“Kahramanlar, sadece süper kahramanlar mıdır?” diye soracak olursanız eğer, bence süper kahramanlardan daha kahraman olan birileri hep var olmuştur.

Onlardan biri de Usâme bin Zeyd’dir. Gelin kahramanımızı yakından tanıyalım.

Usâme, Sevgili Peygamberimizin (sav) Medine’ye hicretinden 8 yıl önce doğmuştu. Annesi ve babası Müslüman olduğu için Müslüman bir ailede dünyaya gelmişti.

Usâme, Sevgili Peygamberimizin (sav) sahabeleri arasında “Hibbu Resûlullah” olarak bilinir. “Peygamberimizin sevgilisi” anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz onu çok sevdiği için sahabeler ona bu ismi vermişlerdir.

Babası Sevgili Peygamberimizin (sav) azatlı kölesi ve evlatlığı olan Zeyd bin Harise idi. Tanıdık geldi mi size?

Hani Sevgili Peygamberimizin (sav) Taif’e gittiğinde, Taifliler onu taşlamıştı ya. Zeyd bin Harise o sırada kendini Sevgili Peygamberimize gelen taşlara siper etmişti.

İşte kahraman bir babanın kahraman oğlu. Annesi ise Sevgili Peygamberimizin dadısı Ümmü Eymen’dir.

Sevgili Peygamberimiz Usâme’yi çok sevdiğinden, onu ve Hz. Hasan’ı dizlerine oturtup şöyle derdi: “Allah’ım! Ben bu ikisini çok seviyorum, Sen de onları sev.”

Usâme, Sevgili Peygamberimizin (sav) vefatına kadar onun yanından hiç ayrılmamıştır. Uhud Savaşına katılmak istemiş, ama yaşı küçük olduğu için Sevgili Peygamberimizin (sav) onun savaşa katılmasına izin vermemiştir.

Daha sonra Hendek Savaşı sırasında ayak parmaklarının ucuna basıp yürüyerek boyunu büyük göstermeye çalışmıştır. Bunu gören Sevgili Peygamberimiz (sav), onun savaşa katılmasına izin vermiştir.

Hendek Savaşından sonra birçok savaşa katılan Usâme, Sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından Suriye topraklarına sefere çıkacak bir ordunun kumandanı seçilmiştir. Ancak Sevgili Peygamberimiz (sav), ordu sefere çıkacağı sırada vefat etmiştir.

Bunun üzerine Usâme, Sevgili Peygamberimizin (sav) defin işleri ile ilgilenmiştir. Hz. Ebûbekir halife olunca orduyu tekrar toparlamış ve başına Usâme’yi komutan seçmiştir. Koca bir ordunun başında 18 yaşında bir komutan… Usâme bin Zeyd.

Usâme sefere çıkmış ve seferden zaferle geri dönmüştür. Bundan sonraki hayatını Medine’de geçirmiş ve orada vefat etmiştir.

Ferhat NAS