Zamanın kıymetini bilin. Yaşa eklenen ömürden eksilendir. Henüz hiçbir şey kaybetmeden tek bir şey kaybetmenize neden olan her şeyi kaybedin.

Adamın biri sıcak bir yaz gününde “zaman, hayat, vakit, ömür, çağ, asır” üzerine kafa yoruyordu. Düşündü taşındı, ağzından şu sözler döküldü: Nedir zaman, nedir? Bir su mu, bir kuş mu? Nedir zaman, nedir? İniş mi, yokuş mu? Vakit nakit midir? Vakit hayat mıdır? Sonra bismihu deyip Asr sûresini okudu: “Asra yemin ederim ki insan gerçekten zarardadır. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” İnsanın bu dünyada neler yapması gerektiğini özetleyen bir sûre. Allah’ın
üzerine yemin ettiği zamanın ne kadar önemli olduğunu düşündü. Ve sonra M. Akif Ersoy’un bu sûreyle ilgili dizelerini okudu: Hâlikın nâ-mütenâhi adı var en başı Hak Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak Hanı ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken Mutlaka sûre-i ve’l-asrı okurmuş bu neden? Çünkü meknûn o büyük sûrede esrar-ı felah Başta imanı hakîkî geliyor sonra salâh Sonra hak sonra sebât: işte kuzum insanlık Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık. Bunları düşünürken bir gün çarşıda bir buz satıcısı gördü. Şöyle bağırıyordu: “Sermayesi her an eriyen bu zata acıyın.” Evet, düşündüklerini özetleyen kısa ve basit bir cümle. Çünkü ömür sermayesi her nefeste eriyor. Nasıl ki buzun üzerine sıcak nefesimizi üfürdüğümüzde buzu eritiyoruz. Aynı şekilde çıkan ve giren her nefeste biz de eriyoruz. Öyleyse bu nefesler boşa gitmemeli. Bu nefeslerle bir şeyler kazanılmalı ve ahirette Allah’ın huzurunda bu nefeslerle kazandığımız sevabın mükafatını görmeliyiz. Ziya Paşa da: Dehrin ne safa var sîm ü-zer-inde İnsan bırakır hepsini hıyn-ı seferinde Yani bu çağın içerisinde altın kazanmışsın, gümüş kazanmışsın, ipekler giymişsin ne fayda var. Bir gün sefer başladığında bunların hepsini geride bırakıp gideceksin, diyor. Her sabah uyandığımızda, defterimiz 24 saatle doldurulur. Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Her sabah tanyeri ağarmadan iki melek şöyle der: Ey Âdemoğlu ben yeni bir günüm ve senin davranışlarına şahidim, o halde beni en iyi şekilde kullan, çünkü kıyamet gününe kadar bir daha gelmeyeceğim.” Onun için zamanın kıymetini bilin. Yaşa eklenen ömürden eksilendir. Henüz hiçbir şey kaybetmeden tek bir şey kaybetmenize neden olan her şeyi kaybedin. Bir yılın kıymetini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun. Bir ayın kıymetini anlayabilmek için prematüre bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun. Bir haftanın kıymetini anlayabilmek için haftalık dergi editörüne sorun. Bir dakikanın kıymetini anlayabilmek için henüz treni yeni kaçırmış bir kimseye sorun. Bir saniyenin kıymetini anlayabilmek için kazayı kıl payı atlatmış birine sorun. Bir salisenin kıymetini anlayabilmek için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanmış bir sporcuya sorun. Evet, hayat kısa yapmamız gerekenler çok. Yaşanan her anı en iyi şekilde değerlendirmek için şunlara da zaman ayırmalıyız:
Düşünmeye zaman ayırınız, o güç kaynağıdır. Oyuna zaman ayırınız, o devamlı gençlik pınarıdır. Okumaya zaman ayırınız, o hikmetin temelidir. Namaza zaman ayırınız, o yeryüzünde en büyük güçtür. Sevmeye ve sevilmeye zaman ayırınız, iman sevgi ve buğzdan başka bir şey değildir. Cana yakın olmaya zaman ayırınız, o mutluluğa giden yoldur. Gülmeye zaman ayırınız, o en iyi kolaylaştırıcıdır. Vermeye zaman ayırınız, hayat bencil olmak için çok kısadır. Çalışmaya zaman ayırınız, o başarının fiyatıdır. Boşa harcamaya zaman ayırmayınız. Resulullah’ın (s.a.s) ne dediğini hatırlayınız: “İki günü eşit olan zarardadır.” Ne mutlu zamanın gerçek kıymetini idrak edip onu en iyi şekilde kullanmasını bilenlere. Selam ve Dua ile…

Önceki İçerikEğitimcinin Paradigması ve Çocuk – Eğitim – Başarı Üzerine
Sonraki İçerikSLAV JI TE RE SEHÎDÊ PÎROZ