) http://kurtyazarlar.blogspot.com/2014/12/eli-Herîrî.html 6) http://kurtdiliedebiyati.blogspot.com/2013/07/eli-Herîrî-ilk-kurmnci-sair-1110-1170.html

Ali Tahir

Bu yazıya yorum bırakmak ister misiniz?