Helal kelimesi, Allah katında hoş, güzel, uygun görülüp izin verilen her şeyi kapsadığı gibi O’nun tarafından haram kılınmayan yani kötü görülmeyen herşeyi de ihtiva eder. Helal yemek, helal içmek, helal giyinmek… Kısaca her türlüsü ile helal yaşamak…

İnsan, fıtrat gereği helale de harama da yatkın bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu fıtrat, onun insan olduğunu ve insanın imtihanı için bunun gerekli olduğunu bize gösterir. Bir insan helal değil de haramdan geçiniyorsa evvela bu kişinin Allah ile irtibatı sorgulanır. Allah’tan çekinmeyen, korkmayan bir insan zaten haram yer, haram içer, haram giyer. Çünkü onun Rabbiyle bağı zayıftır, irtibatı eksiktir veya hiç yoktur Allah muhafaza. İnsanın yaşam temelinde Allah varsa Allah’ın emrettiği her şey de az veya çok sirayet eder hayatına. Eksik yanlarını da gayret ederek doldurmaya çalışır.
Bir binanın olmazsa olmazıdır temel. Temeli Allah olanın niyeti de Allah olur. Ameli de Allah. Aklını helal ile meşgul eder mesela. Çünkü Allah onun aklından geçenleri bilmektedir. Kalbini helal ile meşgul eder çünkü kalbinden geçenlerin Allah’ın bildiğinin bilincindedir. Gözünü, kulağını, dilini, elini ayağını helal ile meşgul eder çünkü bütün bu uzuvlarına Allah’ın şahit olduğunu bilmektedir.
Neden Allah’tan korkan alimlerin en küçük bir harama bulaşmaları durumunda kendilerini kahreder derecede Allah’tan af ve mağfiret dilediklerini okuyoruz? Çünkü hayatın temelinde Allah var. Kalbinde Allah var. Bir gün O’na kavuşup hesap verme bilinci taşıyor. O yüzden haramın her türlüsünden uzak duruyor.
Bugün bizler yediğimiz içtiğimize dikkat etmiyorsak içimizde Rabbimize ayırdığımız yeri kontrol etmemiz gerekiyor. Bir merkez gibi yani. Emirleri oradan aldığınız asıl üs. Bizler kul olarak o merkeze bağlılık derecesine göre helal haram bir yaşam tarzı yaşarız. Eğer o merkezle irtibatımız kopuksa emirleri uygulama noktasında da sıkıntı olacak elbet. Ama irtibat güçlü ve her denilen yerine getiriliyorsa veya arada ufak sürtüşmelerde özür dileniyorsa bu bağ güçlü bir şekilde devam eder ve işler de hali hazırda yolunda olur.
Hani bir alim, kızını evlendirmek istediğinde, damat adayına, “Kızım kördür, sağırdır, dilsizdir, topaldır” der ya. Buna rağmen sırf Allah rızası için evlenen damat gelini gayet sapasağlam ve çok güzel görünce hayret eder. Babası, “Kızım kördür ama günaha karşı kördür. Çünkü o hiç harama bakmaz. Dilsizdir dedim çünkü hiç haram konuşmaz. Sağırdır dedim, çünkü kulaklarını günaha, gıybete tıkamıştır. Topal dedim, çünkü haram mekanlara hiç gitmez, kendini sakınır” der. İşte helal bir yaşantı. Çünkü temelinde Allah var. Korku var. Sevgi var. İtaat var.
Bir insan kalbinde Rabbine ayırdığı yeri görmek isterse hayatını ne şekilde yaşadığına baksın. O kimsenin hayat tarzı Rabbiyle olan irtibatını gösterir zaten. Ve Rabbimize olan sevgimizi gerçek manada helallerle ne kadar yaşadığımızı hesaba çekerek öğrenebiliriz. Midesini, kalbini, aklını, ruhunu ve tüm uzuvlarını helal ile beslemek ve emirleri yalnızca Rabbimizden almak dileğiyle…